banner17

Mistik şiirlere imza atıyor bugün!

Nureddin Durman, günlüğündeki Süleyman Çelik bahsini açtı. Yaklaşık üç yıla arayla tuttuğu iki notu bizimle paylaştı..

Mistik şiirlere imza atıyor bugün!

17 Aralık 2006 Pazar-Beylerbeyi

Geçen ay uğradığında Bir Nokta dergisini de getirmişti. Dün Konya’da imiş meğer…  Çalıştığı özel finans kurumunun şubelerinin denetimi varmış. Mevlana’yı da ziyaret etmiş ilk defa. “Mevlânâ Müzesi’nin yanındaki kaldırımda Âşık Şemi’nin mezarı var, onu da ziyaret ettin mi” diye sordum. “Ettim”, dedi. Âşık Şemi orada kaldırımda, yolun kenarında, yani Mevlânâ Hazretlerine komşu olmak için yatıyor. Bedenini toprağa uzatmış, öylece bekliyor hesap gününü.

Dükkâna gitmem gerekti bu gün. İyi de oldu. Süleyman Çelik dostum da oğlu Furkan ile şeref verdi iş yerime.

Süleyman Çelik

Aylık Dergi’de şiirlerimiz çıkardı

Süleyman Çelik, kadim ve genç dostum. Yıllardır dostluğumuz, arkadaşlığımız devam ediyor. Çengelköy taraflarında Çamlıktepe’de oturuyor ama Beylerbeyi’nden ayrısı gayrısı yok. Sanki Beylerbeyili gibidir. Üniversitede okuduğundan bu yana görüşüyoruz, konuşuyoruz, birlikte dergiler çıkarıyoruz, aynı yayınevlerinde kitaplarımızı yayınlıyoruz. 

Şimdilerde yoğun bir iş potansiyeli içinde çalışıyor. Eskiye nazaran biraz daha az görüşüyoruz tabii. Bu finans işleri zaten boş vermeye gelmiyor. Benim uzak olduğum işler, anlamadığım işler. Okudu, nihayetinde bankacı oldu genç şairimiz. 80’li yıllarda aynı dergide yazmaya başlamışız. Ankara’da yayınlanan Aylık Dergi’de şiirlerimiz çıkıyordu. Arif Dülger, Necati Polat, Sıtkı Caney… Kimler yazmıyordu ki Aylık Dergi’de.

Aylık DergiNasıl bir ilişkiydi Aylık Dergi ile Mavera arasındaki?

Mavera Dergisi ile Aylık Dergi sanki ayrı kulvarlarda koşuyorlardı. Havaları ayrı gibiydi. Renkleri biraz daha farklıydı birbirlerinden. Belki de aynıydı ikisi de ama ne vardıysa aralarında, birbirlerini hasım gibi görüyorlardı. Tabii bunlar dergilerin yönetimleri içindi ama bunların yansıması, etkisi oralarda yazanları da sarıyordu. Gizli bir hesaplaşmaydı sanki aralarında her ne vardıysa. Sonra benim Mavera dergisini çıkaranlarla da yakınlıklarım oldu ama hiç bu meseleyi açmadım. “Yahu neydi Aylık Dergi’yi çıkaran Yaşar Kaplan’la aranızdaki husumet”, demedim. Cahit Zarifoğlu Beylerbeyi’ne gelince vefatına kadar dostluğumuz devam etti. Bu konuda hiç söz etmedik. Hatta bana gelen Aylık Dergi’lerden ona da takdim ederdim; Cahit Bey hiç bir şey söylemez, dergiyi alır giderdi.

Sonra ne yapardı bilemem tabii. Dergiyi okur muydu, inceler miydi, yoksa ilk gördüğü çöp kutusuna mı atardı bilemem. Her şeye rağmen nezaketen de olsa alırdı dergiyi. Ama sorulmasa da zaten hareketlerinden, mimiklerinden seziliyordu aralarında cereyan eden bazı hoşnutsuzlukların olduğu. İnsanların birbirleriyle geçinmeleri ne kadar zorsa dergilerin de birbirleriyle geçinmeleri o kadar zormuş meğer. Öyle bir devirdi işte, geldi geçti.

Nurettin Durman, Arif Dülger ve Süleyman Çelik

MaveraParalar ormanında şiir avlıyor

Süleyman Çelik şimdilerde az şiir yazıyor. Bir Nokta dergisinde çıkıyor şiirleri. O bakımdan bir rahatlığı yaşadığını fark ediyorum. Bir de zaten az yazdığı için, yetiyor ona bir dergide yazmak. Biz Arif Dülger ile öyle yapamıyoruz. Ben bir kaç dergide yazıyorum. Arif de değişik dergilere şiir veriyor. Şiirin peşinde olmak apayrı bir tutkudur. Hem de yaman bir tutku. Olmazsa olmuyor yani. Yazılmadan durulmuyor. Bu yüzden de arada bir Süleyman Çelik’e takılmadan edemiyorum. Ya, müdürüm şiir yok mu, şiir? Ya da Süleyman şiirden uzaklaştı gibi… Yani gerçekten Süleyman’ın işi zor görünüyor. Önemli bir finans kurumunda olacaksın, kafanın, beyninin içinde boyuna rakamlar dolaşıp duracak ve kelimelere çok az yer olacak ve sen de kalkıp şiir düşüneceksin. Rakamlar şiire giremiyor demek ki kolayca.

Zaten daha finans kurumunda memur iken “Paralar Ormanında Şiir Avı” diye bir şiir yazmıştı. Hem paralar ormanında olacaksın hem de şiire kapı aralayacaksın. Çok zor bir durum bu bir şair için. Onun için de çok az şiir yazıyor diye düşünüyorum. Gerçi az şiir yazmak gerektiğini düşünen şairler yok değil.

DüşÇınarıBir sohbetimizde şair Şaban Abak, “şair altı ayda bir şiir yazmalı” demişti. Bense, “şair her ay bir şiir yazmalı ama altı ayda bir yayınlamalı” demiştim. Gerçi ben bu iki varsayımı da uygulayamadım. Az yazıp az yayınlayan şairlerin sabrına hayran kalıyorum...

Az ve öz yazıyor şiiri

Süleyman Çelik, Düşçınarı dergimiz -ki birlikte çıkarıyorduk- kapandıktan sonra yalnızca Bir Nokta dergisinde yazmaya başladı. Süleyman Çelik Bir Nokta dergisinde şiirlerini yayımlıyor ve ayrıca derginin kültürel gelişimine katkıda bulunuyor. Zaten iyi birer arkadaştırlar Mürsel Sönmez ile.

Sonra Sessizlik, Süleyman ÇelikSüleyman Çelik, şimdilik az şiir yazmakla beraber şiir hayatından memnun görünüyor. Zaten başka dergilerde yazmak için de bir hevesi yok. 2006 yılı itibariyle Bir Nokta dergilerinde üç şiirine rastladım. Bunlar, “Balkanlar”, “Beni Bırakma Tut”, “Ağır Berduş Havaları” adlı üç şiir. “Bir de yayınlanmamış bir şiir var”, diyor bana, “bu yıl kaç şiir yazdın” diye sorduğumda...  Demek ki az ve öz yazmak prensibini sürdürüyor şairimiz...

16 Mayıs Pazar-Beylerbeyi

Daha mistik şiirlere imza atıyor

Sonra Sessizlik kitabının şairi şimdilerde daha derunî şiirlere ve tabii ki düşüncelere doğru giderek daha has bir yürüyüşü sürdürüyor. 2010 yılı itibariyle de daha mistik şiirlere imza atıyor, kervankıran denemeler içinde yol alıyor. Bunları doğal olarak Mekke ve Medine rüzgârına, Mekke ve Medine havasını solumasına yoruyorum. Dostumun yürüdüğü yolu benimsiyor ve seviyorum…

 

 

 

Nureddin Durman geriye dönüp baktı

Güncelleme Tarihi: 20 Mayıs 2010, 20:44
YORUM EKLE
YORUMLAR
umut hüseyin
umut hüseyin - 9 yıl Önce

yediiklim dergisinde yıllaaaar önce Mürsel Sönmez'in Çelik'in şiirine dair uzun bir irdelemesi vardı. O " dışı sükun ile zahir, derunu mahşer " şairin, münzevi ama aşk ritmiyle yaşayan şairin, yani Süleyman Çelik'in şiiri, meydan-ı şiirde mutlaka göz kesilinmesi, yürek kesilinmesi gereken bir şiir. İsteyen denesin görsün erenler.

banner8

banner19

banner20