Onbinlerce sahabiyi ağırlıyor Cennet'ül Bakî

Medine-i Münevvere'de bizzat Hz. Peygamber'in (s.a.s) tesis ettiği bir kabristan Cennet'ül Baki. Kabristan'da medfun bulunanlar sebebiyle bu mübarek yere kabristan derken, bir kez daha düşünmek gereği hissediyorum. Ahmed Sadreddin yazdı.

Onbinlerce sahabiyi ağırlıyor Cennet'ül Bakî

 

 

Cenâb-ı Peygamber Efendimizin teşrifi ile şereflendikten sonra, ayıplanmış anlamına gelen Yesrib'in ismi, gerçek bir şehrin nasıl olabileceğini göstermesi itibarıyla Medine yani Şehir olmuştu. Tepelerinde yolu gözlenen sevgili (s.a.s) şehre bir güneş gibi doğmuş, kendisini bekleyenlerin dilini ve sadrını açmış ve sevinç şarkıları ile karşılanmıştı.

İlk olarak şehre bir mescid yaptırılmıştı. Ayıplanmışlıktan Hz. Fahri Âlem Efendimizin (s.a.s) teşrifiyle kurtulan şehir, beldeler içinde en ala belde olmak yolunda her gün biraz daha yükseliyordu. Yüzyıllar sonrasına Müslüman bir beldenin nasıl olacağı hususunda muhteşem bir örnek olan Kutlu Peygamber'in (s.a.s) şehri Medine-i Münevvere, bugün de yâdıyla dahi gönlümüzü aydınlatıyor.

Medine-i Münevvere'nin övüncü

Adeta Sevgili Peygamberimizin (s.a.s) planlaması ile kurulan şehrin, kıyamete kadar övüneceği çok büyük hazineleri var. Bunlardan biri Cennet'ül Baki. Sahabe-i kiram hazeratının birçoğunun medfun bulunduğu kabristan, ilk olarak Osman bin Maz'un'a (r.a) kucak açmış. İlk Müslümanlardan ve muhacirlerden olan Osman bin Maz'un (r.a), Hz. Ebu Bekir gibi, henüz İslam'la şereflenmeden “hanif” diye tabir ettiğimiz, Hz. İbrahim'in (a.s) yolundan gidenlerdendir.

Osman bin Maz'un (r.a), hicretten yaklaşık 30 ay sonra ebedi âleme göçünce, Peygamber Efendimiz (s.a.s) Medine-i Münevvere'nin etrafına çıkar ve "Bakî ile emrolundum!" buyurur. Osman bin Maz'un'un Bakî'ye defnedilmesi ile birlikte, ilk Müslüman kabristanı Medine-i Münevvere'de tesis edilir.

Hz. Peygamber (s.a.s) gözyaşlarıyla yıkadı

Bakî'nin ilk misafiri Osman bin Maz'un'u, Hz. Peygamber (s.a.s) bizzat kendi elleri ile defneder. Yıkanma ve kefenlenme hazırlıkları yapılırken Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir ara kendisine yanaşır ve alnından öper ve hüznünü gözyaşları ile ifade eder. Devamında ise şu sözleri söyler: "Ey Ebû Sâib, Allah sana rahmet etsin. Dünyadan çekip gittin. Ama ne sen ona iltifat ettin, ne de o sana."

Osman bin Maz'un (r.a) kabre indirilip defnedildikten sonra Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), "O bizim ne iyi selefimizdir…" diyerek kabrinin başına bir taş diker. Bakî kabristanının kuçak açtığı ilk Müslüman Osman bin Maz'un'dan sonra, Müslümanlardan biri dünyadan göçtüğünde, Ashab-ı Güzin Efendimize (s.a.s), "Nereye defnedelim?" diye sorarlar, O (s.a.s) da, "Selefimiz Osman bin Maz'un'un yanına” buyururlarmış.

Onbinlerce sahabî buraya defnedildi

Hz. Peygamber'in (s.a.s) kerime-i muhteremeleri Hz. Rukiyye Annemiz de âlem-i cemale göçtüğünde, "Bizim hayırlı selefimiz Osman'a kavuş!" diyerek kendisini Bakî kabristanına defnetmiş. Cennet'ül Bakî kabristanında onbinlerce sahabe medfundur. Hz. Aişe, Hz. Hafsa, Hz. Sevde, Hz. Zeynep binti Cahş, Hz. Ümmü Habibe, Hz. Ümmü Seleme, Hz. Cüveyriye, Hz. Safiye ve Hz. Fatıma annelerimiz, sahabe-i kiramdan Hz. Abbas, Hz. Sad b. Ebi Vakkas ve Hz. Hasan Efendilerimizin yanısıra İmam-ı Malik Hazretleri ve sonra gelen birçok büyük zevât buraya defnedilmiş.

Birçok şehidi bağrına bastı

Mehmed Akif Ersoy da, "Necid Çölleri’nden Medine'ye" isimli şiirinde, Hz. Peygamber'in (s.a.s) kabr-i şerifi önünde muhabbetini, hicranını, sevdasını izhar eden bir Sudanlıdan bahseder. O Sudanlı arz-ı hâlinden sonra derin bir ahh'la, olduğu yerde ruhunu teslim eder. O Sudanlı da, şiirde haber verildiği üzre Bakî'ye defnedilir. Bu gibi bir çok şehidi de bağrına basmıştır bu mübarek mekân.

Fakat malesef Suud Hanedanı’nın iktidarından sonra, yanlış ve hiç bir haklı tarafı bulunmayan sözüm ona ictihadla, Cennet'ül Bakî'deki kabirler ve türbeler, İslam dinini özüne döndürmek maksadıyla yıkılmış ve kabristan adeta bir tarla gibi sürülmüş, geriye terkedilmiş bir şehrin kalıntılarını andıran bir tablo kalmıştır. Harem-i Şerif'i gökdelenlerle kuşatmayı İslam'ın özüne aykırı bulmayan yönetim, sahabe-i güzinin kabr-i şerifleri üzerine konulan türbeleri yerle bir etmiştir.  

 

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2017, 14:07
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13