Mesnevi'den Kâm Alan Mütefekkir: Ferit Kam

Esrarını Mesnevi’den alanlar zümresinden olan Ferid Kam (1864-1944) gerek müderrisliği ve gerek de müellifliği ile son devrin kıymetli mütefekkirlerinden birisi olarak alâkayı hak ediyor. Burak Özkanlı yazdı.

Mesnevi'den Kâm Alan Mütefekkir: Ferit Kam

Bir ömre ne kadar hayret sığar? Gerçi bu sorunun cevabı, ömrü sürene ve ömrün sürüldüğü devre göre hayli değişir. Devlet-i Aliyye’den Cumhuriyet’e bakıyyetü’s selef (eskilerden kalan iyi kimse) olan nice zevat hayrete gark olmuş (ve hayrete gark eden) ömürleri ile Hakk’a gittiler. Bu zevatı, hayatları ve eserleri ile iyi bilmek dünü ve güne gelişimizi idrak etmek demek olacaktır. Zira onlar mütefekkir ve müellif kimlikleri ile seleften halefe ayakta durabilen son köprülerdi adeta.

Ferid Kam (1864-1944) da gerek müderrisliği (Tanzimat sonrasında günümüzdeki profesörlük payesi) ve gerek de müellifliği ile son devrin kıymetli mütefekkirlerinden birisi olarak alâkayı hak ediyor. Biyografisine detaylıca temas etmek yerine meraklısını İslam Ansiklopedisi ve sair kaynaklara sevk edeyim. Ancak kısaca şunları nakletmiş olayım: Ferid Kam, önce tıbbiye sonra hukuk mekteplerine girmişse de tahsilini tamamlamadan meslek hayatına geçmiş. Klasik usulde ders takibi ile icazet almış, Arapça, Farsça ve Fransızcaya gayet vakıf; Türk Edebiyatı, Genel Felsefe Tarihi, Metin Şerhi, İran Edebiyatı dersleri vermiş, başta “Âsâr-ı Edebiyye Tetkikâtı” ile “Vahdet-i Vücûd” gibi kıymetli telifler bırakmış bir kişilik. 

Mütefekkir yanına dair talebesi Agâh Sırrı Levend’in anlattığına göre bazen hanımının yanına koşar, başını göstererek, “Hanım! Burada kıyametler kopuyor, korkuyorum!” dermiş. Buhranlara varan bu hâllerden onu çekip alan ise Mesnevi-i Şerîf olmuş.

Edebiyata ve tasavvufa alakası olan herkes tarafından dikkatle okunması gereken eserler

Esrarını Mesnevi’den alanlar zümresinden olan Ferit Kam’ın şairliği hususunda ise bakın kimler neler söylemiş? Mehmed Ali Aynî, “Ferid’in herhalde belki bin kadar rubaisi vardır ve bunların her biri insan ahlâkının zayıf taraflarını ve cemiyet hayatının bazen gülünç ve bazen acıklı vasıflarını gayet zarifane bir şekilde teşhir, tenkit ve istihza eden çok manalı ve özlü, belagat ve hikmet numunesidir” diyor. İbnülemin Mahmut Kemal de, çok sayıda şiir kaleme alsa da pek azını yayımlayan Ferid Bey için, “Bazı şairler de vardır ki söylemez söylemez ama dürr-i meknûn söyler mealine muvafık olarak az fakat şiir ıtlâkına layık güzel sözler söylemişlerdir. Ferid Bey de bu kısımdandır” diyor. 

Basılı ve basılmamış pek çok eser ile onlarca makale kaleme alan Ferid Kam’ın yukarıda ismi geçen iki eserine de kısaca işaret edeyim. Âsâr-ı Edebiyye Tetkikâtı eseri Darülfünun’da verdiği divan edebiyatı ve metin şerhleri (ki ilk kez bu dersi yeni bir usulle kendisi veriyor idi) derslerinin kitaplaşmış hâlidir. Bu eser divan edebiyatımız için ilk sözlüklerden ve divan tahlili çalışmalarından olup öncü bir eser, bir nevi hazinedir. Halil Çeltik tarafından yüksek lisans tezi olarak çalışılmış ve basılmıştır. Vahdet-i Vücûd eseri ise Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad dergilerinde tefrika edildikten sonra kitaplaşmış ve cumhuriyet devrinde de üç farklı baskısı yapılmıştır. Bu eserde panteizm, tasavvuf, vahdet-i vücûd konularına layıkıyla temas edip meraklısını aydınlatır. Bu iki eseri haricinde Dini Felsefi Sohbetler ve Avrupa Mektupları da günümüz okuruna sunulmuştur. Özellikle bahsettiğim iki eseri edebiyata ve tasavvufa alakası olan herkes tarafından dikkatle okunması gereken eserlerdir.

Ferid Kam’ın bir rubaisi ve bir soru ile yazıyı bitireyim: “Sağlığında nice ehl-i hünerin/ Bir tutam tuz bile yoktur aşına/ Öldürüp evvel ânı açlıktan/ Sonra bir türbe dikerler başına

Sadece merak uyandırmak adına kısaca hatırlattığım Ferid Kam, rubaisinde bahsettiği akıbete uğramış mıdır dersiniz? Yoksa vefatını müteakip gelen alakadan da mı mahrum kalmıştır?

 

Burak Özkanlı

Yayın Tarihi: 09 Haziran 2016 Perşembe 11:29 Güncelleme Tarihi: 14 Haziran 2016, 13:39
banner25
YORUM EKLE

banner26