O gencecik fidanların hüznünü taşıyanlardan

Türk Solu’nu en küçük fraksiyonuna kadar en iyi bilenlerdendir. Hakkı Öznur’u yazdı Mehmet Aycı..

O gencecik fidanların hüznünü taşıyanlardan

 

Biraz önce bir eylemde, sağ yumruğunu sıkarak, sağ eli havada, ağzı köpürerek slogan atarken de kendisidir; biraz sonra yüzlerce derginin, fanzinin, kitabın, afişin, broşürün, dağınık, alabildiğine dağınık, ancak sakinine göre düzenli olduğu odada, masasında az önce yumruk yaptığı sağ elin parmakları kalemle bilinmeyen bir dergi sayfasında bir paragrafı işaretlerken de, az önce köpüren ağzı vay anasını der gibi hayret ve ibretle kımıldarken de kendisidir.

Odasından çıkıp, çantasında kitaplar, dergiler, broşürler, afişler, bildiriler, tamamı eski materyaller, yeni açılan bir çay ocağında birkaç eski ülkücü, yeni ülkücü, ülkücü olmayan birkaç yazar çizerle birlikte, siyaset cilalı yakın dönem sosyolojisi konuşurken de kendisidir.

Kar altında, kurşun altında, kuşatma altında, kanının deli ırmaklarcasına aktığı günleri hatırlayıp kirpiklerini istem dışı hızla kıpırdattığı, sonrasında dalıp gittiği, toprağa düşen dava arkadaşlarının, o gencecik fidanların, dava arkadaşlarının çatışmalarda toprağa düşürdüğü başka gencecik fidanların hüznünü birbirine eklediği zaman da kendisidir.

Kafasındaki bir konuya odaklanıp, yemek yemediği, su içmediği, çalışma orucunun kollarına kendisini bıraktığı zamanlarda, birden midesindeki kazınmayı fark edip, sokağa inerek iki simit aldığı, taze çay demleyip kıt kanaat karnını doyurduğu ve bu haline zengin şükür seremonileri yaptığı zaman da kendisidir.

Millet sevgisini, vatan sevgisini, Nizam-ı Âlem davasını kendi sermaye ve statüleri için kurgulayarak, neler yapılacağını, neler yapılırsa toplumun gerileceğini, kan akacağını önceden yazıp çizen perde arkasındaki bazı kişilerin devrimci grupların da yerine göre karşı devrimci grupların da yol haritasını çizdiğini fark edip, kendi gönlündeki vatanın, milletin, davanın temizliğine, kutsiyetine bakarak, samimiyetimizi oyuna getirenlerden kendi halimce ve kendi dilimce hesap sormam lazım, ifşa etmem lazım derken de kendisidir.

Toz kondururken de toz kondurmazken de kendisidir.

Yakın tarihin yer altı gezginliğine soyunduktan sonra, yer altı yılanlarını, köstebeklerini, yer altı cinlerini, casuslarını, devlerini fark edip, iyi ki bu yola çıktım, yoksa tanımayacaktım bunları diye yaptığı işin değdiğine karar verdiği an da kendisidir.

Aynı yer altında dolaşırken, vicdanları, gönülleri, yürekleri saflıktan, inanmışlıktan başka “leke” taşımayan arkadaşlarının kurban edilme senaryolarıyla karşılaşıp dudakları öfkeden ve acıdan çatlarken de kendisidir.

Tavşana kaç tazıya tut oyununun topluma uygulanmış halinde tavşanın kaçmasının ve tazının tutmasının; yerine göre tazının tavşan postunda tavşanın tazı postunda bu oyuna katılmasının, oyun kurucuların kaçmadıkları, yorulmadıkları, eldivenlerinin ve yakalarının beyaz olduğunu görüp çelişkiler ormanından hüküm çıkarırken de kendisidir.

Türk Solu’nu en küçük fraksiyonuna kadar en iyi bilenlerdendir.

Hücrelere olduğu kadar ücralara da aşinadır.

Hakkı Öznur bu, ülkücümüz.

Derin Sol ve Ülkücü Hareket Ansiklopedisi müellifi…

Çalışkan…

Sol eliyle lokma yediği görülmemiştir.

Yüzünün de sağ yumruğu sıkılıdır.

Böyle biliriz.

 

Mehmet Aycı yazdı

Güncelleme Tarihi: 04 Ekim 2013, 11:57
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
sami
sami - 6 yıl Önce

hakkı öznur bu, ülkücümüz, alperenimiz..

hamdi enes
hamdi enes - 6 yıl Önce

Hakkı Öznur beyefendi ile ilgili böyle hoş bir yazı sitede görmekten mutluluk duydum.kaleminize sağlık.

serdar
serdar - 6 yıl Önce

Anadoludan gelen bizler Ankara'da ilk olarak Hakkı Öznur ağabeymizi ziyaret eder, bilgilerinden istifade etmeye çalışırız. bir çok arkadaş arkadaşımız gibi simit ve çay ile yaptığımız sohbetlerin tadını hiç bir yerde bulamıyoruz. Alperen duygularımıza her zaman tercüman olmuştur..yazınızda da bizleri o günlere götürdünüz. Allah razı olsun..

banner19

banner13