banner17

O, Türkçeyi konuşurken âşık olasınız gelir

İnce işlenmiş şiir mimarisinden oluşan eski zaman kentlerinde dolaşan Nur Hayati İnanç’ı yazdı Mehmet Aycı..

O, Türkçeyi konuşurken âşık olasınız gelir

 

Hafız. Beleğinde on binlerce dize var. “Divan şiiri” diye tavsif/tasnif edilen büyük şiirin büyük adamlarını adı gibi biliyor. Divanları ezberinde. Gözleri geceler boyu okumaktan kararmış; içine sızan bir aydınlık var gözbebeklerinden… Rüyasında eski ustaların yüzüne karşı onların gazellerini, kasidelerini, rubailerini okuyor. O yakınlaştıkça şiire, şiir de, şairi de ona yakınlaşıyor. Bir satır dizesi yok kendine ait, ancak şair. İnanırım ki, kabirlerinden kalkıp aramıza katılsa o şairler, “ömrümüzde böyle bir muhip bulamadık” diye dövünürler ve Nur Hayati İnanç’a kaside yazmaktan kendilerini alamazlar.Nur Hayati İnanç

Muallim. Öyle bir kartı, kariyeri, kaygısı yok. Yok demeyelim, kaygısı var. Televizyonda “Can Veren Pervaneler” programını yaptı. Değişik yerlerde şiir programları düzenledi. Öğrencileri, takipçileri var. Belleğinden, kalbinden, ruhundan taşan incelikleri “dert söyletir” fehvasınca paylaşmak istediğindendir. Nama nişana, şana şöhrete ihtiyacı yok. Hatırı sayılır bir şöhreti oldu ancak bu mahcupluğunu ve öğrenme/azmini artırmaya yaradı sadece.

Hayatın hayretten ibaret olduğuna dair muhteşem bir yanılgıya sahip

Esrik. Esrikliği meyden değil, neyden… Üflenen bir ruh olduğunu aklından çıkaramıyor. Hayatın hayretten ibaret olduğuna dair muhteşem bir yanılgıya sahip… Yanılgısının hakikat olduğunu adı gibi biliyor. Nur, hayat ve inançtan mürekkep adı soyadı da hayret değil mi ya… Şeyhülislam Yahya’yı, Taşlıcalı’yı, İzzet Molla’yı, Necati Bey’i, Zati’yi ondan dinlerken nasıl bir esrime içinde olduğunu, sarhoşluğunun kahveyle, çorbayla, soğuk duşla geçmeyeceğini görmek mümkün. İnce işlenmiş şiir mimarisinden oluşan eski zaman kentlerinde dolaşıyor aramızda dolaşırken. Namını divan şiirine borçlu akademisyenlerin hiçbirisine onun tattığı sarhoşluk nasip olmadı. E, başı hoş olunca, edası da, sözü de, sureti de hoşlaşıyor.

Nur Hayati İnançMelez. Dedeleri Afrikalı. Kendi Türk… Dedelerinin Afrikalı, kütüğünün Denizli’de olması, kırk kuşak İstanbul beyefendisi olmasına halel getirmemiş. İstanbul-Ankara arasında işi gereği mekik dokuyanlardan… Öyle Ankara korkusu, yazıklanması filan yok. Şehri besleyen, şehri şehir kılan derin dinamikleri bilmekten öte yaşıyor. Hacı Bayram’ın arkadaşı…

O, Türkçeyi konuşurken âşık olasınız gelir

Avukat. Dertli’nin ruhunun kulakları çınlasın, viran olmayası hanesinde evlat uşak bulunduğundan mecburen…

Vefalı. Siz arayıp sormasanız da, bir konukluk, ne bileyim bir bardak sıcak çayı birlikte içme, az bilindik bir şairin çok güçlü bir mısraı etrafında dönen kısa bir sohbetiniz hatırına arar, sorar, siz onu dünya meşgalesinden unutsanız da, o unutmaz. Oysa aynı dünya meşgalesi onu daha fazla meşgul etmektedir. Bahaneye sığınmaz.

Okuduğu kitaplar okunmaktan, altı çizilmekten, kenarına notlar alınmaktan okunamaz hale gelmiştir. Yahut ikinci bir kitap yazılmış gibidir.

Türkçeyi konuşurken âşık olasınız gelir. Dil onda nurlanır, ayrı, sadece ona özgü bir hayatiyet kazanır.

Hepimiz gibi bir âdem. Bir âlem… Hepimiz gibi değil. Yüzü safi hayretten...

 

Mehmet Aycı yazdı

Güncelleme Tarihi: 10 Kasım 2012, 22:52
YORUM EKLE
YORUMLAR
Selma Aşıkoğlu
Selma Aşıkoğlu - 5 yıl Önce

Bu kadar guzel bir yazida bellek kelimesinin kullanilmasi beni ziyadesiyle üzdü. Hafıza yerine bellek dediğinizde neleri yok ettiğimizi düşünelim. Hafiza, muhafiz, hafiz, hifz etmek,...Kelimeler kısırlaşıyor, zihinler köreliyor. Bilgisayarin belleği insanin hafizasi olur.

Ahmet
Ahmet - 6 yıl Önce

Birde İhlas Yurtlarından, daha doğrusu ihlas sohbetlerinden tanımalısınız kendisini.

Sami Çelik
Sami Çelik - 6 yıl Önce

GÜZEL HABER: Hayati İnanç Hocamızın Kabakçı Konağındaki Hamamönü Sohbetleri Ekim ayında başlıyor. İlk program 10 Ekim saat 19:00.

Zayi
Zayi - 6 yıl Önce

06.10.2012'de Pendik MAE KM'de yaptığı konuşmasında bu yazıya atıfta bulunmuştur.

ÖKKEŞ KUL
ÖKKEŞ KUL - 5 yıl Önce

Selma hanım, bilgisayarda belleği kabullenip de insanda reddetmek çelişki olur. Başka bir yazar da, İslam'ın medeniyeti olur, Batı'nın da uygarlığı olur diyordu geçenlerde. Bunlar sonucu olmayan kelime oyunlarıdır. Başka kelimeler üstünden de bu ayrımlara itibar edenler var. Bence bunlarla uğraşmayı bırakalım artık. Bir zamanlar öztürkçedir diye bu kelimeleri reddedenlerin tümü, şimdi o kelimeleri yazılarında da konuşmalarında da kullanıyor.

banner8

banner19

banner20