banner17

Okyanus ötesinde 90 kızı var!

O farklı bir iş yapıyor. Bizden çok uzaklarda travmaların kucağındaki çocuklara eşi ile anne baba olmuş.

Okyanus ötesinde 90 kızı var!

Açe… Birçoğumuzun bilmediği, bilenlerin de hakkında pek bilgi sahibi olmadığı, tarihi sömürge savaşlarına karşı duruşla geçmiş Güney Asya’da Endonezya’ya bağlı Sumatra adasında bulunur. Bölge yakın zamanda 26 Aralık 2004’te deprem ve ardından gelen tsunami felâketiyle karşı karşıya kalmıştı. Yüzyılın felâketinde bölgede taş üstünde taş kalmadı. 250 binden fazla kişinin kayıp verildiği felâketin ardından dünya kamuoyunun ilgisi, insanların yardımı ve yardım kuruluşlarının vesilesiyle 6. yılına biraz daha rahatlamış girdi.

Belki de daha mühim olan tsunami felâketinin ardından yaklaşık 30 yıl süren (1976-2005) Endonezya Hükümeti ile açılımı “Gerakan Aceh Merdeka” yani (GAM) Özgür Açe Hareketi’nin aralarındaki savaşın barış anlaşması imzalayarak “savaşa dur” demeleriydi. Her iki tarafın karşılıklı talepleri doğrultusunda barışa adım attılar. Anlaşma sınırları çerçevesinde Endonezya Hükümeti askerlerini çekti, Özgür Açe Hareketi de silahlarını teslim etti.

O günden bugüne neler olduğunu, nelerin değiştiğini İHH’nın Açe sorumlusu Şehid Bahattin Yıldız ve Faruk Aktaş’ın vârislerinden gördüğüm ve şuan Açe’de yetimhanede yetimlerle günlerini geçiren Reşad Başer’le konuştuk. Ayrıca Açe’deki faaliyetleri http://acehistanbulyetimhanesi.blogcu.com/ adresinden de takip edebilirsiniz.

"Beşeri" ve doğal felâketin vurduğu Açe'nin son durumu hakkında genel gözlemleriniz nedir?

Bismillahirrahmanirrahim. Açe’yi anlamanın yolunun öncelikli olarak tarihsel sürecini bilmekten geçtiğine inanıyorum. Açe, İslam’ın Uzak Asya’da ulaştığı ve hızlı bir şekilde benimsendiği topraklar olması dolayısıyla önemlidir. Açeliler İslamla müşerref olduktan sonraki gelişimleri Osmanlı’ya bağlılıkları ile tarihsel öneme sahiptirler. Hollandalılar ve İngilizlerin işgaline karşı direnişleri sonrasında özgürlük mücadelesi ile adaların hareketli bölgesidir. Yaşadıkları tsunami bir sürecin sonu gibi gözükse de bir nevi yeni başlangıç oldu. Toparlanma süreci devam ediyor. Birçok bölgede yeniden inşa çalışmaları devam ediyor. Geçtiğimiz 26 Aralık 2010 Tsunami yıl dönümü olması dolayısıyla acıları tazelendi. Toplu mezarların olduğu yerlerde ve özellikle âfetin geldiği okyanus kıyısında büyük bir anma programı organize edildi. Burada vurgulanan önemli vurgu “Allah’tan gelene sabretmek ve geride kalanlara - yetimlere sahip çıkmak” Burada yetim sayısı 100.000 civarında. Yardım çalışmaları devam eden, yetimhaneleri olan kurum ve kuruluşlar var. Hep birlikte Açe’de güzel bir gelecek için çalışmaya devam ediyoruz. Evet Açe’de her şey daha güzel olacak inşallah...

Yaklaşık 30 yıl süren savaşın taraflar (Endonezya Hükümeti ve ÖZGÜR AÇE Harekâtı -GAM-) arasındaki uzlaşmasının ardından ilişkiler ne durumda? Bölgede tam bir barış havası hâkim mi?

Tsunami sonrasında yapılan Helsinki anlaşması ile durulmuş bir süreç yaşanıyor. Taraflar yaşanılan acının üzerine henüz bir girişimde bulunmuyorlar. Bu ne kadar daha devam eder bilinmez ama bilinen şu ki 100 binleri kaybeden bir acının silinmesi hiç de kolay olmadığı görülüyor. Anlaşmayı bozacak girişimlerin alametleri yok.

Açe
(+)

Yüzyılın felâketi olarak adlandırılan tsunaminin ve iç savaşın insanlar üzerindeki izleri devam ediyor mu? Ne gibi olumsuzluklar söz konusu?

Uzun yıllar devam eden iç savaş kalıntıları tabii ki kolay silinmeyecektir. Fakat tsunami başka bir hâdise... Bizimle kalan yetimlerden birçoğu elinden kayıp giden, gözleri önünde onlarca metre suya kapılıp giden ailelerine şahit olmuş. Onun travmaları devam ediyor. Bir çoğunun tedavileri devam ediyor. Tsunaminin olduğu günün yıl dönümünde bütün yetimleri bir köşeye çekilmiş gözyaşları ile dualarını Rabbe yöneltirken gördük. Yaşanan hadiseler, uzun yıllar emek sarf ettiklerinin bir anda kaybetmeleriyle hayatın gerçek sahibini daha iyi anlamalarına vesile olabiliyor. Gerçek olanın yalnızca kulluk ve ibadet olduğunu da capcanlı görmüş olduk. Okyanusa yakın yaşayanların iç bölgelerde yaşayanlardan afetin yeniden gelmemesi için dualar istediğine şahit oluyoruz. İnna Lillahi ve inna ileyhi raciun.

Şehid Bahattin Yıldız ve Faruk Aktaş Ağabeylerimizin vârisi olarak yetimhânede ailenizle birlikte bulunmaktasınız. Ne gibi faaliyetlerde bulunuyorsunuz? Ayrıca yetimlerle beraber geçirdiğiniz bir günü anlatır mısınız?

Bahattin Ağabeyin, birçok mücadele insanında emeği vardır. Bu anlamda benim üzerimde de azımsanmayacak kadar fazla emeği vardır. Faruk Aktaş Ağabeyimi rahmetle anmadan geçmek istemiyorum. Son yetimhane için giderlerken havaalanına götürmek bana nasip olmuştu 2 kutlu şehidi. Faruk Abi’ye Bahattin Ağabeyi sana emanet ediyoruz denildiğinde, “Ben, uzun yıllardır Bahattın Abi ile yolculuk etmek için dua ediyordum bugüne nasipmiş. Ben kendimi ona emanet ettim.” dedi. Yetimler için beraber yol aldılar. Mübarek ola.

Açe, Resim yarışması
Resim yarışması

Açe, Resim yarışmasıBahattin Ağabey’in vesilesi ile ilk yurt dışı çıkışım yine mağdur bir coğrafya olan Pakistan – Keşmir depremi oldu. Keşmir’de İHH tarafından açılan çadır kente koordinatör olarak gitmiştik. Sonrasında ise, İHH’da aktif olarak çalışmaya başladım. Mazlum çoğrafyalara uzanan, yetimlerin elinden tutan dünyada üzerine güneşin batmadığı hayır hareketinde üzerimize düşeni yapmaya başladık. Bu satırları okuyanların 6 saat önünde onların adına burada hayırlı işlere vesile olmaya çalışıyoruz. Onların desteği uyurken veya kalkmak üzere iken fiîliyata dönüşüyor. Ve diğer bölgelerde aynı samimiyetler devam ediyor. Bunlara bakıldığında gerçekten önemli girişimler. Onların kişiliklerine katkıda bulunabilecek faaliyetler ve daha mühimi ise eksikliğini hissettikleri anne ve baba sevgisini biraz olsun eşimle beraber azaltabilmek. Bize anne ve baba diye sesleniyor olmaları onlar kadar bizleri de çok mutlu ediyor. Bir anda 90 tane kızımız oldu!.. Burada onlara katacağımız en küçük değer onlarda büyük yankılar buluyor. Bu günlerde Açe – Gazze kardeşlik günleri etkinlikleri düzenliyoruz. Gazze’yi anlatan resim yarışması gibi etkinliklerle diğer coğrafyalarda yaşananlara da kayıtsız kalmamalarını, acının paylaştıkça azalacağını hissettirmek istiyoruz.

Güneş ilk ışıklarını henüz semadan yetimhaneye yansıtmadan çocuklar kalkıyorlar. Üstlerine doğacak bereket anlarını hiç kaçırmıyorlar. Kendi aralarındaki bu hayır yarışında kimsecikler geride kalmıyor. Öyle bir yarış ki küçüklerin büyükleri geçtiği ve en ufak bir gururun görülmediği bir yarışma oluyor. Hemen hemen her gün hiç aksatmadan önde gidenlerin başında ilk safta yerini alıyorlar. Koşuşturmaca ile geldikleri mescitten adeta mükâfatlarını almış olarak geri dönüyorlar. Erken başladıkları günün her türlü bereketinden istifade ediyorlar. Ev yolunda daha bir heyecan ile geliyorlar kapıda karşıladığınız da anne ve baba hissiyatı ile gelenlerin ellerinizi öpmesi ve sizin başlarını okşayarak “Okulun ve günün nasıldı?” edasıyla karşılıyoruz.

Birlikte öğle yemeğinde buluşanlar, okulu öğle saatinde son bulanlar... Bundan sonraki saatleri evlerindeki gibi rahat ve oyunlarla geçiyor. Hatta daha kalabalık bir aile olmanın avantajlarından istifade ediyorlar. Hoparlörden yükselen yemek saati anonsu bir anda yemekhane yolunda kalabalık bir koşuya dönüşüyor. Sanki anne ve babaları “hadi çocuklar yemek vakti sizi bekliyoruz” havasında bir heyecan ile masalarında yerlerini alıyorlar. Küçükler ablalarının yanına, büyükler de bir abla hissi ile küçüklerini kanatlarının altına anne şefkati ile alıyor. Dua ile başladıkları yemek nimet sahibine şükür ile son buluyor. Bu sefer ses mescitte yükseliyor. Ezan sesi ile hepsi meleksi kıyafetlerini giyerek küçük melekler edasıyla mescit yoluna koyuluyorlar. Cemaat ile kılınan akşam namazının ardından hep birlikte tesbihat yaparak seslerini topluca Rablerine duyuruyorlar. Derslerini alanlar – soru soranlar hep bu anda görevli ablaları ile bütünleşiyor. Akşam ile yatsı arasında devam eden bu tesbihat sonrasında üniversiteli ablaları tarafından verilen destek etütleri ile kendilerini okullarına daha iyi hazırlamaya ve başarılarını artırmaya bırakıyor. Yatsı namazında cemaat olmanın şuurunu pekiştiriyorlar. Arkasından toplu okudukları kısa sûreler, zihinlerde Kuran’ın tilaveti ile bilince dönüşüyor. Her anlarını dolu dolu geçiren çocuklar günün heyecanını artık yataklarında kuracakları hayallerine bırakmak üzere... Sâkin adımlar, onları sürüklüyor.

Yaklaşık olarak 1 aydır bulunduğunuz Açe'de hangi zorluklarla karşılaştınız? Açe halkı sizi nasıl karşıladı?

Açe’de evimize gelmiş gibiyiz. Çocuklar, bizi anne ve baba söylemleri ile karşıladılar. Geleceğimizden haberleri olunca gözleri yolda bizi beklemişler. Özel karşılama töreni yaptılar ve sanki kaybettikleri ailelerine kavuşma hissiyatı ile kucakladılar. Biz de onlara yeniden ailelerine kavuşma duygusu vermek istiyoruz. Açe halkı da bizi yakın ilgi ile karşılıyor. Türkiye’den gelmiş olmamız ve burada yetimlerle hayatı paylaşıyor olmamız onları bize bir kat daha yaklaştırıyor. İHH’nın tsunami sonrasında yaptıklarını tıpkı Osmanlı devletinin yaptığı yardım gibi benimsemişler. İstanbul Yetimhanesi bölgenin çiçek bahçesi ve burada itina ile yetişen çiçekler var. Halk ile kucaklayarak büyütüyoruz.

Açe

Halkın normal hayatlarına döndüklerini söyleyebilir miyiz? Âcil olarak hangi tür ihtiyaçlar söz konusu?

Halkın kendine geldiğini söylemek belki de erken çünkü her sarsıntıda her hava değişmesinde o bildik psikolojiye giriyorlar. Okyanusa yakın yaşayanlar iç bölge halklarından kendileri için dua etmelerini istiyorlar. Türkiye başta olmak üzere yapılan yardımlar bir çok şeyin hızla düzettiğini gösteriyor. Bir anda İBB tarafından verilen çöp kamyonunu çevrenin temizliği için Açe sokaklarında görebiliyorsunuz. Yetimhaneler bölge için önemli ve geri kalan yetimlerin ellerinden tutulması Açe’nin geleceği için ışık olacaktır. Onları yalnız bırakmamak lazım. Sanırım evlerinde yetimleri olmayanların ellerinden tutacak kendilerini cennete taşıyacak. Allah Resûlünün müjdesine nail kılacak vesileleri yalnız bırakmamalı. Burada olduğu gibi diğer diyarlarda da birçok şey hızla düzelecektir. Filistin’de işgal bitecek. Irak – Keşmir – Doğu Türkistan – Çecenistan – Afganistan... Diğerleri hepsi birbirine bağlı diye düşünüyorum. Ne zaman ki ümmet olma şuuruna erersek hepsi düzelecektir inşallah...

23534

23535

Açe, Voleybol maçı

Mazlum bir milletin yetimleri olarak dünyada gelişen diğer olaylara bakışlarını nasıl yansıtıyorlar? Misâl olarak “Yükü Özgürlük Mavi Marmara Zaferi” gibi…

Ortadoğu ve Uzak Doğu halklarının kardeşliği açısından önemli günlerdeyiz. Biz de bu günlerin anısına İHH İstanbul yetimhanesinde Açe – Gazze kardeşlik günlerini çocuklarla ilan ettik. Bir hafta süren etkinliklerde inanılmaz sahnelere şahitler olduk. Kazananın aşırı sevinmediği kaybedenin de üzülmediği, kazancın kardeşlik olduğu günleri geride bıraktık. Voleybol, badminton, şiir, deneme, bilgi yarışması, resim gibi etkinlikler ile bir bayram havasında kardeşleri ile uzakları yakın ettiler. Sevgilerini resimlerine çizdiler, duygularını şiir ve denemeye yansıttılar. Gazzeli kardeşlerinin adına oyunlar oynadılar. Dostluklarını pekiştirerek bir gün beraber olma arzusu ile oradaymış gibi heyecanlandılar. Asmaul Husna Gazze’yi çizerken Siyonist İsrail’in oltasının Gazze’yi tahayyül ediyordu. Bütün dünyanın gözleri önünde kan gölüne dönen Gazze’yi binlerce kmden çizgileri ile daha 14’ünde anlatmış. Büyüklerine nispet edercesine, 11 yaşında Melisa Hanum ise, kalemi ile duygularını satırlarına tercüman ederek gözyaşlarını da eklediği hislerini sevgi kuşu ile Gazzeli kardeşlerine gönderdi. Voleybol, badminton maçlarında kazanan ve kaybedenlerin beraber sevindiği anları paylaştılar. Bu sevinçte buradaki yetimlerin bakımını üstlenen Türkiyeli ailelere seslenmek istiyorum. Cennet kokusu almak istediğinizde baktığınız yetimi görmeniz yeterli olur inşallah. Sizlerin emeği ile hayata tutunan bu çocuklar zulme karşı omuz omuza duruyorlar.

"Okyanus ötesi" Açe’den özel olarak dunyabizim.com okuyucularına söylemek istedikleriniz…

Dünyabizim.com’un önemli bir boşluğun mihenk taşı olduğu düşüncesindeyim. Kendine özgü anlayışı ile zihinlere tohumlar ekiyor. Gerçekten bu dünya bizim. Sorumluluk alanımız sadece yaşadığımız topraklar değil. Zulmün olduğu yerde, sıkıntının olduğu yerde çözüm olabilmek; birbirlerinin ellerinden tutabilmek gerekli. Mazlum bir coğrafyada kanayan yaraya duyarsız kalmak bizim anlayışımızda yoktur. Açe’ye gelen İslam’ın nasıl geldiği âşikar. Bizim buradaki görevimiz de aynı şuurla olmalı. Dunyabizim.com okuyucuları da bir gün dünyanın her hangi bir yerine iyiliğe vesile olmak veya iş hayatları için gidebilirler. Hayatta aldığınız kararların arkasında durun, inanın ki Allah sizin için en güzelini tasarlamıştır. Yolunuzun düştüğü herhangi bir diyarda bir yetimhane bahçesinde çiçek yetiştirmeye veya herhangi bir yerde merhamete ortak olabilirsiniz. Vesile olacağınız hayır sizi Allah katında güzel bir mertebeye eriştirecektir. Örneğimiz yetimler için şahadete erişen ağabeylerimiz Bahattin Yıldızlar, Faruk Aktaşlar, mazlum Filistin halkı için hain saldırıda şahadete erişen kardeşlerimiz Mavi Marmara’nın aziz şehitleri ve bu yolda hayatlarını merhamete ortak edenler... Dunyabizim.com ekibine başarılar diliyorum. Takip edenlere ise, ‘bir yetimi bulun hiç olmazsa başını anne veya baba hissiyatıyla okşayın’ diyorum. Merhametinizin karşılığı size anne veya baba hissiyatıyla bakan gözler olarak yansıyacaktır. Bir yetimin yüreğine dokunun, merhamete ortak olun.

Açe İstanbul yetimhanesinin faaliyetlerini www.ihh.org.tr ve açtığımız blogdan www.acehistanbulyetimhanesi.blogcu.com adresinden takip edebilir ilgili konularda veya farklı konularda bize yazabilirsiniz.Çocuklar için dualarınızı bekliyoruz. Sizler için dua edeceğimizi söylemek istiyorum. Allah’a emanet olun. Merhametin ulaştığı yer uzak değildir.

 

Serkan Sevinç konuştu

Güncelleme Tarihi: 24 Ocak 2011, 17:23
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
FURKAN ÖZKAN
FURKAN ÖZKAN - 8 yıl Önce

Gidenlerin Ardından ...
http://acehistanbulyetimhanesi.blogcu.com/gidenlerin-ardindan/9515647

musa caner
musa caner - 8 yıl Önce

memleketinden kilometrelerce uzakta, her türlü fedakarlığı göze alanlardan da, oralarda uzaktan gelen misafirlere her türlü yardımı gösterenlerden de allah razı olsun...
allah sayılarını arttırsın inşallah...
reşad abiye ve yanında bulunanlara kolaylık versin.

emine 4118
emine 4118 - 8 yıl Önce

bu güzel yazı için teşekkür ediyorum SERKAN Bey...

Şule Kalender
Şule Kalender - 8 yıl Önce

çok büyük fedakarlık gerektien ve meşakkati çok fazla olan bir uğraşıyı allah rızası için kilometrelerce uzaklıkta memleketten ayrı kalmayı göze aldğınız bu durumda allah yar yardımcınız olsun.Güzel hep sizlerin olsun.sizi şimdiden özledik.yetimlerimze kucak dolusu sevgi ve selmlarımızı iletiyorum.selam ve dua ile.Allah a emanet olunuz.

Betül Yıldırım
Betül Yıldırım - 7 yıl Önce

Aceh İstanbul Ailesine “Küçük Ağabey”
http://acehistanbulyetimhanesi.blog.com/2011/05/19/aceh-istanbul-ailesine-%E2%80%9Ckucuk-agabey%E2%80%9D/

banner8

banner19

banner20