banner17

Müslüman kadınlara Kudüs'ü işaret etmişti

Zeyneb Gazalî, 'Müslüman Aileye Doğru' kitabında Müslüman kadınlardan, Müslüman kadın ile Kudüs’ün kurtuluşunun alakasından, bilinçli bir Kur’an neslinden bahsediyor. Fatih Pala yazdı.

Müslüman kadınlara Kudüs'ü işaret etmişti

3 Ağustos 2005’te bütün dertlerini ve davasını ardında bırakarak, o dertleri ve davayı geride kalan kardeşlerine emanet ederek ayrılmıştı aramızdan Zeyneb Gazalî. Tam künyesi, Zeyneb el-Gazalî el-Cebilî’ydi. 88 yıllık ömründe eşine az rastlanır bir aktif Müslüman kadın davetçi örnekliği sergilemişti. Türkiyeli Müslümanlar olarak bizler, onu genelde, yayıncıların “Zindan Hatıraları ya da “Zindan Hatıralarım ismini verdikleri kitabından tanıdık, tanıyoruz. Unutmadan, Rabbimizden ona rahmet ve mağfiret eylemesini dilediğimizi belirtelim hemen.

Kitabıyla özdeşleşenlerdendi o da. Nasıl ki Seyyid Kutub denince “Yoldaki İşaretler”, Ebu’l âlâ el-Mevdudî denince “Kur’an’da Dört Terim”, Atasoy Müftüoğlu denince “Vakti Kuşanmak” vb. aklımıza geliyorsa hemen, işte Zeyneb Gazalî’yle birlikte de Zindan Hatıraları’nı hatırlıyoruz. Bu durum, bulunulan dönemin ilgi ve algı durumuna göre değişiklik gösterir haliyle tabi.

Zeyneb Gazalî, 20. ve 21. yüzyıla damgasını vuran İslamî hareketlerden biri olan -Mısır merkezli- İhvan-ı Müslimîn/Müslüman Kardeşler’in ileri gelen kadın üyelerindendi. İslam davası için vaktini, malını, canını, kısaca tüm varlığını ortaya koyan fedakâr bir şahsiyetti. Çekmediği çile, yaşamadığı zorluk neredeyse kalmamıştı. Bu halini, işte o meşhur Zindan Hatıraları kitabında tüm ayrıntılarıyla anlatmıştı. Bugün biz, bir başka eseri olan Müslüman Aileye Doğru isimli kitabını esas alarak onu yâd etmeye gayret edeceğiz. Bu kitap, 1986’da Madve Yayınları bünyesinde Müslüman okuyucuya ulaştırılmış ve tercümesini de Mehmet Yolcu yapmış. Yayınevi kitaba ikinci olarak “Yeniden İslamî Dirilişe” ismini koymuş. Kitap, Zeyneb Gazalî’nin daha önce dergilerde yayınlamış olduğu makalelerinden oluşuyor.

Müslüman Kadın ve Kudüs’ün Kurtuluşu

Zeyneb Gazalî, “Şehidlerin ruhlarına sevgi ve minnetle selam olsun. And olsun ki onların yolundayız. Bu kitap, kalbinde zerre kadar iman ve hayır taşıyan herkese armağan olsun. Umarım ki Allah bunu bir hidayet vesilesi kabul eder ve yararlı kılar. Bizlerin dilemesi, ancak Allah’ın dilemesiyledir.” ithafıyla başladığı bu güzel çalışmasında, Müslüman kadınlardan, Müslüman kadın ile Kudüs’ün kurtuluşunun alakasından, bilinçli bir Kur’an neslinden, Müslüman kadının bilinç sahibi olmasından, bayramların asıl mahiyetinin ne olduğundan, Hacc’dan, fetihten, Müslümanların oluşturduğu toplumlarda kadına düşün büyük görevlerden, geçen asırda Müslüman kadının durumundan, şer odaklarının uyanıkça uygulamaya çalıştığı plan ve projelerinden ve daha pek çok konudan bahis açıyor genişçe.

Burada, bizim özellikle üzerinde durmak istediğimiz nokta, “Müslüman Kadın ve Kudüs’ün Kurtuluşu” meselesi olacak. Makalelerin tümü özel olarak ele alınmayı hak ediyor olsa da biz bunu daha dikkate değer olarak gördük âcizane bakışımızla. Böyle bir başlığı fantezi olarak karşılayıp yadırgayacak olanlara bir ihtarda bulunan Zeyneb Gazalî, aklını çalıştıran, uyanık olan ve dininin emirlerini güzelce anlayan Müslüman kadının da, tıpkı Müslüman erkeklerin olduğu gibi, Kudüs’ün ve dolayısıyla Aksa Mescidi’nin kurtuluşu için büyük bir mesuliyet taşıdığının kavranmasını istiyor.

Siyonist kadınların milletlerine pek çok alanda yararlı işler yaptıklarının tespitinde bulunuyor Zeyneb Gazalî. Ona göre, şimdilerde artık bilinçli Müslüman kadınların, Siyonist kadınların ifsat ettikleri sahalarda, ortamlarda Müslümanların morallerini düzeltmelerinin, onlara destek olarak bir özgürlük savaşçısı misyonunu üstlenmelerinin zamanı çoktan gelmiş de geçmiştir bile. Müslüman kadın, İslam’ın kendisine bahşettiği bilinci, basireti ve feraseti Filistin davası için de göstermelidir ve hatta göstermek zorundadır. Zira Filistin davası, Müslüman ümmetin meselesidir. Müslümanların kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla tümünün görevi, Kudüs’ün, İslam’ın özüne dönebilmesi için olağanüstü çaba sarf etmeleridir.

Müslümanlar sahip oldukları gücün farkında değil

Mısır gibi sorunların hiçbir zaman bitmek bilmediği bir ülkede, oradaki bütün sıkıntıları iliklerine kadar yaşayan birisi olduğu halde Kudüs davasını, atlıların sadece kendileri için sefere çıktığı üç mescidden biri olan Mescid-i Aksa’yı göz ve kulak ardı etmeyen sevdalı bir yürek Zeyneb Gazalî. Dünyayı ve hayatı yalnızca kendi topraklarından ve çevrelerinden ibaret görenler gibi değildi o. Ümmetin özgürlüğünün Kudüs’ün özgürlüğüne bağlı olduğunu haykıran bir münadî idi o. Onun içindir ki, Kudüs’ün dün öyle olduğu gibi bugün de Müslümanların elinde olmasının mücadelesini vermenin amaçlanmasını söylüyor. Bunun bir enaniyetle ya da benlik kavgasıyla alakasının olmadığını vurguluyor. Çünkü Allah Teâlâ, Kudüs’ü müminler için var ettiği gibi, yine onun korunma ve sahiplenme emanetini de müminlere vermiştir.

Kudüs’ün Selahaddin Eyyubî zamanındaki gibi Müslüman olarak elde edilmesinin Allah katında zor olmayacağını dillendiren Zeyneb Gazalî, Müslümanların kendi aslî görev ve sorumluluklarına geri döndükleri vakit Allah Teâlâ’nın bu zaferi onlara bağışlayacağının altını çiziyor. Müslümanlar, kadınlar ve erkekler olarak nesillerini Kur’an sofrasında terbiye etmenin derdinde olduklarında ve bu nesiller, aldıkları eğitimle Müslümanların en büyük özlemi olan vahdeti hayata geçirdiklerinde, işte tam o anda Kudüs dâhil yeryüzü, Müslümanların yani bizim, yani tüm hakiki imana ermişlerin olacaktır.

Sözlerinin bir yerinde Müslümanların sahip oldukları güçlerin farkına varamadıklarını ifade eden Zeyneb Gazalî, İslam’ın tek başına bir kurtuluş ve kurtarıcı olduğunu hatırlatmadan önce Müslümanların şunlar üzerinde tefekkür etmelerini tavsiye ediyor: “Bugün, Amerika’daki atom fiziği profesörlerinin, bilginlerinin büyükleri Müslümanlardır. Batıdaki büyük iş adamlarının ileri gelenleri Müslümanlardır. Toprağımızın mahsulü, milletimizin çalışmalarının, alın terinin ürünüdür. Mallarımızın kârı, kazancı kime? İkisi de perde arkasında birlikte ve dost olan kâfir Batı ve Doğu’ya gidiyor. Bizler, Müslümanlar olarak bugün yeryüzünün üçte birine sahip bulunuyoruz. Biz Amerika’dan da Rusya’dan da, hatta ikisinin toplamından de daha zenginiz. Fakat biz, bölünmüş, bölük pörçük hale gelmişiz. Onun için çalışmalarımızın kaymağını, mahsul ve ürününü başkaları yemektedir.”

Zeyneb Gazalî’ye göre, kahramanlık ruhu genç-ihtiyar, kadın-erkek her ferde işlenmeli ki, böylece milletlerin nabızları atmaya başlamış olsun. Bu ruhun getirdiği ve kazandırdığı azim ve kararlılıkla Kudüs’ün kurtuluşunun geleceğini, hem de savaşmadan geleceğini, ama bu ruh yerleştirilmeden de bunun bir hayalden öteye geçmeyeceğini hayıflanarak sunduktan sonra sözlerini tamamlıyor.

Onun özleminin bizlerde de olduğuna Rabbimiz şahid. İnşallah, o yüce ruh ve azim cümle ümmeti kapsar da daha fazla gecikmemiş olur hürriyetimiz. Bu güzel Müslüman şahsiyeti rahmetle ve hayırla anıyoruz, tamam; ama eğer Kudüs davası için hareket halinde olmazsak bu anışımızdan pek de razı olmayacakmış gibi düşündürtüyor bizleri okuduklarımız. Bunlara rağmen şüphe içermeyecek derecede iman ediyoruz ki “nasrun minallahi ve fethun garib.” Yani Allah’ın yardımıyla gelecek fetih yakındır. Vesselam…

 

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Mayıs 2016, 12:11
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20