banner17

Mısır Apartmanına neler oldu?

Mehmet Akif Ersoy ile ilgili kimi bilinmeyen hususları şair İbrahim Gökburun anlatıyor. M. Akif'in Mısır'daki evi çökmek üzere..

Mısır Apartmanına neler oldu?

Neden saygı duymuyoruz? 

27 Aralık 2010 günü İstiklal Marşı yazarı milli şair Mehmet Akif Ersoy’un vefatının 74. yıldönümü. Bu vesileyle son günlerde gazete ve televizyonlarda milli şairimizi konu edinen haberlere rastlıyoruz.  Mehmet Akif Ersoy ile ilgili her geçen gün yeni bir bilgiler çıkıyor ortaya. Geçtiğimiz günlerde gazeteci Yusuf Çağlar’ın arşivinden Mehmet Akif Ersoy’un bilinmeyen ve daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış bir şiiri gün yüzüne çıktı. İstiklal şairi Mehmet Akif ile ilgili yeni belge ve bilgiler ortaya çıktıkça; şairle ilgili çok şeyin bilinmesine rağmen daha bilinmeyen pek çok konu olduğu anlaşılıyor.Mısır Apartmanı

Fatih semti, İstanbul’un içinde ikinci bir İstanbul

1873 Kasım-Aralık ayında İstanbul, Fatih-Sarıgüzel semti Nasuh mahallesinde bulunan 12 numaralı evde dünyaya gelen Mehmet Akif Ersoy’un ilk çocukluğunu yaşadığı ev büyük bir yangında yanıp kül olduğu, o dönemde yanıp kül olan semtin ortasından bugün Vatan Caddesi’nin geçtiği söyleniyor. Bugüne kadar birçok bilge yetiştiren Fatih semti Akif’in çocukluğunda önemli bir yeri tutar. Dönemin anlayışına göre 4-5 yaşlarında Emir Buhari Mahalle Mektebine başlayan Akif, iki yıl sonra Fatih İptidai Mektebine (ilkokul) girdi. Üç yıl süren bu eğitimden sonra girdiği Fatih Merkez Rüştiyesi’nden (ortaokulunu) 1895 yılında mezun olu. Mülkiye’nin İdâdî bölümünde üç sene okuduktan sonra şehadet-nâme (diploma) aldı ve aynı okulun yüksek kısmına kaydoldu. Tarih boyunca İstanbul’un kalbi olan Fatih semti Milli Şairin kalbine ilmin, merhametin, direnişin ve mücadelenin ilk kıvılcımlarını saçtı. Bu yüzden Sezai Karakoç “ Fatih semti, İstanbul’un içinde ikinci bir İstanbul” olduğunu ifade etmiştir “Mehmet Akif” adlı eserinde.

Osmanlı  devletinin en zor dönemlerini yaşadığı süreçte doğup büyüyen Mehmet Akif hayatı çetin mücadelelerle dolu bir şair. 1887-1988’de babası kaybeden Ersoy, aynı yıl evleri de yanınca Mülkiye’ye gündüzlü öğrenci olarak devam etmesi imkânsız hale gelir. Mezunlarına hemen iş verileceği için o yıl açılan ve ilk sivil veteriner yüksek okulu olan bugün Küçükçekmece ilçesi Halkalı semtinde bulunan Halkalı Baytar ve Ziraat Mektebi’nde yatılı öğrenci olarak eğitimine devam eder. 22 Aralık 1893’te okulu birincilikle bitirip, 26 Aralık’ta Müfettiş Muavini” olarak hizmete başladı. Ziraat Nezareti (Tarım Bakanlığı) emrinde geçen yirmi yıllık memuriyeti sırasında, görev yeri İstanbul olmasına rağmen kalbindeki millet sevdasıyla Anadolu’dan Rumeli’ye Mısır’dan Arabistan’a kadar ülkesinin topraklarını adım adım dalaşıp memleketini, insanlarını ve sıkıntılarını daha yakından tanıdı. Bu yüzden Osmanlının atının izinin bulunduğu her yerde Millî şair Mehmet Akif Ersoy’un hatırası vardır; fakat İstanbul, Ankara ve Mısır şairin yaşamında apayrı bir yeri vardır. Bu üç makanın biri Ankara’da buluna Tacettin Dergâhı, diğere Mısır’da Şairin 11 yıl yaşadığı ev, bir diğeri ise şu anda İstiklal Caddesinde bulunan ve şairin ömrünün son günlerini geçirdiği Mısır Apartmanı.

Mısır ApartmanıDuvarlarında şairin hatıraları var

Bu mekânlardan biri Millî şair Mehmet Akif Ersoy’un, İstanbul’un işgalinden sonra aldığı davet üzerine Millî Mücadele’ye katılmak amacıyla Ankara’ya geldiği vakit kendisine büyük hayranlık duyan Tacettin-i Veli Camii imamı Tevfik Hoca, O’nu karşılayarak, çalışmalarını sürdürebilmesi amacıyla Şaire tahsis ettiği Tacettin Dergâhı’dır. Burdur milletvekili olduğu yıllarda günlerini bu mütevazı evde geçiren Mehmet Akif Ersoy, dostlarıyla Millî Mücadele meselelerini bu evde konuşup değerlendirdi. Milli Marşımızın ilk mısralarını Tacettin Dergâhı’nın duvarlarına kazıdı.  Meşhur “Bülbül” şiirini de bu evde yazdı; fakat şairin Ankara’dan ayrılmasından sonra uzun süre perişan ve harap durumda bekleyen bu mekân 1949 yılında şehir meclisi kararı ile müzeye dönüştürüldü. Ancak uzun yıllar bakımsızlıktan harap durumda kalan Tacettin Dergâhı, 1982’de onarıldı ve 1984’te ziyarete açıldı. Müzede Mehmet Akif Ersoy’a ait cep saati, gözlük, tespih, tüfek ve şairin eserleri bulunuyor. Şairin hatıraları zamanın ruhunu tutuyor dergâhın duvarlarında.

Eşine az rastlanan önder ve örnek bir şahsiyet olan Mehmet Akif, ülkesini işgal etmek isteyenlere karşı aklıyla, kalbiyle, diliyle ve her şeyden öte kalemiyle mücadele eden bir mütefekkir, iman ve aksiyon adamıdır. Nurettin Topçu’nun “Neslimizin ruhunun doktoru O”ndan başkası değil dediği Mehmet Akif, Kurtuluş Savaşı’nda Milli kuvvetlerin yanında yer almakla kalmamış, yazı, şiir, konuşma, vaaz ve hutbeleriyle halkı cephelere koşturmuş, milli mücadelenin kahramanlarından biri olmuştur. Ancak savaştan sonra kara bulutlar dağılıp ortalık aydınlanırken Türk devletinin yeniden yapılanması sürecinde hayal kırıklığına uğrayan Mehmet Akif, bu büyük ıstırabı susarak yüreğine gömmüştür. Sezai Karakoç, Milli Şairin bu suskunluğunu şöyle yorumlar. “Akif gibi bir şairin cemiyette oluşan bu değişim karşısında susması, denebilir ki en büyük tepkisi, en güçlü protestosudur”.  Yaşananlar karşısında her geçen gün biraz daha kırılan Şair, incinmişliğini dindirmek amacıyla 1923 yılında Mısır Hidivi Abbas Halim Paşa’nın davetine uyarak Mısır’a gitmeye karar verdi. Ülkesinden ayrılmadan önce Beyoğlu’nda bulunan Mısır Apartmanı’nda dostlarından Mithat Cemal Kuntay’ın dairesinde Cenap Şehabettin, Süleyman Nazif, Sami Paşazade ve Abdülhak Hamit gibi Türk edebiyatının önemli isimleriyle birlikte onuruna verilen bir akşam yemeğine katıldı. Mısır Apartmanı’nda O akşam kim bilir neler konuşuldu henüz tam olarak bilemiyoruz ama bilinen bir gerçek var bu akşamdan sonra Şairin çok sevdiği İstanbul’a veda etmesi, incinmişli, kırgınlığı ve ıstırabı…Mısır Apartmanı

Mehmet Akif İstanbul’dan ayrılırken kim bilir nasıl incinmiştir. Bunu bilemiyoruz çünkü Mehmet Akif kendini bu millete adamış, bu milletin sevdalısı bir şahsiyettir. Bu nedenle Akif’in şiirlerinde günümüz şairlerinde sıkça görülen şahsi ve kişisel sızlanışlar görülmez. Milletin derdini, milletin acısını, milletin sevincini ve milletin coşkusunu dokur dizelerine. Mehmet Akif Ersoy’un şiirlerinde bütün İslam âleminin, ümmet-i Muhammed’in melalini okuruz. Bugün birazcık vicdanı olanlar Akif’in Mısır’da ömrünün 11 yılını geçirdiği çürümeye yüz tutmuş evin duvarlarını yansıtan fotoğraflarda görecektir Akif’in ıstırabını.

İstanbul camilerini görünce ağladı

Sezai Karakoç, Ersoy’un Mısır’da, kaldığı 11 yıl boyunca “Ehramlara, Firavun heykellerine, sfenkslere bakıp hayatın faniliğini idrak ve varlığın esrarını aramak” için inzivaya çekildiğini vurgular. Şair bu inziva sürecinde Kuran-ı Kerim tercümesi çalışmasını sürdürdüğü bir evde yaşamıştır. Kahire’nin banliyö semti olan Hilvan’da bulunan; ancak yıllardır restore edilmeyen, bakımsızlıktan çürüyen bu evin bugünkü hali orijinal avlu duvarlarının yarım metre kadar kırmızı ile tuğla ile yükseltildiğini, duvardaki deliklerin kapatıldığını, demirden yapılmış avlu kapısına zincir vurulduğunu ve bakımsızlıktan yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu öğrendik kısa bir süre önce.

Mehmet Akif ErsoyÖmrünün 11 yılını Mısır’da geçiren Mehmet Akif, 1936 yılında İstanbul’a dönmeye karar verir. Mısır’dan deniz yoluyla İstanbul’a dönerken güvertesinde bulunduğu vapur Çanakkale’den geçerken ve İstanbul’un camilerini görünce gözyaşlarını tutamaz. 17 Haziran 1936 Çarşamba günü İstanbul’da rıhtımda, yakınları ve birkaç dostu tarafından karşılanan Mehmet Akif Ersoy, Abbas Halim Paşa’nın kızı Emine Abbas Halim’in ısrarı üzerine önce Maçka’daki evine misafir olur. Merhum Abbas Halim Paşa’nın Alemdağ’daki Çiftliği’nde 3 ay kaldıktan sonra tedavi için İstanbul’a gelip-gidiş esnasında yaşadığı zorluklar nedeniyle Beyoğlu’nda Paşa ailesine ait olan Mısır Apartmanı’nda kendisi için hazırlanan bir daireye yerleştirilerek ve Şaire refakat etmesi amacıyla bir yardımcı görevlendirilir.

Beyoğlu’nda İstiklal Caddesinde bulunan Mısır Apartmanı, Taksim’den Tünel’e doğru yürürken, Galatasaray’ı geçip Yapı Kredi Yayınları ve Sent Antuan Kilisesi arasında 163 numaralı, heybetli, görkemli ve bir o kadarda hüzünlü bir apartman.  Ömrünün son günlerini İstanbul’da Mısır Apartmanı’nda geçiren Mehmet Akif Ersoy, 27 Aralık 1936 Pazar günü akşam 19.45’te hakkın rahmetine kavuştu. Ömrünün son günlerinde dostları, öğrencileri, her sınıf ve meslekten hayranları sürekli Mehmet Akif’i ziyaret etti. Şairin sevdiği hafızlar Mehmet Akif Ersoy’a Kur`an-ı Kerim okuduğu Mısır Apartmanı’nın ikinci katındaki dairede Mehmet Akif Ersoy’un hatıraları apartmanın derinliklerine gömülmüş, tozlanmış, sahipsiz ve kimsesiz, yapayalnız... her geçen biraz daha kaybolup gidiyor. Bekli de kaybolup giden Milli Şair’in hatıralarına sahip çıkmayan bizleriz.

İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un ömrünün son günlerini geçirdiği Tarihi Mısır Apartmanı’nı milletimizin yaşadığı son yüz yılın tarihinin kısa bir özeti olarak da okunabilir aslında. Mısır Hidivi Abbas Halim Paşa’nın isteği üzerine 1905 yılında Ermeni mimar Hovsep Aznavuryan’a kışlık konak olarak yaptırılan Mısır Apartmanı, Abbas Halim Paşa’nın ölümünden sonra 1940’ta kızları tarafından dönemin önemli iş adamlarından Hayri İpar’a satıldı.

Şairin hatıraları savrulup kayboldu

Bu tarihten sonra Mehmet Akif Ersoy’un hatıraları savrulup durdu Mısır Apartmanı’nın soğuk taş duvarlarında. Türkiye’de Hollywood sineması ile ilk temasları kuran ve Yeşilçam’da batılı tarzda ilk renkli filmi çeken ve “Bir Şehrin Hikâyesi” adıyla İstanbul’un belgesel filmini yaparak dünya tanıtan İpar Ailesinin büyük oğlu Ali İpar’ın ait olan Mısır Apartmanı, 27 Mayıs 1960 Darbesiyle yeni bir serüvene başladı. Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, Refik Koraltan, Medeni Berk ve Hayreddin Erkmen… Yassıada zindanlarına gönderilince, devrik başbakan Adnan Menderes aleyhine açılan 19 ayrı davadan biri olan “Ali İpar Davası” sadece biri olarak 14 Ekim 1960’ta başlayan ve 15 Eylül 1961’de sona eren “Ali İpar Davası”da Adnan Menderes, Medeni Berk ve İpar Transport şirketinin sahibi Ali İpar döviz yasasını ihlalden mahkûm oldular. Bu nedenle ülkesine küsüp, uzun süre yaşadığı Mısır Apartmanı’nı peyderpey satarak ülkesini terk eden Ali İpar, aynı zamanda Mehmet Akif Ersoy’un hatıralarını bir belirsizliğin içine bırakıp gitti. 

27 Mayıs darbesiyle bu ülkenin yaşadığı sancıları birebir yaşayan Mısır Apartmanı 1970’li yıllarda banka ve sendikaların işgaline uğradı. Özellikle İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un ömrünün son günlerini geçirdiği bu daire bir süre Ziraat Bankası’nın Krediler Şubesi olarak kullanıldı. Daha sonra ise neden ve nasıl yapıldığı bilinmeyen Ziraat Bankası ihalesi ile Tekstil ihracatçısı İlkut Uras’a satıldı. Halen İlkut Uras tarafından ofis olarak kullanana bu dairede İstiklal Marşı yazarı milli şairimizin hatıralarını her geçen biraz daha savuruyor boşluğa. Her geçen gün biraz daha büyüyor vefasızlığımız ve ıssızlığımız. Vicdanımıza açılan yara her geçen gün biraz daha büyüyor. Her geçen gün biraz daha büyüyor vicdansızlığımız.

Tarihi Mısır Apartmanı’nda şu anda restoran, tiyatro, galeri, lokaller ve barların işletmeciliği yapılıyor. Apartmana girer girmez karşınızda özel davet ve toplantılara ev sahipliği yapan Marmara Üniversites’nin bir lokali karşılıyor sizi. Mermer merdivenlerin basamaklarda karşılaştığınız dairelerin şaşkınlığını yaşarken terasa açılıyor kapınız. Bütün şehri 360 derecelik açıdan görme fırsatı veren İstanbul 360 adlı restoran ise Mısır Apartmanı ismini son aylarda sık sık gündeme taşıdı.

Ayrıca 27 Mayıs 1960 müdahalesinden sonra Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, Refik Koraltan, Medeni Berk ve Hayreddin Erkmen… gibi Demokrat Parti yöneticilerinin yargılandığı Yassıada Yargılamaları’da, 18 eski milletvekilinin avukatlığını yapan Siyasetçi Hüsamettin Cindoruk, 50 yıldır Mısır Apartmanı’nı sakinlerinden ve halen bu apartmanda bulunan dairesini avukatlık bürosu olarak kullanıyor.

 

 

İbrahim Gökburun bir haber verdi 

Güncelleme Tarihi: 30 Aralık 2010, 13:14
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20