O, şair olmakla birlikte tam bir şiir âşığıdır da

Vural Kaya’nın şiirde kırdığı dümenler, neredeyse 1995’lerden bugüne kadar Türkiye’de yazılan şiirin tamamında dolaşmasını, o şiirlerin tamamından pay olmasını sağlamıştır.

O, şair olmakla birlikte tam bir şiir âşığıdır da

 

Vural Kaya; şair, çocuk edebiyatı yazarı (çocuk şiiri, masal), dergici, ilahiyatçı (yüksek lisansını yapmıştı sanırım, doktoraya başladı mı bilmiyorum) ve imam. En tatlı ve en zor tarafı imamlığı. Buna en tavizsiz ve en dikkatli yönü de diyebilirdik. Tabii Vural Kaya’yla 2006’tan bu yana görüşemediğimiz için, bu arada daha neler yaptığını, yani son durumu bilemiyorum. Duyduğuma göre Ankara’ya taşınmış ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nda çocuk kitapları yayınıyla ilgileniyor.

Vural Kaya şair, bununla birlikte tam bir şiir âşığıdır. Öyle şairler gördüm ki inanmayacaksınız şiir okumazlardı, yeni şair ve şiir kitaplarından haberleri olmazdı. Aralarında edebiyat dergilerinden bir tane bile takip etmeyenlerle çok karşılaştım. Önceleri buna çok şaşırır, üzülür ve bu konu üzerine epey ağır şeyler söylerdim. Sonradan alıştım, çünkü anladım ki, şiir yazmaya çalışmak ve kendini şair zannetmekle şiiri sevmek arasında fark var. Bu fark kapatılamadığı müddetçe şiir alanında dişe dokunur bir şey yapmak mümkün değil.

Vural Kaya şiiri severdi, okurdu. Bu yüzden Vural Kaya’nın şiirlerinde müthiş değişimler oldu. Vural şiirini değiştirdi, yeniledi, tazeledi, büyüttü. 2000 yılında Vural’la tanıştığımızda, henüz ben bir tane bile şiir yayımlamamıştım. O, Bumerang dergisini çıkarma çalışmaları içindeydi. Işık Yanar, Faruk Yazar ve Vural Kaya Bumerang’ın editörleriydiler. Henüz bu üç ismin de kitapları yayımlanmamıştı. Yani çok genç ve çok heyecanlıydık.

İlk şiir kitabı Renga, aslında onun beşinci şiir kitabıdır

O sıralar Vural Kaya kısa, lirik şiirler yazardı. Vural Kaya’nın şiirlerinde sıkı, sağlam bir öfke ve siyasetle birlikte içtenlik, mizah ve nüktedanlık göze çarpar. Şiirde Vural Kaya’nın öfke, siyaset ve eleştirelliğin gölgesinde kalan bir mizahı vardır. Kendisi de, şiiri de her zaman, her konu ve yerde alttan alta güler. Bu, çok dikkat çekmez. Yalnızca onunla bir saat oturup esprilerine, kahkahalarına denk gelen biri belki şiirlerindeki espritüel yönü görebilir.

Kimse bilmez ama onun kısa, mizahi hikayeleri de vardır. Bir veya birkaç paragraftan oluşan bu hikayeler, fıkra tadındadır, okuyanı anında güldürür, bazen saatlerce kahkaha atmasına sebep olur. Onlar gayet başarılı metinlerdi, fakat serde imamlık ve ilahiyat mezunluğu vardı; öyle olunca bu tür metinleri gün yüzüne çıkarmak istemedi Vural. Bilgisayarında kayıtlı kaldı. Bir de tabii ki Vural Kaya’nın deneysel günlükleri.

Vural Kaya deneysel günlüklerini bazı dergilerde yayımladı. Kadir Metin Akbaş’ın yayımladığı Alfabe dergisinde de bir örneği bulunabilir. Büyük puntolarla, okunması kolay, kendi içinde, kendince bir şeyler söyleyen, aslında bir araya getirilip kitaplaştırılsa, ilginç bir çalışma olacak günlükler; Mehmet Harmancı’nın Davul Tozu Minare Gölgesi’ndeki metinlere benzer fakat daha kalabalık ve konuşmaya yatkın. O günlükleri yazarken Vural Kaya’nın aklından neler geçer, o günlerde Vural Kaya kime seslenir, belki kendisi bile bilmez.

Kimse şaşırmasın, Vural Kaya’nın ilk şiir kitabı Renga (2007, Ebabil y.), aslında onun beşinci şiir kitabıdır. Yazıp yayımladığı, hatta edebiyat dergilerinde yayımlayıp kitap haline getirmediği o kadar çok şiiri vardır ki! Renga’ya gelinceye kadar herhalde beş kitap ederdi. Yukarıda söylediğimiz gibi bunlar kısa, duygusal, tadımlık şiirlerdi. Vural bu şiir biçiminde ilerlemek isteseydi yine başarılı olurdu, fakat bu durumda bugün şiirde geldiği noktanın çok uzağında, dokunulmaz bir şiirle uğraşırdı. Günümüz siyasetinden ve şiirinden kopardı bile denilebilir. Çünkü şiir diğer sanatlar gibi her ne kadar kalıcılığı hedeflese de, bugünden yola çıkılarak yazılır. Bugünden, çağından kopuk bir şiirin, geleneği devam ettirmesi de mümkün olmaz. Çünkü gelenekteki birçok unsuru tekrar etmekten öteye geçemez. Vural bu handikabı merakıyla, dergi takibiyle, şiir okumalarıyla aştı. Ki ortaya Cezbede Bir Narsist (2012, Ebabil y.) çıktı.

Vural’ın bütün metinlerinde aslında ciddi bir sıkıntısı var

Cezbede Bir Narsist’teki şiirler ve devamında Vural’ın dergilerde yayımladığı yeni şiirleri dikkatle okunduğunda, onun deneysel, biçimsel şiirlerinde bile somuttan yola çıkıp tekrar somuta ulaştığı görülür. Bu bir başarıdır. Biçimsel şiirin, hazsal bir uğraşıdan ibaret kalamayacağını gösterir. İçeriği kendinden ibaret bir şiirdir genellikle biçimsel şiir. Siyasetle arada sırada ilgilenir. İlgisi çoğu zaman vicdani kalır, diğer ifadeyle suçluluk duygusu mesabesinde. Kendi oyunlarını şiir sanmak gibi tehlikeler de barındırır. Vural biçimsel şiirler yazarken, bu tehlikelerin farkında. O yüzden siyaseti ve gündemi ıskalamamaya çalışır. Bugünden konuşmak, konuşma diliyle yazmak, muhatapsız şiir söylememek, ahlaki ölçülerle hareket etmek, onun şiirini diri tutar.

Ne zaman somuttan soyuta geçer, soyut söyleyişleri çoğalır, şiirini imge ve sembollerle boğar, o zaman şiiri kan kaybına uğrar. Bu doğaldır, Vural Kaya’dır bu, kısa bir konuşmasında bile, çok diri ve somut bir noktadan başlar, zaman geçtikçe, kendi kendine kanamaya başladığını, kan kaybına uğradığını görürsünüz, sonra o da bunun farkına varıp, sözünü toparlar. Ama kan kaybı uzun sürdüğü için son sözü biraz cılız çıkar. Aynı özellik onun lirik şiirlerinde de vardır, biçimsel şiirlerinde ve düzyazı çalışmalarında da.

Vural’ın bütün metinlerinde aslında ciddi bir sıkıntısı var. O, dili iyi kullanır. Esprili söyleyişler icat eder. Türkçesinde sıkıntı yoktur. Siyaseti de sağlamdır. Siyaset her türlü tartışmaya açıktır zaten. Fakat Vural duygularını ortaya koyarken çok cesurdur, ancak düşüncelerini ve siyasetini konuşurken, kapalı ifadelere başvurur, bazen lafı fazlasıyla dolandırır. Bu, şiirindeki kan kaybı dediğimiz noktadır. Oysa şiire başladığı sertlikte, sağlamlık ve açıklıkta devam etse, kan kaybı gerçekleşmeden, gücünü kan kaybederek değil, sözünü söyleyerek tüketecek, sözün sonuna gelecek. O zaman ortaya devasa bir şiir çıkacak. Fakat bunu yapmaz Vural. Bunu yapmamasında, kolay kırılmasının, çabuk pes etmesinin, umutsuzluğa düşmesinin etkisi vardır. Bu, şairini yansıtması açısından şiirinin başarısı; şiirin gücünü ve etkisi azaltması açısından zayıflığıdır.

Çabuk kırılır, umutsuzluğa düşer fakat Vural Kaya hiçbir zaman pes etmez. O, yüz bin defa yenilse yeniden ayağa kalkabilecek şairlerdendir. Her yenilgiyle biraz daha güçlenerek ayağa kalktığı da söylenebilir. Bu yüzden Vural Kaya’yla savaşılmaz. Çünkü bu savaş her ne kadar ilk etaplarda sizin galibiyetinizle sonuçlansa da, sonunda mağlubiyetiniz olacaktır. Eninde sonunda Vural Kaya mağlup etmeyi başaracaktır. Bütün kan kaybına, isyanına ve umutsuzluğuna rağmen. Bu, Vural’ın elinde olan bir şey değil, öyle yaratılmış denilebilir.

Vural Kaya’nın şiirleriyle ilgili etraflıca bir yazıya denk gelmedim. İnşallah bir gün yazılır. O zaman Vural Kaya’nın şiirle neler yapmaya çalıştığı daha net ortaya konacaktır. Bundan 2000 Kuşağı kadar, diğer kuşaklar da payına düşeni alacaktır. Çünkü Vural’ın şiirde kırdığı dümenler, neredeyse 1995’lerden bugüne kadar Türkiye’de yazılan şiirin tamamında dolaşmasını, o şiirlerin tamamından pay olmasını sağlamıştır.

Bizden şimdilik bu kadar.

 

Ömer Yalçınova yazdı

Güncelleme Tarihi: 04 Temmuz 2013, 15:15
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13