Mustafa Demirci anlattı

Yahyalılı Hacı Hasan Efendi'nin vefatının 22.seneyi devriyesinde Sanatçı Mustafa Demirci ile hazret hakkında konuştuk:

Mustafa Demirci anlattı

Onlar Toplumun Manevi Dinamikleridir

İnsanlara bir kalpleri olduğunu hatırlatan, güzellik öğreticisi gönül ustalarının toplum için önemi nedir?

Onlar toplumun manevi dinamikleridir. Toplumu manen ayakta tutan değerleri üzerlerinde taşırlar. Bu değerleri ulaşabildikleri her gönle aşılamaya çalışırlar. Kalıpların ötesine işaret ederek insanları uyandırmaya çalışırlar. Bu yönleriyle de toplumun kalbi mesabesindedirler. Maddi refahın arttığı, buna bağlı olarak dünyevi zevklerin her şeyin üzerinde tutulduğu günümüzde insanlara Allah"ı(c.c.) hatırlatır, kulluğa teşvik ederler. Bu teşvik hem sözlü hem de fiilî teşviktir. Söyledikleri ile yaptıkları asla çelişmez. Güzel ahlak sahibi örnek insanlardır. Onlar ilahi rahmetin ve şefkatin sıcaklığını bir güneş gibi yansıtarak insanlara rehberlik ederler. Nam, nişan ve şöhret peşinde koşmaz, insanlara her zaman doğruyu söyler, hakkı öğütlerler. Kimseden bir şey beklemez, ne yaparlarsa Allah için yaparlar. Üç kuruşluk menfaat için her türlü yolu meşru gören günümüz anlayışının panzehiri konumundadırlar. Bu yönleriyle de topluma kalbî tavır sergilemeyi öğretirler. Çünkü kalp arşullahtır. Çünkü kalp kenzullahtır. Oraya ait değerleri taşır. İlâhi duygulara teşnedir. Ancak zamanla gıdası olan zikrullahtan uzaklaşabilir. Katılaşır, dünyevîleşir ve gerçekleri göremez hale gelir. Bu durumda onlar, toplumun gören gözü, işiten kulağı olurlar. Yeniden arınmalarına ve kalbî fonksiyonlarının farkına varmalarına yardımcı olurlar. Hulâsâ onlar; toplum için uyarıcı ve yol gösterici rolüne sahip, Allah"ın (c.c.) seçkin kullarıdır.


O gönül güzellerinden biri olan Hacı Hasan Efendi Hazretleri ile ilk karşılaşmanız, tanışmanız nasıl oldu? Bize o bahisleri detaylı olarak anlatabilir misiniz?

Çocukluğum ve lise yıllarım Yahyalı"da geçti. Özellikle Sanayi Câmii"nde yaptığı doyumsuz vaazları hatırlıyorum. Vaaz için cuma günleri oraya gelirlerdi. İnsanlar büyük bir sevgi ve hürmetle etrafını doldurur, görüşmeye çalışırdı. Hatta elini öpmek için yarış ederlerdi. Çocuk olmanın ürkekliği ile cesaret edip yanına yaklaşamazdım. Ona yaklaşabilen insanlara gıpta ile bakardım. Çok heybetli ve etkileyici bir duruşu vardı. Mütebessim ve sevecen bir yüz ifadesi ile insanlara bakar, herkesle tek tek ilgilenirdi. Kur"ân-ı Kerîm"i okumayı çok küçük yaşta öğrenmiştim. Ezberimde olan birkaç aşır vardı. Taha Sûresi"nin ilk sayfasını okumayı çok severdim. Sanayi Camii"nde de okuduğum olurdu. Hiç unutmuyorum. Bir Cuma namazı sonrası yine okumuştum. Çok küçük olduğum için cemaat etrafına bakıyor, beni görmeye çalışıyordu. Aşrı bitirip fatiha dedikten hemen sonra Hacı Hasan Efendi (k.s) Hazretleri beni yanına çağırdı. Babamla birlikte gittim ve elini öptüm. Beni sevdi, başımı okşadı ve iltifat etti. Sonra babama dönerek; “Bu çocuk çok küçük. Her yerde Kur"ân okutma! Nazar ederler” buyurdu. Bu sözü hiç aklımdan çıkmadı. İlk defa kendileriyle bu vesile ile tanışma fırsatım olmuştu.

İlk tanışmanızda neler hissettiniz?

İçimde kendisine karşı gayr-i ihtiyârî bir muhabbet ve saygı hissi uyandığını hissetmiştim. Bir çok âlim vardı Yahyalı"da. Ancak O"nun duruşu farklıydı. İnsanda ilâhî duyguları çağrıştıran bir duruşu vardı. Yıllar sonra öğrendim ki; bunlar Allah dostlarına ait özelliklermiş. İdrak seviyemin üzerinde olmasına rağmen Allah"ı (c.c.) hatırlatan bir yüz ile karşılaştığımı hissedebiliyordum.

Siz ziyaretlerine gittiğinizde size tavsiyeleri ne olurdu?

Doğrusu sohbetlerinde çok fazla bulunmak nasip olmadı. Ancak vaazlarından ve birkaç ziyaretimden hatırladığım kadarıyla ifade edebilirim. Özellikle Allah için sevmek ve Allah için kardeş olmak konusu üzerinde dururlardı. Peygamber Efendimiz"i (s.a.v.) sevmenin önemini ve O"na ümmet olmanın şerefini arz eder, müjdeler verirlerdi. Helal kazanç ve helal lokmanın önemi üzerinde çokça dururlar, anne ve babaya itaati, karşılıklı saygı ve sevgiyi öğütlerlerdi. İyi insanlarla, salih kimselerle birlikte olmanın gereğine ve kazançlarına işaret ederlerdi. Allah"ın rahmet ve gazabını örneklerle, hikâyelerle anlatırlardı. Öylesine canlı, öylesine içten anlatırlardı ki, olayın içine girer sanki o anı birlikte yaşamış gibi olurdunuz.

Hacı Hasan Efendi ile ilgili bir hatıranızı bizimle paylaşır mısınız?

Bayram günlerinden biriydi. 13-14 yaşlarındaydım. Bayramlaşmak maksadıyla birkaç arkadaş hane-i saadetlerine gittik. Kendileri çok rahatsızdı. Yüksek şeker ve tansiyon sebebiyle hasta yatıyorlardı. Yakınları bizi içeriye almakta tereddüt ettiler. Bayram olduğu için de geri çevirmek istemediler. Çok kısa bir görüşme olacağını, bayramlaşıp hemen çıkmamız gerektiğini söylediler. Biz de bu minval üzere ziyaret edip çıkmak için huzurlarına vardık. Gerçekten çok hasta ve bitkin görünüyorlardı. Buna rağmen bizi tebessümle karşıladılar. “Hoş geldiniz yavrularım!” dediler. Elini öptük, bayram şekeri alıp hemen ayrılmak üzere harekete geçmiştik ki bize oturmamızı işaret ettiler. Çok rahatsız olduğunu, ancak bize birkaç kelam etmeden de bırakmayacağını söylediler. İçeride çocuk denecek yaşta iki ya da üç kişi olmamıza rağmen bize kitap okudular. Bu beni çok etkilemişti. Bizi görünce kendisini unutmuştu. Hastalığından kaynaklanan ağrılarla adeta inleyerek sohbetini tamamlamıştı.

Çok teşekkür ederiz efendim

Ben teşekkür ederim…

 

Mahmut Bıyıklı yazdı

Yayın Tarihi: 28 Ocak 2009 Çarşamba 17:04 Güncelleme Tarihi: 10 Haziran 2011, 12:25
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
betül tunçel
betül tunçel - 13 yıl Önce

özel insanları özel insanlar anlatınca daha bi güzel oluyor doğrusu..herbirinden Allah razı olsun..mustafa demirci'yi çocukluğumdan beri dinlerim.musıkiye olan istidadımın gelişmesinde büyük emekleri var. onunla ilgili de özel bir yazı hazırlarsanız sevinirim..

banner26