banner17

Ni'mel Ceyş bizi çağırmış, çay bahane

Ni’melceyş: Konstantiniyye’ye besmele ile girip, İslambol’da şehit düşenler.. Onları ziyaret ettik..

Ni'mel Ceyş bizi çağırmış, çay bahane

 

BİSAV’daki ilk dersime geç kalmamak için annemin kurduğu o mükellef kahvaltı sofrasını bırakıp aceleyle evden çıkmıştım. Aklımda hep iskeledeki simitçi amcadan alacağım simit ve vapurda içeceğim çay vardı. Öyle de yaptım. Fakat vapurda çay satan bey beni bir türlü duymamış ve ikinci kez dolu tepsiyle gelmesini beklemiştim.

O arada yanıma hanım hanımcık bir kız oturdu. Allah’ın selamıyla selamlayıp, muhabbetin kapısını vurdu. Onun elinde de kahvaltı niyetiyle aldığı gevrek bir simit. Uzaktan çay satan beyin sesi… Geldiği yana dönüp hafifçe elimi kaldırdım. “İki çay” dedim. O andan sonra, ısmarlanan bir çayın ve kapısını araladığı muhabbetin tadına vardım. Okuldan, derslerden, havadan sudan açılan sohbet ise bizi çağıran yolların henüz başıydı.

Dersi iptal olduğu için türbe ve camileri ziyaret etmek istediğini söyledi. Ben de dersten sonra ona eşlik edebileceğimi dile getirdim ve böylece Şehzadebaşı’nda buluşmak üzere ayrıldık.

İstanbul’un manevi atlası, dua ve niyet rehberimizdi

Camiinin avlusunda buluşup ilk olarak Fatih’e, oradan da Yavuz Selim Camii’ne çıkmaya karar verdik. Bismillah diyerek, insanlık için küçük, bizim için kalbe sığmayacak kadar büyük olan bu yolculuğa çıkmış olduk.İstanbul'un manevi atlası

Cumartesi kalabalığına karışmış, bizi çağıran yollarda yürümeye başlamıştık. Yol arkadaşım bir ara çantasından büyükçe bir harita çıkardı. Evirip çevirdi, bulunduğumuz yeri parmağıyla işaret etti. Numaralarla belirlenmiş noktalar vardı haritada. Göz gezdirdim, üzerlerinde “Ni’mel Ceyş” yazılıydı. Ceyş “ordu” demekti eyvallah ama tam bir mana da verememiştim ki, merakımı fark eden arkadaşım hemen bunu açıklığa kavuşturdu. Elimizdeki harita ‘İstanbul’un manevi atlası’ imiş. Ni’mel Ceyş de Fatih Sultan Mehmed ile birlikte İstanbul’un fethine katılan ve burada şehadet ile nasiblenen askerlerdi.

Kabir ziyaretlerimize Peygamberimizin bir sünneti lezzet kattı

Önce Fatih Hazretleri’nin kapısına vardık. Belki çocukluktan kalma ama, içten içe niyetlerimizi açtım. “Allah niyetinizi kabul etsin” diye tebessüm ettiğini hayal ettim, duasıyla uğurlamıştı belki…

Sonra Yavuz Selim’e çıkıp, öğle namazını orada eda ettik. Camide oradan oraya koşup oynayan çocukları iğne yapmakla, kulaklarını çekmekle tehdit eden teyzeleri gördük. “Camiyi kutsallaştıran!” zihniyeti sorguladık. Kiliseden bir farkı kalmazdı hâlbuki böyle yapılımaya devam ederse.

Keskin Dedeİsmailağa Camii’nin kütüphanesinde soluklanıp haritamızda göz gezdirdik. Yakınlarda Ni’mel Ceyş’ten Keskin Dede vardı. Kabrine doğru yola koyulduk. Ara sokaklar, bitişik binalar epeyce zorlaştırmıştı bulmamızı ama nihayetinde Keskin Dede’nin kabri başına ulaştık. Keskin Dede Nişancı’da Mehmet Paşa Camii’nin karşısında medfun. Fatih ile beraber İstanbul kuşatmasında bulunmuş, aynı zamanda Bayramiyye tarikatına mensup bir dervişmiş.

Peygamberimizin kabir sakinlerini selamladığı gibi selamladık O’nu. Hz. Pey­gamber (sav) hayatta olanlara selam verdiği şekilde ölülere de selam verirdi. Ebu Hureyre’den (ra) rivayetle; “Resulullah bir gün mezarlığa gitti. Varınca ‘Esselamu aleyküm dare kavm-il müminin’ (Selam size olsun Ey Müminler evinin ahalisi!) diye selam verdi ve ilave etti; ‘Biz de inşallah size iltihak edeceğiz.’”

Şehadet onları Buhara’dan İstanbul’a çağırdı

Havanın sıcak oluşu bizi epey susatmıştı. Kendimizi Mehmet Ağa Cami’sinin avlusuna atıp çeşmesinden doya doya su içtik. Sonra cami halısına haritamızı serip gideceğimiz bir diğer Ni’mel Ceyş’i belirledik. Fatih’e komşu da olan bu askerler 7 Emirler (7 Buharalılar) idi. Asıl isimleri Seyyid Hamza, Seyyid Ukayl, Seyyid Cafer, Seyyid Abdülaziz, Seyyid Abdurrahim, Seyyid Abdulgafur, Seyyid Abdurrahman’dı. Aslen Buharalı olan bu askerler kuşatma esnasında İstanbul’a gelmiş ve Fatih’in ordusunda gönüllü asker olarak yer almışlardı. Şehadet onları Buhara’dan İstanbul’a çağırmıştı.

Vaktimizin kısıtlı oluşundan dolayı, niyet ettiğimiz kabirleri ziyaret edemiyor, nasibimiz bu günlük bu kadarmış deyip, yol arkadaşımla hayır dualarla birbirimizden ayrılıyoruz. Bereketli geçen bir günün huzuruyla Rabbimden bizleri hayırlı dostluklarla karşılaştırmasını diliyorum.

Ni’mel Ceyş’in bilinmesi ve daima hatırlanması için;  günün son demlerinde yorgunlukla huzurun harmanladığı bu yolculuğa niyet etmenizi tavsiye ederim. O gün o arkadaşımla gidemediğimiz kabirlere, ben başka bir gün tek başıma gittim. Oralarda aldığım bu küçük notlar ile bir nebze olsun katkıda bulunabilirim inşallah.Fatih Sultan Mehmed

Ni’melceyş (Âhirun) Ni’melemir

1-Fatih Sultan Mehmed Han

2-Abdurraif es-Semedâni (Şeyh Zindâni): Kabri Ahi Çelebi Camii yanında. İstanbul’un fethine katılmış, gazi olmuş. Vefat edene kadar burada türbedarlık yapmış.

3-Bâli Süleyman Ağa: Hem Osmanlı ordusunda topçubaşıdır, hem de ordudaki dört büyük bölükten birine ağa (kumandan) olmuştur. Bali Süleyman Ağa Camii’nde medfundur.

4-Cebe Ali: İstanbul kuşatmasına sipahileri ile beraber Bursa Beyi olarak katılmış. Haliç-kara surları mevkiinde vazifeli idi. Tam buradaki Porta Putea kapısını ele geçirerek şehirden içeri girdiği sırada şehit düşmüştür.(Eski Cibali karakolu içinde)

5-Hz. Edhem: Tarihî kayıtlar onun Ni’melceyş’ten olduğunu ortaya koymuştur. Aynı zamanda Hacı Bayram-ı Veli’nin mürididir. (Hayreddin Mescidi karşısı)

6-Hacı Bayram Haftâni (Kaftâni): Fatih Sultan Mehmed’in hususi hizmetinde olan biriydi. Kısa sürede Fatih’in kaftancılığına getirildi. (Aksaray, Haseki caddesi)

7-Kasım Çavuş: Kumandanların emirlerini taşıyan askeri irtibat memurudur. Fetih’te gazi olmuştur.(Kasım Çavuş Camii)

8-Keskin Dede: Fatih’le beraber İstanbul kuşatmasında bulunmuştur. (Keskin Dede Sokak ile Gözlemeci Çıkmazı arasındaki mezarlık)

9-Molla Gürâni: Büyük Osmanlı âlimi, müftüsü ve Osmanlı’nın 4. şeyhülislamıdır. Fatih’in hocasıdır. Onunla birlikte bizzat kuşatmaya katıldığı için Ni’melceyş olarak bilinir. (Karamani Piri Mehmet Paşa Camii yanı)

10-Molla Hızır Bey Çelebi: Fatih’in hocalarından büyük âlim, müderris ve kadıdır. Aynı zamanda fetihten sonra Ayasofya’nın kiliseden camiye çevrilmesi kararını vermiştir. (İMÇ Blokları, Manifaturacılar Çarşısı 2 ila 3. Blok arasında)

11-Muhyiddin Mehmed (Ekmekçi Başı): Fatih Sultan Mehmed ile birlikte fetih için İstanbul’a gelmiş ve burada ordunun ekmek ihtiyacını temin etmekle görevli olmuştur. (Mihrimah Sultan Külliyesi yanında)

12-Sadrazam Mahmud Paşa: Hem Osmanlı sadrazamı hem de Adnî mahlasıyla şiirler yazan bir şairdir. İstanbul kuşatması esnasında Fatih’in yanında yer almış bir Ni’melceyş’tir. (Mahmud Paşa Camii avlusu)

13-Toklu İbrahim Dede: Orduda bulunmuş, fetihten sonra Şeybet’ül Hudri’nin türbedarlığını yapmış, vefatından sonra da buraya defnedilmiştir. (Eyüp-Şeybet’ül Hudri Türbesi Haziresi)

14-Topçu Hasan Ağa: İstanbul kuşatmasına katılmış, orduda topçubaşı olarak bulunmuş ve gazi olmuştur.

15-Yâ Vedûd (Abdulvedud): Evliya Çelebi’ye göre İstanbul’un fethi esnasında şehirde bulunanlardandır. Şam’dan gelip Ayasofya’ya yerleşmiş, kuşatmanın 50. gününde vefat etmiştir. Naaşı bir hafta sonra Ayasofya’da Terler Direk’in dibinde bulunmuş ve kabrinin bulunduğu yere nakledilerek defnedilmiştir. (Eyüp-Toklu Dede Haziresi karşısı)

16-7 Emirler (7 Buharalılar): Kuşatma hazırlıkları esnasında Buhara’dan İstanbul’a gelmiş, gönüllü asker olarak orduda yer almış ve şehit düşmüşlerdir. (Fatih-Ali Kuşçu Mah.)

17-18 Sekbanlar: Kostantınıyye’ye ilk girenlerdendir. Şehzadebaşı Camii’nin olduğu yerde komutanları ile birlikte şehit düşmüş 18 kişidir. Fatih’in emri ile şehit düştükleri yere defnedilmişlerdir. (18 Sekbanlar Camii)

 

Esra Erdoğan ziyaret etti

Güncelleme Tarihi: 15 Mayıs 2012, 12:53
YORUM EKLE
YORUMLAR
muzaffer tekin
muzaffer tekin - 7 yıl Önce

aleyhir rahmeti vel gufran

m.s.akbey
m.s.akbey - 7 yıl Önce

hergün gezindiğimiz yerlerde ayaklarımızın altındaki toprakta kimler yatıyor farkında değiliz...farkına varanlardan olmak duasıyla...çok faydalı ve içten bir yazı olmuş...elinize sağlık

Reis bey
Reis bey - 8 ay Önce

ALLAH razi olsun insaAllah Şimdi ben de sevket gürel hocamızın hazırladığı ıstanbul evliyalari kitabini okuyorum. İstanbul neden mübarek daha iyi anlıyorum ALLAH hakkal yakin gormeyi nasip eylesin İNŞALLAH

banner8

banner19

banner20