banner17

O Arap çocuk neden ölüyor?

Ne çok aşağıladılar o çocukları; ne çok öldürdüler. İlk kez konuşmak istiyorlar, bırakın da konuşsun o çocuklar!

O Arap çocuk neden ölüyor?

Araplar bizi neremizden vurdu?

Osmanlıdan arta kalan bir “vatan” üzerinden ve de misak-ı milli sınırları içerisinden dünyaya bakanların feci bir kanaati vardır: Araplar bizi arkamızdan vurdular! Bu cümlenin trajik, erotik ve de komik yanlarını bir yana bırakırsak, düşük akıl ürünü bayat bir ulusalcılığın bu cümle içerisinde nasıl bir faşizm sakladığını görürüz. Hemencecik Cemal Paşa üzerinden Yemen Harbine girişiriz çöllerde Araplarla. Karşımızda sanki her biri başka bir Lawrence varmış gibi dalarız garip Arap çocuklarına. Bu hikâyeyi geçelim. Artık, ulusalcılar da bıktılar bu yalanın kuyruğuna dolanmaktan.

LibyaSoru şu: Araplar neden bu kadar gayretle yürüyorlar ölüm yolunda?

Cevap olarak romantik bir yaklaşımla; Mısırlılar, Yusuf’un ve Musa’nın da peygamberleri olduğunu hatırladıkları için; Tunus ve Cezayirliler, Tarık Bin Ziyad adlı komutanın ekmeklerini yedikleri sularını içtikleri için; Bahreyn ve Ürdünlüler, Ashab-ı Kehfin topraklarında bir sabah uyandıklarında kelp yerine konmamak için… Devam edebiliriz romantik bir bahane dizisi yazmaya... Ama, kazın ayağı öyle değil. Araplar, aşağılanmaktan bıktılar!

Bir Türk başbakanın söylediği cümleyi, ekmeklerini ve özgürlüklerini çalan liderlerinin de söylemesini istiyorlar. “Yeter!” demenin coşkusunu bir kez olsun denemek istiyorlar. Bu yüzden eylemler “Kifaye!” diye başlıyor. “Nahta!” diye devam ediyor.

Yıllardır sömürge devleti iken, milli ya da aşiret devletine dönüşmeleri, ardından da hiç sorgusuz paralarının üzerine konan uşak liderler tarafından yönetilmek istemiyorlar.

Evet, o kadar dini ya da devrimci kaynaklara dayamıyorlar sırtlarını. Ama, şurası bir gerçek ki artık “insan” olduklarının görülmesini istiyorlar.

24326

Üç yoldan dördüncüsünü seçen çocuklar

Dünya arenasında yeni yapılanmaların pilot bölgesi gibi görünmüyor da değiller. Mesela, Yeni Osmanlıcılık hareketinin halk isyanlarının olduğu ülkelerin feryadına ses vermesi, Yeni Türkiye’nin “hinterlandını” gözler önüne seriyor.

Yeni Osmanlıların dışında bu bölgeler için ABD ve AB’nin de düşünceleri olduğu aşikar. Zira, diktatörler değil de batıcı ve demokrat insanlar görmek istiyorlar karşılarında. Yeni pazar, demokrasinin işlerlik kazandığı topraklarda daha yaygın bir alan bulabilir gailesi…

LibyaDünyayı yeniden şekillendirenler bu aşamada daha güçlü bir İsrail ile orduları kendi halklarına silah doğrultmuş Arap ülkelerini bir müddet kaosta bırakmaya göz yumuyorlar belki de… Bu kaos sırasında İsrail hem siyasi hem de askeri anlamda epey yayılma alanı bulabilir.

Şahsen her üç halde de Arap çocukları pisi pisine ölüyorlar gibi görünüyor. Belki birinci görüş en ehven-i şer olan. Lakin, Yeni Osmanlılar isyanlarla boğuşan ülkelerle sadece vize kaldırma ve “kültürel İslam” ortak noktalarında buluşursa, olan doğmakta olan “özgürlük ve öze dönüş” fikrine olacaktır. Zira, “misak-ı milli” topraklarından neşet eden fikir “oraya demokrasi gelecekse onu da biz getiririz/o topraklara şeriat gelecekse onu da biz getiririz” devletçiliğinden öte bir körlük değildir.

Arap atlarından daha ünlü çölleri olan çocuklar, bir çöl sabrıyla beklediler konuşacakları günü. Belki de seslerini çıkaracakları gün bugün. Bu yüzden dördüncü yolu tercih ediyorlar. Susma haklarını kullanmayıp, çölün sesini çıkarıyorlar artık kan revan!

Bingazili babalar neyi bekliyorlar?

Arap çocuklar, yedikleri tüm dayakların, aşağılanmaların hıncıyla yürüyorlar namluların üzerine. Öyle ya üzerlerinde “hain, korkak, batının uşağı, petrolün kölesi” gibi yaftalar var. O yaftaları bir bir atıp gidiyorlar; kaybedecek bir canları kalan dünyadan.

Şu yazıyı yazdığım sırada Bingazi’de bir evde uyumayan insanlar var; sosyal paylaşım ağlarına giremiyorlar, şarkı söyleyemiyor, sevdiğine sarılıp yatamayan ev sahipleri var… Muhtemelen sokaktaki “o Arap çocuğu” bekleyen bir yaşlı adam var ışığı söndürdüğü odasının penceresinden dışarıyı gözleyen: “Bizler Ömer Muhtar’ı sevdik, Kaddafi’den korktuk. Ama, dışarıdaki çocuklar, Ömer Muhtar’a inandılar ve Kaddafilerden korkmuyorlar!” diyen.

Arap çocuklar belki Allah rızası için ölmüyorlar, yeşil ya da kızıl devrim için ölmüyorlar; Yunan site devletlerinin ürünü bir siyasal rejime aşık oldukları için de ölmüyorlar. Tuarekler gibi, insanlığın en eski savaş sebebi için ölüyorlar; yaşam hakkı için, insan olduklarını iliklerine kadar hissettikleri için ölüyorlar. Mekanları cennet olsun!

 

Zeki Bulduk, çöle kulağını, Akdeniz’e gözlerini dikti.

Güncelleme Tarihi: 27 Şubat 2011, 11:59
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20