Mengüşoğlu'nun şifa nefesini aldım!

Bursa'dan kalbi ile yazan Zeki Dursun kardeşimiz uzun bir kalp sektesinden, ayrılıktan sonra Metin Önal Mengüşoğlu’nu yazdı.

Mengüşoğlu'nun şifa nefesini aldım!


İlk tesadüfümüz kitabiydi. Oğlu Yasir Ağabey henüz sırlanmıştı. 1999’un yaz sonları... Sessiz ve mukim bir duruşu vardı. Evladını bedeniyle ve ruhuyla Rabbine emanet etmiş bir babaydı Metin Ağabey. Acısı o kadar derindi ki yoldaşı, dertdaşı, ilk andan beri kendisinden razı olduğu eşi Necla Annenin sessiz ağıtları karşılığını buluyordu Metin ağabeyin kalbinde. Zaten hayat bu değil mi ki? Gönülden gönüle bir yol inşa etmek. Ölüm ne bereketli bir inşadır insan teki için. Mengüşoğlu dertdaşının feryadına daha fazla tahammül edemez ve on günlük bir inzivadan sonra hem hanımına cevap mahiyetinde hem de oğluna hasret babında Harput Şehrengizi’ni kaleme alır. Şükür ki kitabı okumak ve kitap hakkında ilk yazıyı yazmak kaderin cilvesiyle bize nasip oldu. Sonra her seferinde ağabeyliğini üzerimden eksik etmedi Metin Ağabey.

İstanbul’da yalnız kalmak…

En başında istemediğim bir şehirde okumak mecburiyetindeydim. Yalnızdım. Sıkıntıdaydım. Her şey bana yabancıydı. Ta ki Metin Ağabey’in himmetiyle küçük oğlu Muhsin Ağabey kapımı çalana değin. Bir İstanbul seferine çıktık, gece seferiydi bu. Geçer bunlar, diyordu geçer, o zaman duyuyor muydum bilemem ama sıcacık bir adamdı benim için Muhsin Ağabey. Alışık olmadığım bir dili ve ilişkileri vardı. Farklı bir dünyaydı. Guenon okuyan, Seyyid Hüseyin Nasr’dan dem vuran benim için Metin Ağabey ve çevresi başka bir âlem demekti. Yine şükür ki o âlemin Müslüman hali beni kendilerine yakin kıldı. İnsan Vakfı-Özgün Yayınları’ndan Cemal Balıbey Ağabeyi, Haksöz dergisinden Hamza Türkmen’i, Burhan Kavuncu’yu, Beyan Yayınları ya da Araştırma ve Kültür Vakfı çevresini hep Metin Ağabey vesilesiyle tanıdım.  Bereketli sohbetler nasip o güzel insanlarla.

Gardaşlık Başkadır…Metin Önal Mengüşoğlu

Metin Agabey’e Bilim Sanat Vakfı’nın güz seminerleri için listeyi götürmüştüm. Listeye şöyle bir baktı ve "Git, Şakir Kocabaş hocanın elini öp, benden de selam söyle," dedi. Emir demiri keser. Hele emir insanın sevdiğinden gelirse. İstanbul’a döndüğümde vakıfta hocanın yanına vardım, utana sıkıla selam verdim, etrafında talebeleri vardı, önünde eğildim, elini öpmek istediğimi ima ettim ve sessizce Bursa'dan şair Metin Önal Mengüşoğlu'nun selamı var size hocam ve elinizi öpmemi emretti, dedim. Elini çekti ve sessiz kaldı. Biraz bekledim ve izin isteyerek ayrıldım yanından. Sonrasında Metin Önal Mengüşoğlu'na bir şey söylememe kararı aldım. Ama Metin Önal Mengüşoğlu, selamının karşılığını sorunca sustum, susmamda ne olabileceğini anlayan -arife tarif gereksiz- şair, susar, susar, dedi. Sadece sustum.

Epey vakit geçti bitirme tezimi bir Hocaya göstermem gerekti, Şakir Kocabaş imdadıma yetişti. Hoca, önce meşhur kasketi önce havaya kaldırdı, gözlerini bana döndü ve: Aleykümselam, dedi.. “Sen Metin Önal Mengüşoğlu'nun selamını getiren arkadaş değil misin?” Evet benim, dedim.  Aleykümselam, dedi tekrar.

“İşte selamın karşılığını alma vaktin geldi.”

Beraber metni inceledik, şunları ekle, giriş içinde şunları oku ve sonra girişi yaz, dedi hoca.

Hocanın vefat sene-i devriyesinde yazmak istedim ama olmadı her seferinde bir şey engelledi beni. Ta ki Metin Ağabey’le bir çalışma için telefonda konuşurken söylediği bir sözü hocadan da duyduğunu hatırlayana değin… Söz, hikâye -Metin Ağabeyin İstanbul Hikayelerindeki “Are You Muslim” hikayesi Şakir Kocabaş için yazılmıştır- münasebetiyle Şakir Kocabaş’a gelmişti ve Mengüşoğlu, “O benim kardeşimdir.” dedi. Ben bu cümleyi daha önce Şakir Hoca “aleyküm selam” dediğinde de işittim: “O benim kardeşimdir.”

Mor Dağlar ve Harput’un etekleriDüşünmek Farzdır, Metin Önal Mengüşoğlu

2008 yaz ayları gelmeden bir “bunalım” sadır oldu bende. İnsanlardan, “sivil hayat”tan, olandan-bitenden sıkılmaya başladığım günler. Başımı alıp gidesim var. Sıkıntı ziyade. Çare olarak askere gitmeye karar verdim. Biraz zorlu bir kabulden sonra Metin Ağabey’in oğlu Muhsin Ağabey’in iki tercihinden biri bizim dinlememize imkan sağladı. Harput’un eteklerinde askerlik yapmak kaderimize düştü. Hayatımın geri kalanında bu kadar mutlu olur muyum bilmiyorum ama en mesut günlerimi Elazığ’da askerdeyken yaşadım. Metin Ağabey’le Kurban Bayramını eda ettik. Dostları en sıkıntılı anımda sırdaşım, dertdaşım oldu. Askerde dinlenirken 20 bin sayfadan fazla kitap okuma imkânına sahip oldum.

Bir mekteptir Metin Mengüşoğlu…

Onun Müslümanlığı babasından bana kalan bir miras değildir. Malatya Fikir Kulübünün aktif isimlerindendir. Said Çekmegil “ağabeydir”. Tartışmalara/mehabbete herkes katılabilirdi.  O günleri şöyle anlatıyor: “Herkesin o gün konuşmak istediği konuyu teklif edebildiği, herkesin herkesi o gün için başkan teklif edebildiği özgürlükçü bir çalışmaydı. Katılan herkesin seçilen reisin sağından başlamak üzere konuşma mecburiyeti vardı. Genelde konu olarak müslümanca meraklar seçiliyor ama zaman zaman medeni cesareti, bir toplumu yönetme, disiplinli konuşmayı öğrenme, sabrederek dinlemeyi öğrenmek için 'maydanozun faydaları' gibi konular da seçilebiliyordu. Bu aslında Ebu Hanife'nin yöntemidir.”

Soru soran insandır Metin Ağabey. Sorgulayandır, taklide geçit vermez hayatında. Dünya Müslümanlarının diğer beldelerinden haberdardır. Oralardaki gelişmeleri de yakından takip eder. Allah ve elçisinin sözüne dönülmesi gerektiğini düşünür. Müslümanların düşünmeyi farz olarak görmesi gerektiğine inanır.

Türkiye’de “düşünürüm” deyip de  okumayanlardan değildir. Okumaları hâlâ canlıdır. Zor zamanlarda her zaman konuşan insandır Mengüşoğlu.

Bugün derdini insanlara ulaştırmak için şehir şehir hatta ülke ülke gezip konferanslar veriyor. Onun kutlu bir derdi var. Dünyalık geçimiyle ilgili değişiklik olduğunda bundaki murad-i ilahiyi düşünmüştüm. Şimdi bunu daha iyi anlıyorum: Müslümanlara iradeleri olduğunu hatırlatmak.

Zeki Dursun vefa ile yazdı

Güncelleme Tarihi: 21 Şubat 2012, 23:54
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Dursun Demir
Dursun Demir - 7 yıl Önce

"Farklı bir dünyaydı. Guenon okuyan, Seyyid Hüseyin Nasr’dan dem vuran benim için Metin Ağabey ve çevresi başka bir âlem demekti" diyen biri Metin Önal Mengüşoğlu'nu hiç anlamamış demektir. bir ömür savaş açtığı çok katmanlı, derinlikli İslam yerine ne idüğü belirsiz bir "akıl" tutturanlar Guenon veya Seyyid Hüseyin Nasr okusaydı biz dahi bunun farkına varırdık herhalde.

nursefa
nursefa - 7 yıl Önce

İnsan muhabbet beslediği bir kardeşini ancak bu kadar güzel dillendirir ve kıskandırır....Yüreğine ve Kalemine kuvvet ZEKİ DURSUN...

ali izci
ali izci - 7 yıl Önce

bence okumayan değil, okuduğunu anlayamayan insanlar yüzünden müslümanlar rezil durumda.

mir akif
mir akif - 7 yıl Önce

seyyid huseyn nasr kimdir..? islam devriminden önce Şahın özel kalem müdürü....değil mi...? şimdi böyle bir insanın kitablarını okumak bize ne kazandırır...? heçbirşey....müslim okurlar bence buna dikkad edmeli....vesselam....

ahmet şevki şakalar
ahmet şevki şakalar - 7 yıl Önce

metin ağabey de zeki de kalbimizdedir...

banner19

banner13