'Ömrümüz boşa gitmiş, ilim buymuş'

Fahreddin (Fahri) Kulu Efendi aslında İslami ilimlerde derya olan Konyalı bir âlimdir fakat hayatını sessiz sedasız ve tevazu içerisinde geçirmiştir. Mehmet Emin Başalp yazdı.

'Ömrümüz boşa gitmiş, ilim buymuş'

Konya’da tek Mevlana yoktur ki; sayıları belki onları, yüzleri bulur ve pek çoğu gizli kalmış hazineler de vardır Konya'da. İşte Fahreddin (Fahri) Kulu Hocaefendi de onlardan biridir. 26 Temmuz 1950’de ahirete irtihal eden Hocaefendi’nin vefatının üzerinden 64 sene geçmekle hâlâ Hocaefendi’yi tanıyamamışsak büyük bir eksiklik içindeyizdir.

Paşadairesi Konya'nın önemli ilim merkezlerindendi

Konyalıların Fahri Efendi diye andıkları Hocaefendi tahminen 1878 yılında Konya’nın Taşkent ilçesinde doğar. Bu sarp coğrafyadan 11-13 yaşlarında okuması için Konya’ya gönderilir. İlk başta Sivaslı Ali Kemali Efendi’nin medresesine kaydolmuş ise de Halid-i Bağdadi’nin “Anadolu Aslanı” dediği Bozkırlı Şeyh Memiş Efendi’nin (Muhammed Kudsi Efendi) oğlu ve halefi Muhammed Bahaüddin Efendi‘nin “bu çocuğu bize verin biz okutalım” demesi sonucu Paşadairesi diye anılan Ebu Bekir Sami Paşa Medresesi’nde eğitimine devam etmiştir. (Detaylı bilgi için Prof. Dr. A. Osman Koçkuzu’nun Paşadairesi isimli kitabı incelenebilir.)

Fahri Efendi, Muhammed Bahauddin Efendi’ye intisap ederek hem kendisinden hem de Muhammed Bahaüddin Efendi’nin hepsi müderris olan çocukları Zeynel Abidin Efendi, Rıfat Efendi, Ahmet Ziya Efendi gibi hocalardan ve etrafındaki ilim halkasından feyz alır. Daha sonra İstanbul’da çeşitli medreselerde ders görerek icazetler alır ve Sebilü’r Reşad ve bir çok dergide yazıları yayımlanır.

Paşadairesi Medresesi daha sonraki yıllarda Islah-ı Medaris ismini almış olup Osmanlı son döneminin en önemli eğitim kurumlarından biri olmuş. Fahri Efendi de eğitim aldığı bu ilim yuvasında müderris olarak görev alır ve pek çok öğrencinin yetişmesine vesile olur. Hatta okul o kadar meşhurdur ki Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin oğlu bile bu okuldadır.

Fahri Efendi, Kaside-i Bürde’yi manzum tercüme etmiş olup ayrıca bir çok şiiri de bulunmakta. Medreseler kapatıldıktan sonra kısa bir süre imamlık yapan ve daha sonra evine çekilen hocaefendi, vefatına kadar dost meclislerinde irşada devam eden münzevi bir hayat yaşar. Yetiştirdiği talebeler ise Konya’da dini anlamda hep öncü olurlar.

Bu nasıl ilim, bu nasıl tevazu”

Fahri Efendi aslında İslami ilimlerde derya olan bir âlimdir fakat hayatını sessiz sedasız ve tevazu içerisinde geçirir. Onu tanıyanlar ise hayretlerini gizleyememekte ve takdirlerini ifade etmektedirler. Bu hususta Diyanet İşleri eski başkanlarından Ahmet Hamdi Aksekinin Fahri Efendi Hoca ile ilgili yaptığı yorum önemlidir. Beraber bulundukları bir ortamda karmaşık ve ince bir İslami mesele tartışılmakta imiş. Fahri Efendi önce hiç müdahil olmayıp uzunca konuşmaları dinlemiş ve “biz bunu pek bilmeyiz ama büyüklerimiz şöyle derlerdi” diyerek söze başlamış ve meseleyi en ince teferruatına kadar açıklığa kavuşturmuş. Ahmet Hamdi Akseki ise “Allah Allah! Önce bilmez gözüktü, sonra meseleyi açıklığa kavuşturdu. Bunu da 'ben'i yok ederek (kendini öne çıkarmayarak) tevazuyla yaptı. Bu nasıl bir tevazu... Ben kimsede böyle bir hal görmedim. Bu nasıl adam! Bu nasıl ilim! Ömrümüz boşa gitmiş! İlim buymuş” diyerek şaşkınlığını, hayretini ve takdirini belirtilmiş.

Fahri Kulu Hocaefendinin, aynı zamanda beraber hocalık yaptıkları Hacıveyiszade Mustafa Kurucu Hocaefendi ile vefatına kadar çok sıkı dostlukları bulunmaktadır. Fakat bu dostluk Hacıveyiszade Mustafa Kurucu Hocaefendi’nin Fahri Efendi’nin önünde devamlı diz çökülü vaziyette kıpırdamadan oturduğu, görüşlerine her zaman başvurduğu bir dostluktur.

Cenazesinde bile tevazu istedi

Fahri Efendi keramet ehli de bir kimsedir. Övünmeyi sevmeyen kişiliği nedeniyle kerametlerinden bahsetmeyeceğiz. Çünkü o, kendisine hasta bir çocuğu okuması için getiren bir kişiye “on beş gün sonra gel de o zaman okuyalım” diyecek ve aradan on beş gün geçtikten sonra o kişi kızının iyileştiğini söyleyecektir. Hocaefendi ise “biz yine okuduk da şifa Allah’tandır, eğer yanında okusaydık şifayı bizden bilebilirdi belki” diye böyle davrandığını ifade etmiştir.

Hocaefendi o kadar tevazu sahibi bir zattır ki “cenazemizi büyük camilere götürmeyiniz, övünmüş olmayalım. Sarıyakup’ta kılar defnedersiniz” diye vasiyet etmiştir. Sarıyakup evinin yakınında bir camidir. Cenazesi Hacı Fettah Mezarlığı’nda hocası ve mürşidi Muhammed Bahaüddin Efendi’nin yakınına defnedilir. Mütevazı bir hayat süren ve esasında bir gizli hazine olan Fahri Efendi’nin ruhu şad, mekanı cennet olsun.

Mehmet Emin Başalp yazdı

Yayın Tarihi: 04 Ağustos 2014 Pazartesi 13:55 Güncelleme Tarihi: 13 Ocak 2019, 23:49
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
cihad meriç
cihad meriç - 7 yıl Önce

Tanıyandan , tanıtandan, vesile olandan Rabbimiz razı olsun.

Talha
Talha - 7 yıl Önce

Allah razı olsun, yazılarınızın devamını bekleriz.

Cerrahi
Cerrahi - 7 yıl Önce

Böylesi yazıların devamını dilerim.

banner26