Necip Fazıl'ın Dilinden Bizimkiler

Bu hafta Yazar Zübeyir Yetik'le tanıştım. Kendisiyle uzun bir konuşma yaptık..

Necip Fazıl'ın Dilinden Bizimkiler

Necip Fazıl'ın Dilinden Bizimkiler

 

Bu hafta Yazar Zübeyir Yetik'le tanıştım. Kendisiyle uzun bir konuşma yaptık. Zihni ve ruhi serüvenini, yazı çalışmalarını, sendika mücadelelerini konuştuk. Akif İnan'la yaşadıklarını, Nihat Armağan'la paylaştıklarını Nuri Pakdil'le şakalarını, yalnızlıklarını, hayallerini konuştuk. Bereketli bir gün oldu benim için.

 

Aydın'dan yeni gelmiş taze incir ikram ettim kendisine. Sayın Yetik'in ağzı tatlanınca muhabbet de ayrı tatlandı. Derviş olmayan derviş meşrepli Yetik,  Necip Fazıl'dan söz açtı bir ara. Değişik hususiyetleriyle üstadı anlattı. Zübeyir Bey büyük şairi anlatırken aklıma bir soru takıldı. Necip Fazıl Zübeyir Bey'in kuşağı için neler düşünüyordu acaba?

Mesela Nuri Pakdil'i, Sezai Karakoç'u, Rasim Özdenören'i nasıl buluyordu. Zübeyir Yetik bu sorunun üzerine üstadın bir yazısını okudu ki, sanki bana soru özel sordurulmuş diye düşündüm. Zübeyir Bey'le vedalaştıktan sonra gönlümde güzel bir insanla tanışmanın muhteşem bir tadı kalırken, Dünyabizim'e de bir haber kaldı.

 

İşte Haber, işte Necip Fazıl'ın Dilinden Bizimkiler:

 

Bizimkiler; ah bizimkiler, vah bizimkiler!.. Fi­kirde, sanatta, politikada ve aksiyonda onları kısa bir muayeneden geçirelim: Aralarında oluşlarını Büyük Doğu'ya bağlayabileceğimiz fikir ve sanatçılar, Sezai Karakoç, Mehmed Akif İnan, Erdem Beyazıt, Rasim Özdenören, Nuri Pakdil, Mustafa Yazgan, Mustafa Müftüoğlu... Bir grupman içinde bulunmaksızın kendi tecellisini önü kalabalık bir vitrin içinde gösterebilen Ergun Göze... Birer kürsü sahibi, Şevket Eygi ve Ka­dir Mısıroğlu...

Kendisine hiç bir tecelli zemini arama­yan bir tevekkül zarfına bürülü, sessiz ve sedasız, ortada görünenlere su taşıyıcı fikir sakası Fethi Gemuhluoğlu... Profesörlerden, başta, Anadolu konferansları­mızın başlatıcısı sağlam ve emin, Dr. Süleyman Yal­çın, ince ve derin Dr. Ayhan Songar, içli ve idrak san­cılı Dr. Saffet Solak, dirayetli ve zevkli Nevzat Yalçıntaş, kendi âlemlerinde ve (forum)a sarkmaktan ka­çınır bir ruh haleti içinde Sabahaddin Zaim ve Selçuk Özçelik...

Dâva ağacımızın en cevherli tomurcuklarından bir Zübeyir Yetik, bir Ali Haydar Öztürk... En vaitkârlardan bir Reşat Aksoy, bir Bahri Zengin... Davaya dışarıdan ve uzaktan destek, Allahın, iç gözü daha iyi görsün diye dış gözünü kapattığı, sahici münevver Cemil Meriç...

 Daha hatırıma gelmemiş ve kalemime sızamamış olanlar da bulunabilir. Aralarında, «nâtık hayvan - konuşan hayvan» diye bilinen insanı «konuşmayan hayvan», yani doğrudan doğruya hayvan derekesine indirici uydurma türkçe meraklılarından, büyük keyfiyet hummasına yabancı ve hareket mizacına küskün tiplere kadar nice kusur­luları bulunan bu örnekler, her şeye rağmen ümit da­ğarcığımızın ana unsurlarıdır; içlerinden ilk yemişle­rini yeni yeni vermeye başlamış Mustafa Miyasoğlu ve Bekir Oğuzbaşaran gibi filizler de fışkırma yolundadır.

Ne çıkacaksa bunlardan, yüzleri ve adları bize ulaşa­mamış olanlardan ve aynı tohumun mahsulü olarak şu anda ana rahminde bekleyenlerden çıkacaktır. işte, Büyük Doğu teknesinin fikir ve sanatta en yetkin ve olgun hamur numunelerinden Mehmet Akif İnan, ken­di öz nefs muhasebe ve murakabesini şu mısralarla vermek kudretini gösteriyor:

Anamı sorarsan Büyük Doğu'dur,

Batı ki, sırtımda paslı bıçaktır.»

M.Salih Eren

 Fotoğraflar: http://www.zubeyir-yetik.com/

Güncelleme Tarihi: 11 Ekim 2010, 12:56
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26