Misak-ı Milli'yi yazdı ama unutuldu!

Hüseyin Kazım Kadri, Osmanlı’nın son döneminde yaşamış entelektüel bir devlet adamı idi.

Misak-ı Milli'yi yazdı ama unutuldu!

 

Geçmişini bilmeyen geleceğini inşa edemez. Ahmet Cevdet Paşa'yı, Said Halim Paşa'yı, Kavalalı Mehmet Ali Paşa'yı, Ziya Paşa'yı bilmeyen, idrak edemeyen geçmişiyle olan bağı bu kadar uzak kopuk olan bizler, yarın için ne söyleyebiliriz?!

İmparatorluğun çöküş yıllarıHüseyin Kazım Kadri, 20. Asırda İslamiyet

Hüseyin Kazım Kadri, Osmanlı Devleti'nin çöküş ve dağılma döneminde yaşamış, Balkan Savaşları zamanında Selânik'te Birinci Dünya savaşı zamanında da Halep'te valilik yapmış, İstanbul beyfendisi mümtaz bir şahsiyet. Önce görev yaptığı Selânik şehri elimizden çıkar. Sonrasında da Halep'te vali iken kara bir haber ulaşır kendisine. ''Kudüs sükut etti.'' Kudüs'ü hüzün ve acının şehrini de kaybetmişizdir. Bu müslümanların dünya siyasetinden de çekildiğinin acı göstergesidir.

'Allah İslam'ın yardımcısıdır!'

Daha sonra Halep de çıkar elimizden. Bunları yazabilmek o kadar kolay geliyor ki şimdi. Yaşadığınız bir şehri kaybettiğinizi hiç düşünebiliyor musunuz? Halep'te bir avuç Türk'le İngilizlere esir düşmüştür. Üç ay boyunca uğraşır bir gemi ayarlayabilmek için. Sonunda bir gemi bulmuştur. İngiliz komutan alaycı bir üslupla yüklerini toparlayıp gemiye binmeleri için yarım saatleri olduğunu söyler kendisine. ''Bir mucize olur da belki başarırsınız'' der. Öyle zor durumdadırlar ki yaşlı erkekler kadın ve çocuklardan oluşan bir topluluk sadace. Yük yükleyen esir Araplardan yardım ister. Koşarak gelirler müslüman kardeşlerinin isteklerine. Müslümanlar hep birlikte yüklerini gemiye yüklemişlerdir. Hüseyin Kazım Kadri'yi çağırırırlar. Geminin ortasına geldiğinde slogan atıyorlardır tüm orada bulunan müslümanlar: 'Allah İslam'ın yardımcısıdır!'

Gözleri dolmuş ağlamaya başlamıştır Hüseyin Kazım Kadri. Son yıllarını yeni kurulmuş olan Cumhuriyet Türkiye'sinde Beylerbeyindeki iki katlı pembe köşkünde geçirir. En büyük arzusu Büyük Türk Lügatını yazabilmektir. Ölmeden önce bu arzusunu gerçekleştirir. Şimdi bu naif ve mümtaz şahsiyetin yaşadığı pembe köşk ne yazık ki restaurant olarak kullanılmaktadır. Ne acı değil mi? Mezarı, Cahit Zarifoğlu’nun da yattığı Beylerbeyindeki Küplüce Mezarlığındadır.

Misak-ı Milli’nin yazarı

Resmi tarihte çokça okuduğumuz bize öğretilen ''Misak-i Milli'nin de (olmazsa olmaz sınırlarımız) yazarı kendisidir. Hiç duymadınk bu ismi değil mi tarih kitaplarında?

Kaleme aldığı bazı eserleri: 20. Asırda İslamiyet, Pınar Yayınları, Meşrutiyetten Cumhuriyet'e Hatıralarım, Balkanlardan Hicaza İmparatorluğun Tasfiyesi, Bir Milletin Dirilişi, Büyük Türk Lügatı, İslam'ın Avrupa'ya Son Sözü, Ziya Gökalp'in Tenkidi.

Ali Yaşkın bir beyefendiyi tanıttı

Güncelleme Tarihi: 19 Mart 2012, 01:26
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13