Âmil Hoca hakkı gözeten zarif bir insandı

Öğrencilerine, kendisine nasıl hürmet edilmesini istiyorsa öyle hürmet eden, her manada âdil olması, öğrencilerinin dertleriyle dertlenebilmesi, işine âşık bir hoca olması onu kıymetli kılan ve hayırla yâd ettiren bir hoca idi Âmil Çelebioğlu..

Âmil Hoca hakkı gözeten zarif bir insandı

 

İlim adına çalışan ve geride güzel izler bırakan nice insan var; adını duymadığımız, yapıp ettiklerinden bîhaber olduğumuz... Kendi adıma söylemeliyim ki, bu müstesna güzellerin hayatlarını okudukça, onların rahle-i tedrîsinde bulunan insanların kendileri için söylediklerini/yazdıklarını öğrendikçe şükrediyorum ve “örnek alınacak ne çok isim var meğer…” diye söyleniyorum. Bu isimleri şimdiye kadar duymamış olmam bizâtihi cahilliğimden, bunu da biliyorum.  Adını çok zaman sonra öğrendiğim bir ismi, güzel bir hocayı hayırla yâd ediyorum şimdilerde: Âmil Çelebioğlu

İlim aşkı şehir şehir gezdirmiş Âmil Çelebioğlu’nu

Âmil Çelebioğlu, Konya Erkek Lisesi’nde edebiyat öğretmenliğiyle birlikte müdür muavinliği görevini üstlenmiş üniversiteden mezun olduktan hemen sonra. Bu görevlerinin akabinde çeşitli üniversitelerde akademik kariyeri şekillenmeye başlamış; Selçuk Üniversitesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi, Hacettepe ve İstanbul Üniversitesi’nde hocalık yapmış; doktorasını “Yazıcıoğlu Mehmed ve Muhammediyyesi” teziyle, doçentliğini “Sultan II. Murad Devri Mesnevileri”yle elde etmiş.

6 sene sonra yani 1982 yılında ise Hacettepe Üniversitesi’nde profesör olan Çelebioğlu’na Marmara Üniversitesi’nde bulunduğu son dönemde dekanlık vazifesi de verilmiş. Fakat Âmil Hoca, bu vazifeyi îfa etmeye güç yetirememiş; zira bu tip idârî işlerin kendisinin harcı olmadığını fark etmiş ve dekanlık vazifesini sadece bir yıl yürütebilmişti. O, daima öğrencileriyle hemhal olmaktan yanaydı…

Örnek alınası bir hoca: Âmil Çelebioğlu

Âmil Hoca’nın hayatını okumaya başladığımda aklıma ilk gelen soruydu: “Edebiyat bölümünde dirsek çürüten öğrenciler bu güzîde insandan haberdar mı?” Esasında sadece edebiyat bölümü öğrencilerinin alâkadar olması gereken bir isim değil Âmil Çelebioğlu, öğretmenlik mesleğinde müstakbel öğretmenlere yol gösterecek örnek alınası bir isim... Öğrencilerine, kendisine nasıl hürmet edilmesini istiyorsa öyle hürmet eden, her manada âdil olması, öğrencilerinin dertleriyle dertlenebilmesi, işine âşık bir hoca olması onu kıymetli kılan ve hayırla yâd ettiren bir hoca olması için yeterli sebepler…

Âmil Çelebioğlu, tezlerinde, makalelerinde ve kitaplarında hiçbir zaman kaynak göstermeden alıntı yapmamış ve de hazırlamış olduğu kitaplara istifade ettiği isimlerin bulunduğu bir de “teşekkürnâme” bölümü eklemeyi ihmal etmemiş. Hocanın bu tavrı, öğrencilerinin akademik çalışmalarından, ödevlerinden kendilerine pay çıkaran üniversite hocalarının yüzüne şamar gibi inecek türden.

Şiirlerinde “Hayrânî” mahlasını kullanmış

Âmil Hoca, yazdığı şiirlerde, önceleri “Fakîri” ve “Âmil” mahlasını kullanmışsa da son dönemlerde “Hayrâni” mahlasında karar kılmış ve bütün şiirlerini bu mahlasla yazmış. Şiirlerinde hece ve aruz vezni kullanmış; vezin ve nazım şekillerinin sadece birer vasıta olduklarını, esas olanın mânâ olduğunu dile getirmiş.

Âmil Hoca, Fethi Gemuhluoğlu’nu çok sever, hürmet duyarmış. Fethi Gemuhluoğlu üstâdın ölümünden sonra 1980 yılında Ankara’da “Dinleyen, birleyen ve inleyenlerden olan aşk-ı ilâhî ile yanan, yâni hakîkî yolu bulan yol eri, fetheden gönülleri merhum ve mağfur Fethi Gemuhluoğlu ağabeyimizin azîz hâtırasının ilhâmiyle” notunu düşerek bir gazel kaleme almış:

Gitti ey dil kimi sevdik ise cânan diyerek/ Etmedik gerçi şikâyet yüce ferman diyerek       
İçimiz ağlasa da kan elimizden ne gelir/ Mest ü nâlân döneriz bir nice meydan diyerek
Bî-vefâ olduğun âhir bize bildirdi felek/ Bunca cevr ü sitemi çektirip âsan diyerek
Bir şifâ umduğumuz sevgililer gitti gider/ İçirip ayrılığın zehrini derman diyerek
Çok mudur olduğumuz ehl-i figân Hayrânî/ Gitti zîrâ kimi sevdik ise cânan diyerek

Hocanın sadaka-i câriyesi öğrencileridir

Hac vazifesini îfa ettiği 1990 yılının Temmuz ayında El-Muaysem Tüneli faciası olarak bilinen talihsiz kazada Hakkın rahmetine kavuştu Âmil Çelebioğlu. Bir hoca için en kıymetli şeylerden biridir talebeleri. O, kendisini hayırla yâd eden talebeler bıraktı geride. Kanımca bir hocanın sadaka-i cariyesidir de bu talebeler… Onun dersinde bulunamasam da, rahlesine diz kıramasam da hayatından müstakbel öğretmenlik hayatıma ve şahsıma pay çıkarmak kâr olarak yeterli benim için..

 

Gül Hanım Gürsoy yazdı

Güncelleme Tarihi: 20 Ağustos 2013, 12:23
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
umran ay
umran ay - 5 yıl Önce

Bizler Amil Hocayı tanıyamadık, ama onun âlim, fazıl, mümin ve digergamlık gibi birçok güzel vasfını zaman zaman dinliyoruz. o kadar şanslıyız ki Amil Hocamızın yetiştirdiği talebeleri bugün bizim hocalarımız. İnşaallah yanıbaşımızdaki ilim mirasını çarçur etmeden, hocanın ruhunu incitmeden biz de onun yolunda giden insanlardan olabiliriz. Amin.

banner19

banner13