banner17

Ney'di Neyzen'i zaptedilmez kılan?

Neyzen Tevfik kendi kalıbı da dâhil olmak üzere pek çok kalıbı yıkan bir Melami, Mevlevi ve Bektaşi mümindi. Ardında binlerce hikaye, nükte, vecize..

Ney'di Neyzen'i zaptedilmez kılan?

Neyzen Tevfik kendi kalıbı da dâhil olmak üzere pek çok kalıbı yıkan bir Melami, Mevlevi ve Bektaşi mümindi. Ardında binlerce hikaye, nükte, vecize... bırakarak bu dünyanın gamından kurtuldu. Mahpusluğu sona erdiği için mesuttur inşallah. Kimbilir 'son şakasını yaparak!' bazı yükleri bizim omzumuza yükleyerek gitmiştir.

Neyzen Tevfik

Sığındığı her yer, bir süre sonra O’na dar gelmeye başlıyordu. Medreseler, Mevlevihaneler, tekkeler, hastaneler, meyhaneler… Hiç biri tam kendinin kılamadı Tevfik’i. Ney'e üfledikçe yandı. Yandıkça meye sığındı. Ney-mey ondaki med-cezirin ifadesi ve göstergesi sayılır. İki yüzyıl boyunca (1879 - 1953) bu ‘Azab-ı Mukaddes’ ile yaşadı.

Şiirleri “delil” niteliğinde

Çocukken gördüğü o dehşetli manzara, hassas ruhunu hiç terk etmedi: Sırıkların uçlarına takılı kanlı insan başları. Bu olaya şahit olmak, öyle büyük bir boşluk oluşturdu ki Neyzen’de; 73 yıllık ömründe sanki hep o boşluktan neşet eden, korku ve tedirginlik yok olsun diye çırpındı. Evet bir mümindi Neyzen. Hem öyle güçlü bir imana sahipti ki; ne meyhanede yitirdi o imanı, ne de akıl hastanesinde. Tıpkı, deliler ney'ine zarar veremesin diye ranza demirinden yaptığı ney gibi güçlüydü inancı. O ölüleri gördükten sonra, bedenine musallat olan sara illetiyle sarsılan etten-kemikten varlığıydı, ruhunun bazı melekeleriydi. Ama çok sevdiği ve bilmeye gayret ettiği Allah, O’nu bir mümin olarak yaşatmaya devam etti. Şiirlerindeki tasavvufi derinlik, varoluşu çözme ve kavrama gayreti bunun en güzel delil ve işaretleridir.

Bir anti-kahraman olarak Neyzen

Neyzen bir anti-kahramandır. Hani şu kara filmlerde veya yeraltı romanlarında gördüğümüz tedbirsiz, korkusuz, beklentisiz, kurumlarla, kurallarla, çoğunluğun yaşam biçimiyle arası hoş olmayan uyumsuz tiplere benzer biraz. Elinde Ney, ağzında ısırıcı kelimeler. Bilinçsiz ve ruhsuz formlarla, Öz’ün canını acıtanlara, derinlerdeki köklerden kopanlara karşı alaycı bir münekkit. İktidar karşıtı. Makam ve mevkilerde kesesini dolduranları ve bunları pohpohlayarak, bunlara yaltaklanarak ulufe kapmaya çalışanları ağzını açıp gözünü yumarak eleştiren, hicveden bir cesur.

Neyzen Tevfik

Belki yanılıp yanlış yerlerde yemek yediği ve kendinden geçtiği olmuştur. Ama asla yaltaklanmamıştır. Sevdikleriyle birlikte olduğunu düşünmenin hazzıyla, sevinciyle; başkaları olarak gördüklerinin kalplerinin kırılmasına da sebebiyet vermiştir. Fakat hayatı boyunca kendine bir yer arayan Neyzen’e kılıf biçmek, O’nu bir yere konumlandırarak sınırlandırmaya kalkışmak doğru olmasa gerektir.

Çünkü O sakince akan bir ırmak değil ki. Hatta O’na bulana-durula coşkunca akan bir ırmak bile desek yetersiz olur. Başını taştan taşa vurarak akan, ( şiir ) suyunda binlerce kıymığı, dikenli teli, sopayı, çomağı taşıyan ve büyük Umman’a kavuşuncaya değin, kendini yarlardan aşağı atmaktan çekinmeyen bir deli nehirdir O.

Bildik” bir hayat sürmedi

Normal hayatın bir acemisi olarak kalmış Nayi Tevfik'tir O. Biraz mecnun, meczup, hep efrattan. Dilinde hem bal, hem zehir. Sokrat’ın at sineği dediği cinsten. Evi olmamış bu yüzden. Hep ‘sığınaklar’da yaşamış. Evlenmiş ama ancak bir yıldan biraz fazla bir süre evli kalabilmiş. Üç aylık çocuğunu bırakıp terk etmiş “normalleşme süreci”ni.

Neyzen Tevfik

Neyzen Tevfik ancak çok azımızın göze alabileceği bir hayatı yaşadı. Hatta çoğumuz bu zorlu yaşam biçimini anlayamayız bile. Niçin? deriz. Niçin şöyle yapmadı da böyle yaptı? Niçin ‘azimet’i değil de ( ruhsattaki ) zorluğu seçti? Niçin ağzı o kadar bozuktu? Niçin en iyi dostlarından biri Akif’i dinlemedi ve içmeye devam etti?... Aslında en iyisi, bu soruları bırakıp geleneksel ney üfleme usullerinden farklılaşan- ayrılan ney taksimlerini dinlemek. Bu sırada üzerinde düşüneceğimiz hakikatli soru ise şudur: Melâmet neşvesi içinde ‘Azab-ı Mukaddes’ ile ‘Hiç’leşmek; bunun için size çizilmiş yoldan düşe kalka, kanlar içinde yürümek kolay mıdır?

Neyzen Tevfik

O’nun, Yâr’i ile hoş olup olmadığını sorgulamak haddimize değil. Zaten bunu sorgulamaya kalkışan, ağzının payını alır. Bize düşen, Neyzen Tevfik’in yıkılan bir medeniyetten, uzun sürmüş o kıyametvari hercümerç anından huzursuzluğuyla, bitmeyen varoluş tedirginlik ve ürpertisiyle bizim için devşirdiği güzelliklerden faydalanmaktır. Nüktelerini öğrenip dilden dile dolaştırmaktır. Haksızlıklara, yanlışlıklara, zulümlere karşı koyuşta O’ndan nasiplenmektir. Elbette Neyzen'i görmezden gelmek isteyene denilecek bir şey yok. Yalnız şunu da unutmamak gerekiyor:

Anadolu tarihini ruhunda taşıdı

O, bir geçiş dönemi; bir yıkılış ve çok farklı parametrelerle yeniden yapılış döneminin insanıdır. Büyük insanlarımızın çoğunun bu hengâmede gizli-açık yaşadığı şaşkınlığın ve umutsuzluğun izleri O'nda daha belirgin olarak vardır. Geçmişten devralmış olduklarına tutunmaya çalışan bu hırçın mizacın bir önemli özelliği de hasbi ve samimi bir Ehl-i Beyt aşığı ve Hüseyni olmasıdır. Çünkü bu yorucu kesret âleminde 'mutlak sıfırlığı'nın farkına vardıktan sonra, 'ehl-i beyt'e aidim' diyerek, en deruni haliyle 'Muhammedi Hakikat'e secde ile kurtuluş umudunun peşine düşmüştür.          

Herkes O’nun gibi hicvedemez, taşı gediğine koyma konusunda Neyzen gibi olamaz. Hayatını, varoluş sırlarının gizlenmiş olduğu ‘HİÇ’ uğruna, seve seve feda edemez. Ama yıkılmamak ve dik durmak adına O’ndan öğreneceğimiz çok şey var. Cenazesinde binlerce insan lehinde şahitlik etmişti. Biz de oradaki Müslümanlarla, Müminlerle birlikte hakkımızı helal ediyoruz ve ‘Allah taksiratını affetsin’ diyoruz. 

Harabat ehli Neyzen’in demine, dev(e)ranına; aşk u şevk u zevk ile Huuu… 

Neyzen Tevfik'ten Saba taksim:

Mustafa Nezihi Pesen tevfik oldu

Güncelleme Tarihi: 01 Nisan 2010, 12:32
YORUM EKLE
YORUMLAR
irfan öğer
irfan öğer - 9 yıl Önce

mustafa nezihi, bu kez "anlamaya" yönelik bir profil yansıtmış bize. "bu ülke" de yaşayan her türkçe konuşan bizim gömleğimiz içinde, hepsi bize ait. içimizdeki şeytan dahi bizimle ilgili.
anlamaya çalışmakla, kapılmak arasındaki ince çizgiyi yakalayan kalemlere ne kadar muhtacız. teşekkür ve kaleme bereket.

Ahmet faruk
Ahmet faruk - 9 yıl Önce

Mustafa Nezihi Pesen. .

Neyle kavileştirilen iştiyaki, Mey heba edebilemezdi zaten değil mi ?

M. ALİ
M. ALİ - 8 yıl Önce

Harabat ehli Neyzen’in demine, dev(e)ranına; aşk u şevk u zevk ile Huuu…

banner8

banner19

banner20