O Benim Yazarım

Serüven Kitabevi sahibi sevgili Yaşar kardeşim Bülent Akyürek'i okurları ile buluşturmak için bir organize yaptı.

O Benim Yazarım

 

BÜLENT AKYÜREK

BİR ÇILGIN TÜRK HANIM İLE TARTIŞTI

 

 

Bülent Akyürek benim yazarım. Sizin böyle bir tanımlamanız var mı bilemiyorum, ama benim böyle kimse ile paylaşmaya kıyamayacağım, kıskanç bir duygu ile sadece benim keşfetmek istediğim, bir ayrıcalık olarak sadece benim okumak istediğim yazarlar(ım) / şairler(im) vardır. Bülent Akyürek"i keşfettiğimde daha “Ve Tanrı Ağladı”yı yeni çıkarmıştı. Kimse henüz onu tanımıyordu.

 

Ardından bugün bence roman tarihimizin en sıra dışı metinlerine imza atan ve anarşist dile eklemlenen ve belki bu dili inşa etme hususunda öncü olan birkaç isimden birisi haline geldi. Zamanı, mekanı, kahramanı tersyüz etti, belleğimizi uçlara zorladı, algımızı kalın iğneler ile tedhiş etti, sorular sormamızı sağladı, sıradan metinlerin ipliğini pazara çıkardı, çağın post-modern dilini keşfetti..

 

İtin Biri, Cinnetim Cennetimdir, Yağmur Getiren Fırtına, Zamanın Efendisi ile alışık olmadığımız bir dili sundu bize. İdeolojilerin, kurumların, kuruluşların uzağında, elinde bulunan tek şey ile saldırdı dünyaya: Kelimeler"le… Bize bunu öğretti aslında Bülent Akyürek. Kelimenin gizil gücünü fark ettirdi.

 

Birey olmanın dayanılmaz cazibesini ve özgürleştirici yanını işaret etti yazdıkları ile. Kimseye eyvallahı olmadı. Zaten kaybedecek de bir şeyi yoktu. Ölümcül hastalıklarla didişe didişe, hayatın kıyısında olmanın getirdiği bir cesaretle çıktı önümüze. Ölümü elleri ile yokladığı içindir belki de bu kadar yüreği.

 

Son yıllarda Bülent Akyürek popüler kültürün üretmiş olduğu şeylere karşı çevirdi yönünü. Bir anlamda karşı-eleştiri dili diyebileceğimiz yeni bir alandan sesleniyor artık.

 

Ergenekon örgütünün mantığını besleyen Çılgın Türklük karşısında O, sahih olanı, gerçek olanı, bu halkın damarlarında geziyor olanı, yani bir anlamda sivil olanı yazdı. Buna da Yılgın Türkler dedi. O zaman Bülent Akyürek"i bir daha sevdim.

 

Darbelere, cuntalara, bizi Ulus"tan Kızılay"a çıkarmayanlara, sürekli Güneydoğu"da ölmemizi isteyenlere, ama bu ülkenin nimetlerinden faydalanmaya geldiğimizde, bizi “karnını kaşıyan adam” olarak ötekileştirenlere karşı durduğu için… Evet O"nu bir daha sevdim.

 

Çünkü yine aynı şekilde “benim yazarım” dediğim bir isim, beni bir başıma bırakıp ve kandırıp darbecilerin ve cinayet şebekecilerinin yanına geçti. Arkadaşlarıma karşı mahcup oldum. Zamanında bu adamı okuyun dediğim için utandım.

Bülent Akyürek beni utandırmadı. Beni (yani halkımı) benden daha yüksek sesle savundu.

 

Şimdi yine anarşist bir kitap ile saldırısına devam ediyor: İçinizdeki Öküze Oha Deyin.

Kapitalizm uzantılı, Batı medeniyetinin vahşi edasını taşıyan Kişisel Gelişim, NLP"cilere kimsenin fark etmediği eleştiriler getiriyor. Açıkça söylüyor işte, bu şeytanın işidir…

 

Ben bu yüzden İçinizdeki Öküze Oha Deyin"i,  tıpkı Ivan Illich"in Okulsuz Toplum"u gibi, tıpkı Fayeraband"ın Bilim Eleştirisi gibi güncel hayat içerisinde fark etmediğimiz ama bizi sürüleştiren, ikincil bir “ben” ile dolaşmamızı sağlayan, bizi özgürleştirdiğini söyleyip aslında özgür ruhumuzu darp eden, sistematiğin dişlilerine çomak sokan büyük ve yıkıcı bir eleştiri geleneğine eklemliyorum.

 

O"nu biraz da böyle okumak gerekli.

 

 

Yaşadığım şehirde önceki yıl açılan Serüven Kitabevi sahibi sevgili Yaşar kardeşim ikinci defa Bülent Akyürek"i okurları ile buluşturmak için bir organize yaptı ve geçtiğimiz hafta sonu hem yeni kitabını, hem de evvelkileri okurlarına imzalama imkânını sağladı.

Bu arada sevgili Yaşar"ın ilk sabah, kitabevinin ikinci katında Bülent abi ve bizler için hazırladığı kahvaltıyı da unutmamak gerekli.

 

 

Bülent abi gelince bütün işlerimi askıya aldım. Bu kuru, esmer adamın, bu devasa lafları nasıl çıkardığını yakından bir daha duymak için yanından hiç ayrılmadım.

Yaşar, kitabevinde aslında O gelmeden aylar evvel bir yığın kitabını gelip giden okurlara tavsiye etmişti, en görünür yere koymuştu. Kitabın asıl sağlıklı dolaşıma girmesi de böyle olur bir bakıma.

 

İki gün üst üste güzel bir mekânda kitaplarını imzaladı, okurları ile sohbet etti Akyürek.

Hızını alamadı çılgın bir Türk hanım ile tartıştı.

Kısacık bir imza anında ne kadar anlayabilirse bir çılgın Türk, durumun göründüğü gibi olmadığını açıklamaya çalıştı O"na. Bana sorarsanız kadın bir şey anlamadı. Siz hiç anlayan bir çılgın Türk gördünüz mü, ben görmedim. Bu kadın da görmediklerimdendi.

 

 

Son kitabının kapağındaki ineğe çok benzeyenler ile muhatap olmak zorunda kaldı bu yüzden Bülent Akyürek. Bu arada benim bile fark etmediğim gizli Bülent Akyürek okurları ortaya çıktı.

Fazla yemek istemedi, çay ve simit gibi geleneksel şair/yazar sofrası ile geçiştirdi kimi öğünleri.

 

Sevdiğim ve kafası çalışan dostlarıma tanıttım O"nu. Bir imzadan sonra gece kaçırıp her zaman oturmaktan büyük keyif aldığım Rizeli arkadaşlarımın pastanesi Hüner"e götürdüm, sıkı çocukları evlerinden çağırıp sohbet ettirdim.

 

 

Sohbet sırasında Gazze"ye hayvanca saldıran İsrail üzerine konuşunken bir sözü beynimi parçaladı. Dedi ki :

 

-Artık çocuklarımızın elini nasıl tutacağız, o kanlar içinde Filistinli yavrucağı gördükten sonra! Eşimizin gözlerine nasıl bakacağız

 

İşte böyle oldu… Şehirden hızla bir adam daha geçti. Geçerken sıkı çocuklara seslendi. O sıkı çocuklara kaybettikleri coşkuyu yineden hatırlattı.

 

İşte böyle oldu…

 

Selçuk Küpçük yazdı

Güncelleme Tarihi: 10 Haziran 2011, 10:51
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Tuğba CMRT
Tuğba CMRT - 11 yıl Önce

Tanışma şerefine nail olamadığım ama kitaplarını takıp ettıgım sevdiğim yazar Bülent AKYÜREK... Dünyada olup biteni ağzı bozuk bir şekilde ifade eden yalnız dik duruşunu asla bozmayan yazar ...

furkan yılmaz
furkan yılmaz - 11 yıl Önce

evet o benimde yazarım

fkgk
fkgk - 11 yıl Önce

hiç kitabını okumadım ama inşaallah okuyacağım kitaplar arasına girdi bile benim sanatçım tavsiye ederde okumazmıyım hiç.

tuna eselioğlu
tuna eselioğlu - 11 yıl Önce

lisan-ı hal efendim.eskiler böyle söylermiş.bir nutfeden yaratıldığımızı unutmamak icap eder.tevazuda toprak gibi olmak /dior ya mevlana.kişisel gelişimcilerin ekmeğine taş koymak cüret işi.iyi bir pazar.çomak sokun be kardeşim.birilerinin huzuru kaçacak.kalemine sağlık.ordudan dostlara selam.

MGB
MGB - 11 yıl Önce

İstanbul'da da böyle bir organizasyonun yapılmasını istiyoruz!

banner19

banner26