Nureddin Boyacılar Hoca'nın hatıraları çıktı

Nureddin Boyacılar Hoca da, “Bir Ömür Böyle Geçti” ile tarihe not bırakan, hatıralarını vesika olarak kendisinden sonrakilere bırakacak isimlerden…

Nureddin Boyacılar Hoca'nın hatıraları çıktı

 

Güzel insanlar bir bir öte dünyaya göçüp gidiyorlar. Geçmişte bıraktıkları hoş bir seda, onlar için sadaka-yı cariye oluyor. Yazdıkları eserler, yetiştirdikleri talebeler, onlar göçüp gitseler de, onların hep güzel hatırlanmalarını sağlıyor.

Böyle güzel insanların, hatıralarını yazmaları gerçekten sonradan gelenler için büyük bir nimet. Örneğin rahmetli Ali Ulvi Kurucu’nun hatıraları, her okunuşunda insanı geçmiş iklime götürüyor, tarihe taşıyor, yaşadıkları güzel mekânları hatırlatıyor. Yazılmış her hatıra, tarihe düşülen bir not mesabesindedir. Sonraki nesillere bırakılmış tarihî vesikalardır. Bu gerçekliği her hatıra okuduğunuzda hissediyorsunuz. Nureddin Boyacılar Hoca da tarihe not bırakan, hatıralarını vesika olarak kendisinden sonrakilere bırakacak isimlerden…

Nureddin Boyacılar… Ömrü hadis tedrisi ile talebe yetiştirmekle geçmiş güzel bir insan, üstad… Kendi ifadesine göre, Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu ve talebeleri ısrarla hatıralarını yazmasını istemişler, bu ısrar üzerine o ana kadar yaşadıklarından hatırladıklarını kaleme almış, dine hizmet ve ilim aşkına yaşanmış bir ömrün hikâyesini yazmış.

Mustafa Sabri Efendi, Yakub Cenkçiler,  Muhammed Zahit Kevseri gibi büyük âlimlerin özel sohbetlerinde bulunduNureddin Boyacılar

Hocaefendi 1934 Burdur doğumlu. Çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği zamanlar, ülke için hem madden hem de manen zor dönemleri içine alıyor. Belki de şu ifade doğru olacak, Allah demenin yasak olduğu yıllarda hocanın çocukluğu ve gençliği geçmiş.  Hocaefendi de çocukken bizzat ezanı Türkçe okuyanlardan olmuş. Çanakkale gazisi bir babanın evladı olan Hocaefendi, hem Kur’an kursuna gitmiş, hem de saatçilik mesleğini öğrenmiş. Dolu dolu çocukluk yaşamış, çobanlık yapmış, bağ sulamış, bununla birlikte hıfzını ikmal etmiş, hafız olmuş.

Hafız olmuş ama içinde de bir arzu peşisıra gelmiş. Okumasını bildiği, hıfzettiği Kur’an’ın manasını da bilmek arzusu tutuşmuş içinde. Sonra bir Ezher mezununun yönlendirmesiyle Mısır’a gitmiş. Mısır’da birçok âlimden ders görmüş. Son şeyhülislamlardan Mustafa Sabri Efendi, Yakub CenkçilerMuhammed Zahit Kevseri gibi büyük âlimlerin özel sohbetlerine, derslerine iştirak ederek onlardan istifade etmiş.

O zamanlarda Türkiye’den Mısır’a okumaya gidenlerin çoğunluğu Mustafa Sabri Efendi ve Muhammed Zahid Kevseri’nin sohbetlerinde bulunurlarmış. Bunun için Hocaefendi’de de bu ikisinin yeri ayrıdır. Çünkü insan ilgi gördüğünden hoşlanır, ona yâran olur. Hocaefendi, Şeyhulislam Mustafa Sabri Efendinin cenazesinden bahsederken, cenazeye Türkiye büyükelçiliğinin bir vazifeli kâtip gönderme lüzumunda bulunmadıklarını, Osmanlı zamanında şeyhülislamlık yapmış ilim, vakar sahibi zatın cenazesi kaldırılırken Mısır makamlarının ilgilendiğini ifade eder.

Hocaefendi, okuduğu fakülteden, yabancı öğrenciler arasında birinci olarak mezun olmuş. Kendisi birincilik töreninden bahsederken, birincilik ödülünü Mısır Devlet Başkanı Abdünnasırdan aldığını söyler. Hocaefendi, bu mezuniyet birinciliğini bir Türk öğrenci olarak almıştır. Ama Türk gazetelerin hiçbirinde haber olarak yer almadığı gibi, konsolosluğa gittiğinde tebrik etmek, yerine, asker kaçağı olduğunu, Türkiye’ye hemen dönmesini söylemişler. Bu Hocaefendinin unutamadığı, üzüntü duyduğu bir olaydır.

Hatıralarını Bir Ömür Böyle Geçti’de kaleme aldı

Mezun olarak döndüğü Mısır’dan ilmen mücehhez olarak dönen Hocaefendi, askerliğinden sonra, çok arzu ettiği öğretmenlik mesleğine diploma denkliğinden dolayı başlayamamış, Diyanet İşleri Başkanlığı’nda Doğu dilleri mütercimi olmak kendisine nasip olmuş. Daha sonra Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne Arapça okutmanı olarak girmiş. Bu görevdeyken Suudi Arabistan Muhammed b. Suud Üniversitesi’ne davet edilmiş.

Nureddin Boyacılar1980 yılından 1991 yılına kadar, Suudi Arabistan Riyad Muhammed b. Suud Üniversitesi’nde ve Kuveyt’e yakın vilayet olan Ahsa’nın Şeriat ve İslami İlimler Fakültesi’nde görev yapmış olan Hocaefendi, burada 6 mastır tezi yönetmiş, 10 tezin de münakaşasında bulunmuş, Arap öğrencilere hadis hocalığı yapmış. 1991’de Kuveyt’teki savaştan sonra Türkiye’ye dönüş yapan Hocaefendi, Konya’da Diyanet İşleri Başkanlığı Selçuk Eğitim Merkezi’nde görev yapmış, 2011 yılına kadar bu görevine devam etmiş. Bu süre zarfında hadis ilminde, özellikle Hadis Tahrici alanında talebe yetiştirmek için çaba sarf etmiş.

Hocafendinin kaleme aldığı Bir Ömür Böyle Geçti (Tekin Kitabevi, 0 332 350 30 17) isimli eserde, burada bir kısmını anlatmaya çalıştığımız hayat hikâyesini ayrıntılarıyla görmek mümkün olacaktır. Eser, bir ilim yolcusunun, çektiği çileleriyle, mutlu anlarıyla, yaşadığı bir hayatı, okuyucunun gözünün önüne seriyor. Aynı zamanda insanı, tarihin sokaklarında seyre çıkarıyor. Hatıra yazmanın ne denli gerekli olduğu da bu tür eserler okundukça ortaya çıkıyor.

Cenab-ı Hak’tan Hocaefendiye ilim yolunda hayırlı ve bereketli ömürleri nasip etmesi niyazıyla…

 

Sami Büyükkaynak yazdı

Güncelleme Tarihi: 19 Nisan 2013, 17:24
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13