Mehmet Temelli önerdiği çıkış yolu iyi geldi

Mehmet Temelli’nin yazıları bize güncel olmayanı, güncel olmayıp kadim olanı hatırlatıyor.

Mehmet Temelli önerdiği çıkış yolu iyi geldi

Bursa’da derdi ilim olanların, “bir adım daha ötesinden edebimle haberdar olmalıyım” diyenlerin uğrak yerlerinden biri de -ehlince malumdur- Emirhanı 49 numaradır. Cahit Çollak’ı o dünyanın merkezine alarak oranın hikâyesinin yazılmamasını ya da orayla ilgili bir belgeselin çekilmemesini esefle karşılamaktayım. Hadi biz yine edebe sığınalım ve diyelim ki henüz vakit tamam olmamış.

Efendim, derdimiz Emirhanı’nı anlatmak değil. Haddimiz hiç değil... Emirhanı müdavimlerinden Mehmet Temelli’yi, Bursa’nın güçlü yerel seslerinden biri olmaya aday Şehir gazetesindeki yazılarıyla anmak dilerim.

İnsan zorlanır. Hele hele bu zorlanmalar birikmiş ise zorlanmayı ortaya çıkaran sebepler üzerine derin neşterler vurmak icap eder. Bu hem madden hem de manen böyledir. Her zaman böyle durumlarda bazı dostlar benim için bir şifa kapısı olmuştur. Cahit Çollak’ın “hâl”ini işin içine katarsak şifanın hal dili olur dostlar. Yaz başından beri en sıkıntılı anlarımda Temelli’nin yazıları derdimize ışık tutmuştur. Geçirmiş olduğum ameliyat sürecinde, öncesi ve sonrasında da şifaya matuf sözleri ile o yazılar vardır.

Günahların sonuçları ne olur?Emirhanı müdavimleri. En sağda Mehmet Temelli

Evet, Şehir gazetesindeki yazılarından bahsediyorduk Temelli’nin.. “Muhafazakâr Sanat Olur Mu? Veya Soru Sorma Adabı” ile başlayan yazı serüveni, bugünlerde üzerinde durduğu “Mahvoldum! Ama Niye?” ve “Belalara Sabrın Yolları” ile devam ediyor. Son iki yazısında Temelli, insanın psikolojik hallerinden bahsederek insana unuttuğu şeyi hatırlatıyor. Benim de gerek ameliyat öncesinde gerekse ameliyat sonrası dinlenmem de sıkıntı anlarım oldu. Bedenime sığmaz oldum. Ama şükür ki Mehmet Temelli başta olmak üzere benim ellerimi bırakmayan dostlarım sayesinde ferah buldum, Rabbimden af diledim. Şükür ki ne şükür.

“Mahvoldum! Ama Niye?” adlı yazısında Temelli, insanın “mağdurum da mağdurum” psikolojisi üzerinde duruyor. Mahvolma sebepleri olarak şunları söylüyor Temelli:

Günahların zararlarından ilkinin ilimden mahrum kalmak olduğunu,

Günah işleyen kişinin kalbinde ve kendisiyle rabbi arasında hiçbir duyguyla kıyas edilemeyecek kadar büyük bir soğukluk ve yalnızlık duyduğunu, bunu da ancak kalbinde biraz hayat bulunan kimse hissedeceğini,

Günahların kalbi ve bedeni zayıflatacağını,

Günahların benzerlerini ekeceğini ve birbirlerini doğuracağını,

Günahın kişiyi onu işlemediği takdirde yapacağı ibadet ve taatten men edeceğini,

Günahların ömrü kısaltacağını, bereketi yok edeceğini,

Günahların benzerlerini ekeceğini ve birbirlerini doğuracağını,

Günahların kalbin hayır yapma iradesini zayıflatıp, günah işleme iradesini güçlendireceğini ve tevbe irade ve isteğini yavaş yavaş kalpten çıkaracağını,

Kişinin yaptığı günahın uğursuzluğunun çevresindeki insanlara ve hayvanlara döneceğini,

Günahlar çoğaldığında sahibinin kalbini mühürleneceğini ve kişiyi gafillerden edeceğini belirtiyor. Ayrıca, günahların bir diğer cezasının da dünyada ve berzah âleminde sıkıntılı, dar bir yaşantı olacağını, ahirette de karşılığının azap olduğunu söyler.

Peki beladan kurtuluş reçetesi ne?

İkinci yazısında, Mehmet Temelli, “mahvoldum” psikolojisinden insanı çıkaracak adımlar üzerinde duruyor. Maverdi’den hareketle çıkış-beladan kurtuluş reçetesini şöyle sıralamış Temelli:

Dünyanın faniliğine inanmak,

Mehmet Temelli ve dağın müdavimleri

Musibetlerden sonra ferahlığın geleceğine inanmak,

Beterin de beteri olduğunu düşünmek,

Kendi halinden aşağı derecede olanlara bakmak,

Nimetin zevalini düşünmek,

Kendi sevincine karşı kederli insanları düşünmek,

Musibetlerin fazilet çokluğundan ileri geldiğini bilmek,

Hayat hadiselerinin insanı olgunlaştırdığını bilmek,

Hayat hadiselerinden ve kendi halinden haberdar olmak,

Belaların nimet olduğunu bilmek…

İnsan ne kadar kendinden kaçarsan kaçsın, özünde yine kendine dönüyor. O, adına vicdan denilen ruha matuf terazi insanın eylemlerini tartıyor ve adil hükmünü insana fısıldıyor. Ne mutlu kulakları işitenlere, ne mutlu gözü görenlere, selam olsun o ehl-i irfana.

Zeki Dursun, kendine söyler hep cümle sözü

Güncelleme Tarihi: 25 Ağustos 2012, 10:24
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
şazeli
şazeli - 7 yıl Önce

Yazıdaki ikazların üzerinde durulması gerek. Ama ben şu iki hatırlatma için ayrıca teşekkür ederim; "HAYAT HADİSELERİNDEN VE KENDİ HALİNDEN HABERDAR OLMAK""BELALARIN NİMET OLDUĞUNU BİLMEK"

vicdan yıldırım
vicdan yıldırım - 7 yıl Önce

" Ne mutlu kulakları işitenlere, ne mutlu gözü görenlere, selam olsun o ehl-i irfana." Allah(C.C) sayılarını arttırsın İnşallah. Ne mutlu o ehl- i irfan'dan haber eden dostlara.Onlara da selam olsun.

banner19

banner13