Mesele keramet göstermek değil, 'üslup'!

‘Şeyh uçmaz; müridi uçurur’ derler. Önemli olan, Mürşidin hizmetindeki çaycıyı uçurması..

Mesele keramet göstermek değil, 'üslup'!

 

Herkesin elinde aynı kelimeler var. Sözlüklerde ardı ardına dizilmiş. A (Elif-Alfa)’dan başlayıp Z’de bitiyor. Hurufiler bu harflerden bir sistem kurmuşlar. Kimi Hz. Âdem’e öğretilen isimlerin bu harfler olduğunu söylüyor; kimi 28/32 (ki toplamı 60 eder; 60’lık sistemde önemli bir şifredir) harfe ulaşmak için Hz. Musa’nın levhaları parçalarına ayırdığından. Bu temelden hareketle harfler üzerine bir sistem kurulmuş ki; anlamayanlar önüne gelen hurufiyi katletmiş. Katledenlerin arasında Timur da var Fatih Sultan Mehmet de.  Onun için, “Dil ölüme de götürebilir hayata da” demişler.

Yoksa bu yazıyı okumakla siz mi kurbansınız

Dil var; herkesin hizmetinde. Siz de denersiniz; kelimeler cümleyi oluşturur; cümleler, paragrafı ve paragraflar hikâyeyi. Beceriksiz kazak bir erkeğin kırk yılın başında yaptığı yemeğe benzer. Ne tadı var, ne tuzu. Haz almanız ise namümkün.Murat Kapkıner

Ancak bazı yazarları arayıp bulmak istersiniz; okumak. Başlı başına ziyafettir; verdiği haz ve keyif de cabası… Yazarları değil elbet; yazılarını… Yazı zaten kendini okutmaktadır; kelimelerin sıralanışı; anlatılan hikâye sizi sarar, içine alır ve bir başka dünyaya açılan pencerelere üşüşürüz. Manzara gerçekten nefistir.

Tahkiye, doğuda, anlatılan hikâyeyi, olayı kendisinden daha güzel bir anlatma biçimidir. Seyirlik değil, içselleştirmek için… Televizyon gibi değildir; insanın gözünün önünden cinayetler, katliamlar, trajediler akar; ruhsuz ruhsuz bakar, yemeğinize devam edersiniz.

Fakat burada hikâye anlatan vardır; lokmalar boğazınıza tıkanır, gözleriniz yaşarır ve olay yüreğinizden sizi vurmuş; saçmayı yemiş ve başıbozuk bir şekilde kıvranıp kalmışsınızdır. Artık anlatılan olaydaki kahraman mı kurban yoksa bu yazıyı okumakla siz mi kurbansınız ayırt edemezsiniz.

“Okumaz olsaydım” der ama bir anda diğer kitaplarını arıyor bulabilirsiniz kendinizi

Paranoyak bir üslubu vardır. Cümlenin bilinen kurallarına uymaz yazdıkları; araya sıkıştırılan bir iki kelime ile yazının nereye varacağı konusunda bir merak uyandırır sizde. Adeta kelimeler çengelli iğneler gibi idrakinize takılmış sizi peşinden sürükler. Oltadaki balık denen herhalde budur. Bu bir üslup meselesidir ve herkes başaramaz. Başaranın çoğu farkında değildir. Hele yazar bu işin farkındaysa önümüzdeki tuzaklar bir de heyecan uyandırır ki olursa o kadar olur.

Bunu başaran yazarlar elbette var; herkes gazete yazarıdır ama okuyucular o yazarı okumayınca kendisinde bir eksiklik hisseder. Diğerleri, “bu adam nasıl bu kadar reyting yapar; her iki tarafı içerden biliyor, anlattıkları ondan mı cazip acaba” diye düşünür. Olayın asla farkına varmaz. C. Bukowski’nin bir kitabına rastlarsınız hasbelkader; “okumaz olsaydım” der,  diğer kitaplarının dedektifi olmuş arıyor bulabilirsiniz kendinizi artık. Adamın ne anlattığı kadar nasıl anlattığı da önem kazanır birden.

Hele yazar gönül alfabesinden anlar ve bunu gönlünüze seslenerek sürdürürse…

Sizin de vardır böyle eserlerini arayıp durduğunuz yazar. Artık “hastası” olmuşsunuzdur. Yazarı bazıları önemli bulmayabilir. Sizin “hasta” olmanıza bakıp şaşabilir. Oysa mesele tamamen bir üslup meselesidir. O üslubun sizi sarması… Aslında sizde de ümit vardır; kalitenin farkına varmışsınızdır.

Yazdıkları saçma sapandır; cümlelerin, olayların, isimlerin arasında öyle rabıtalar kurulur ki, insan “bu kadar da olmaz” der. Evet, olay gerçeklere uzaktır ama o paranoyak üslup sizi bırakmaz. “Oku beni” diye sakız gibi zihninize yapışır. Hele yazar gönül alfabesinden anlar ve bunu gönlünüze seslenerek sürdürürse tadından yenmez olur.

Anlattığı olayları siz de izlemiş olsanız hiç de onun gibi sonuçlar çıkarmazsınız. Çıkaramazsınız. Adam; yürümüyor uçuyor, her önüne gelen aklından geçeni biliyor ve kerametler ortada resmigeçit yapıyor. Kardeşim nihayetinde bunlar meczup. Çaycı, senin benim gibi insanlar. Öyle bir fevkaladelikleri filan yok. Ama anlatan yok mu anlatan; resmen uçuyor adam. Kendi uçmuyor sadece, kime rastlamışsa onu da uçuruyor.

“Şeyh uçmaz; müridi uçurur” derler. Önemli olan, Mürşidin  hizmetindeki çaycıyı uçurması. Murat Kapkıner, müstesna insanları anlatıyor; sanırsın hayatında müstesna adam koleksiyonu yapmış. Kime dokunsa ehl-i keramet. Kime rastlamışsa adamın bir fevkaladeliği var!

Hayatın şiirsel bir yanı vardır. Bu şiirselliğin nasıl tezahür edeceğini bilemezsiniz

“Kardeşim; hep meşayih, meczup, ehl-i keramet size mi denk geliyor? Biz niye bu yüksek kerametlere nail olamıyoruz? Nail olmayı bırak; müşahede etme şerefine bile eremiyoruz? Nasibimiz olmadığı için mi? Yoksa  kelebeğin kanat çırpışından kozmik sonuçlar çıkarmak konusundaki yeteneksizliğimizden Murat Kapkınermi?” gibi sorular gelip gelip sizi bulabilir. Bulması da normal. Normal olmayan, anlatmasını bilen yazarlar ve tabii ki bunlardan biri Murat Kapkıner!

Ben yazılarında anlatılanları bir keramet gösterisi şeklinde anlamıyorum. Yazar, önümüzdeki bizim de içinde yaşadığımız reel hayatı, doğa kanunlarına tâbi fani insanları, fakirleri, meczupları, Allah için bir şeyler yapmaya çalışan insanları anlatmaya çalışıyor.

Hayatın şiirsel bir yanı vardır. Bu şiirselliğin nasıl tezahür edeceğini bilemezsiniz. Bilemediğiniz için her cins okuyucu gibi Murad Kapkıner’e “hasta” olursunuz.

Zaten Kapkıner; “anlattıklarım fevkaladedir ama insanın kafasını karıştıracak şekilde anlatılmış, determinist yasaların dışında olan pek bir şey yok…” diyor.

Adam zaten kapılmış. İsmi ile müsemma. Kapkın biri aynı zaman da çizgi dışı da olabilir. Ne yazık ki yazar da olmuş üstelik. Biz de okuma mağduru olmuşuz.

Determinist yasalardan kerametler çıkarmak ancak bir şairin işi olabilir. “Neden biz bu fevkaladelikler, aşkın boyutlar içinde değiliz” diye bir hayıflanmaya kapılmayın sakın.

Murad bu. Ya da tahkiye veya üslup… Önemli olan yaşamak değil; hayatın şiirselliğini yetkin bir dil ve üslupla anlatabilmek. Mesele üslup meselesi yani.

Bilmem anlatabiliyor muyum?

 

Mustafa Everdi yazdı

Güncelleme Tarihi: 18 Nisan 2012, 15:40
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13