Medresede bir gün nasıl geçiyordu?

Medreseleri yaşayanından dinleyelim dedik ve Müderriszâde Ali Efendi(Ali Yıldırım)’nin kapısını çaldık

Medresede bir gün nasıl geçiyordu?

 

O tam üç padişah görmüş, Sultan Reşat’ın verdiği altınlarla şuanki dairesinde oturan, 103 yaşına rağmen hâlâ saat üçte kalkmaya devam eden medrese tedrisâtından geçmiş son çınarlardan… Küçüklüğümüzden beri anlatılan medrese nasılmış merak ettik, kulaktan dolma bilgilerle yetinmeyelim, yaşayandan dinleyelim dedik ve Müderriszâde Ali Efendi(Ali Yıldırım)’nin kapısını çaldık.

Hocamız o kadar dinçti ki büyük bir iştiyakla anlatmaya başladı.

Müderriszâde Ali Efendi’nin mektep yılları

Ali Efendi rahmetli babası tarafından 7 yaşında sıbyan mektebine yazdırılmış. Babasının memuriyetinin Bursa Ulu Cami’ye çıkmasıyla ailesi Bursa’ya taşınan Ali Efendi daha 7 yaşında ailesinden uzak kalmıştı. Rahmetli babası onu bayramlarda ziyarete geliyordu. Kendisi ise imam oluncaya kadar evine gitmemişti. Beş yıllık sıbyan mektebini bitiren Ali Efendi medreseye başladı. Hitabet, geometri, tarih vb. kısımların bulunduğu medresede hocalarının da yönlendirmesiyle Hitabet kısmına kaydoldu. Ali Efendi’nin gayesi hafız olmak olduğundan bu karara üzülse de bunda da vardır bir hayır diyerek medresenin birinci sınıfına başladı.

Medresede bir gün

Hocamızdan edindiğimiz malumata göre akşam namazlarını kıldıktan sonra on dakika etüt yapılır sonrasında yemek yenilirmiş. Yemek saatinden sonra yaz ve kış saatlerine göre yatsı ezanı beklenirmiş. Bu bekleme süresinde kendi aralarında etüt yaparlarmış. Tabi ezanlar talebeler tarafından okunup namazlar yine talebeler tarafından kıldırılırmış. Yatsı ezanına yarım saat kala kürsüye biri çıkarmış hitabet için. (Hitabet kısmında tedrisat gördüğü için genellikle Ali Efendi’yi çıkarırlarmış.) Yatsı namazları eda edildikten sonra her gün bir talebeye aşr-ı şerif okutturulurmuş. Tabi hangi öğrenci ne gün okuyacağını bilirmiş. Yatsıdan sonra ihlaslarla yatakhaneye gidilir birlikte dua edilirmiş: “Ya Rabbi, Rabbi yesir ve la tuassir rabbi temim bil hayr.” Ayet el Kürsi okunarak yatılırmış. Medresede sabah namazlarına kaldırma işi nöbetleşe olurmuş. Sabah namazının ardından kahvaltı, kahvaltının ardından mütalaa yapılırmış. 8.30’da derste olunması gerekilirmiş. Hocaları talebelerin kendilerine çeki düzen vermeleri için biraz tehirli gelirmiş. Ne incelik. Üç ders yapılırmış. 45 dakika ders, 15 dakika teneffüs. Sonra öğle yemeği yenilir, yemeğin ardından namaza geçilirmiş.

Belki Hızır (A.S) gelir

Sağ baştan sırayla namazdan çıkıldıktan sonra sırayla hocalarla musafaha yapılırmış. Hocalarının da el öptürmeme sebebi calib-i dikkattir. Hızır (a.s) gelip gelmediğini anlamak için musafaha yapılan başparmak oynatılır eğer parmak yumuşaksa –kemiksizse- o zatın Hızır (a.s) olduğu anlaşılırmış.Bu yüzden hocaları acaba öğrenci gibi mi geldi diye musafha yapar el öptürmezlermiş. Mübarek, Fatih’e çok gelirmiş. İsmail Efendi aktarmış:

Bir gün Hızır (a.s) cemaatin arasına oturmuş. Yanındaki adam da uyukluyormuş. Hızır (a.s) “Hemşerim, uyuma abdestin kaçar.” demiş. Hızır (a.s) uyuyor zannediyor. Tekrar uyarmış. Adamda hala bir kıpırtı göremeyince üçüncü kez uyarmış. Adam bu kez dayanamamış, “Biliyorum Hızırsın, senin burda Hızır olduğunu söylesem bütün sakalın yolunur.” Tabi Hızır (a.s) hemen oradan uzaklaşmış.

Medrese yemekleri

Yemekler talebeler tarafından yapılırmış. O gün kim yapıyorsa ona göre yenilirmiş. Tabi hocaları canlarının çektiği bir şeyin olup olmadığını sormayı da ihmal etmezlermiş. Canları çeken bir şey söylediklerinde ertesi gün gelirmiş. Balık bile getirilirmiş daha ne olsun.

Genel olarak; kuskus, üzüm hoşafı, yahni (naneli taze soğan yahnisi), bulgur pilavı; tatlılardan sütlaç, tavukgöğsü ( dışardan gelirmiş), Ramazan günlerinde tatlı olarak; baklava ya da ekmek kadayıfı yenilirmiş.

Kahvaltıda ise bir gün süt, bir gün zeytin, bal ya da kaymak çıkarmış.

Üçer kişinin bir tabaktan yediği bu yemekler sırayla yapılan yemek dualarıyla sonlandırılırmış.

 

Saliha Kübra Solaş haber verdi 

Yayın Tarihi: 27 Kasım 2011 Pazar 00:17 Güncelleme Tarihi: 09 Aralık 2011, 23:43
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
rabia önder
rabia önder - 10 yıl Önce

ne güzel anlatmışsınız, emek verip kapısını çalmışsınız.sizlerin vesilesiyle adını bile duymadığımız büyüklerimizin, hocalarımızın hayatını okuyarak hayatımızı güzelleştirme çabamız artıyor,rabbim sizlerden de razı olsun.bu mümtaz şahsiyetlerin izinden ayırmasın.

banner26