Mandela ile omuz omuza bir Müslüman: İbrahim Resul

İbrahim Resul, Müslüman bilinci ve kimliğiyle yıllardır verdiği mücadelenin karşılığını, Güney Afrika Cumhuriyeti’nde nüfus bakımından azınlık olan Müslümanları devletin üst düzeyinde temsil edecek bir konuma sahip olmakla alacaktır. Deniz Baran yazdı.

Mandela ile omuz omuza bir Müslüman: İbrahim Resul

Geçtiğimiz yıllardan birinde katıldığım Al Sharq Gençlik Forumu’nda dünyanın farklı bölgelerinden gelen birçok konuşmacıyı dinlemiştim. Ekseriyetle Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinin mevcut durumuna ve gelecekte neler yapılabileceğine dair konuşmalarını yapan isimler arasında bir kişinin konuşması salonda oldukça dikkatle dinlenmişti. Bu coşkulu konuşmacının hem hitabeti son derece kuvvetliydi hem de kendi hayatından konuşmaya kattıkları son derecede ilgi çekiciydi. Daha sonra kendisiyle tanışınca Müslüman azınlık nüfusu içerisinde yer aldığı Güney Afrika Cumhuriyeti’nin eski ABD Büyükelçisi olduğunu öğrendim. Ancak onun hayatına dair asıl ilgi çekici olan kısım bu değildi, daha da ilgi çekici olan şey, Apartheid rejime karşı Nelson Mandela ile verdiği mücadele idi.

1962 yılında Cape Town’da dünyaya gelen İbrahim Resul, Apartheid rejimin ağır baskısı altında bir hayata gözlerini açmıştı. Ten rengi sebebiyle insanların zalimce ayrımcılığa uğradığı o zamanın Güney Afrikasında, beyazlarla siyahların ayrı yerlerde ikamet ettirilmesi politikaları sebebiyle insanlar yerlerinden ediliyordu ve bunlardan biri de Resul’un ailesiydi. Bu zor koşullara rağmen akademinin sonuna kadar eğitimini sürdüren Resul, baskı altında geçen o yılların tesiriyle, çok uzun zaman geçmeden kendini Apartheid rejim karşıtı hareketin bir parçası olarak bulacaktı.

Nelson Mandela ile yolu Pollsmoor Hapishanesi’nde kesişti

Resul, henüz 1980’lerde, etkili bir hareket olan Birleşik Demokratik Cephe (UDF)’de gençlik liderleri arasında yer aldı. Müslüman bir bilinçle ırkçılığa ve zulme karşı mücadele etmenin yollarını arıyordu. Ayrıca Apartheid rejim dönemlerinde dahi İslami bir hareketi destekliyor ve hatta diğer inanç gruplarından insanlarla da ortak bir zemin kurmaya çabalıyordu. Bu mücadele isteği onu, daha sonra Güney Afrika’nın akıbetini değiştirecek Afrika Ulusal Kongresi’ne (ANC) yani Nelson Mandela’nın öncülüğünü yaptığı büyük harekete yöneltecekti. ANC bünyesinde eylemlerine ve politik aktivitelerine devam eden Resul, o dönem birçoklarının başına geldiği gibi çok geçmeden parmaklıklarla tanıştı.

Kimi zaman hapishanede kimi zaman ev hapsinde tutulan Resul’un hayatını derinden etkileyen karşılaşma ise 1987’de siyasi suçlu olarak konduğu Pollsmoor Hapishanesi’nde gerçekleşti: Resul’un yolu, ANC’nin, esasında o dönem Apartheid rejim karşıtı hareketin simge liderlerinden olan ve daha sonra “ırkçılığı def etmiş” Güney Afrika’nın efsanevi başkanı olacak Nelson Mandela ile Pollsmoor Hapishanesi’nde kesişmişti.  O günden itibaren de Mandela’nın yanından ayrılmayacaktı. Mandela’dan önce hapisten çıkmayı başaran Resul, çıktıktan sonraki enerjisini Mandela’nın serbest bırakılmasına yönelik kampanyalarda harcadı ve nitekim bu çabalar da sonuç verdi. Nihayetinde Mandela’nın serbest kaldıktan sonra yaptığı Afrika turunda ona eşlik edenlerden biri de Mandela’nın hapis arkadaşı olan, onun hakları için mücadele eden bu genç aktivist, İbrahim Resul oldu.

Güney Afrika’da devlet kademesinde birçok önemli görev üstlendi

1991-1994 yılları arasında Batı Cape Üniversitesi’nde rektör yardımcılığı yapan Resul’e 1994 yılında Apartheid rejim alaşağı edilip de ANC iktidara gelince, harekette yıllarca rol almış biri olarak önemli vazifeler düşecektir. Böylece Müslüman bilinci ve kimliğiyle yıllardır verdiği mücadelenin karşılığını, Güney Afrika Cumhuriyeti’nde nüfus bakımından azınlık olan Müslümanları devletin üst düzeyinde temsil edecek bir konuma sahip olmakla alacaktır. Sadece şeklen, oturulan koltukla sahip olunan değil, tam tersine, mücadele ede ede inşa edilen yeni Güney Afrika’da toplumun birçok kesimince muteber görülen bir şahsiyet olmakla edinilen bir konumdu bu elbette… Nitekim 1998 yılında Resul’un sağlık ve insan hakları alanında Nelson Mandela ödülüne layık görülmesi de bu teveccühün bir göstergesi olarak görülebilir.

Resul’un ANC yönetiminde aldığı mühim rollere dönersek, kendisi sağlık, sosyal güvenlik, finans ve ekonomik kalkınma bakanlıkları yaptı. Daha sonra Batı Cape’e başkanlık eden Resul bu dönemdeki başarılı yönetimi ile dikkat çekti ve o dönem yönettiği şehre milyar doları bulan yatırımların çekilmesinde önemli bir rol oynadı. Sadece kalkınma alanındaki icraatları değil, suça ve mafyatik yapılara karşı verdiği mücadele de takdirle karşılandı; bu gayretleri sayesinde Resul daha sonraları birçok ödüle layık görüldü. Ancak 2004 yılına gelindiğinde parti (ANC) içi problemler sebebiyle görevinden ayrılmak durumunda kaldı.

Ancak 2004’te görevinden ayrılması Resul’un Güney Afrika Cumhuriyeti’ndeki görevlerinin sona ermesi anlamına gelmeyecekti. 2008 yılından başlayarak 2 yıl boyunca dönemin devlet başkanı Kgalema Motlanthein’e özel danışmanlık yapan Resul, daha sonra parlamentoya girdi. 2010’a kadar bu görevi sürdürmesinin akabinde ise oldukça önemli bir göreve atandı ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ABD Büyükelçisi oldu. Bu görevi yapacak ilk Müslüman’dı.

İbrahim Resul kendini nasıl tanımlıyor?

ABD’deki yıllarında (2010-2015) bilinirliği uluslararası çapta artan Resul, aktivistlikle ve eylemlerle geçen gençlik yıllarının ve takiben aktif politikanın içerisinde geçen yılların ardından hayatının bu döneminde daha entelektüel ağırlıklı aktivitelere yönelebildi. Hem kendisinin ülkesinde edindiği onca birikimin üstüne ABD’deki görevinde deneyimledikleri, hem tarihinin ilk siyahi devlet başkanını aynı dönemde seçen ABD’de hâkim olan değişim atmosferi, hem de yine aynı dönemde küresel çapta alevlenen “İslami radikalizm” tartışmaları Resul’u bu tip çalışmalara itmiş olsa gerek diye düşünüyorum. 2010 yılında World for All Foundation’ı (Herkes için Dünya Vakfı- //www.worldforall.org/) kuran Resul, bu platformda daha çok farklı dini gruplar, kültürler ve topluluklar arasında bağları ve işbirliğini kuvvetlendirecek çalışmalara eğildi. Tabi bu çalışmaların yanında azınlık hâlinde bulunan Müslüman topluluklara yönelik çalışmalar da gerçekleştirildi. 

Büyükelçilik görevi 2015'te biten Resul, ABD‘den tamamıyla ayrılmadı. Ülkenin en prestijli üniversitelerinden biri olan Georgetown’a davet edilen Resul, burada öğretim üyesi olarak engin birikimini öğrenciler ile paylaşmaya devam ediyor. Aynı zamanda hem dolu dolu geçen geçmişi hem de hâlâ akademi ve sivil toplum ölçeğinde devam ettirdiği çalışmaları bağlamında sık sık dünyanın farklı yerlerindeki etkinliklerde boy gösteriyor, konuşmalar yapıyor. En başta da belirttiğim gibi benim de kendisiyle yolum tam da bu noktada kesişti zaten…

Ibrahim Resul’e dair yazıyı ilginç bir alıntıyla bitirelim. Wikileaks belgelerine yansıdığı kadarıyla Resul, kendisini ABD Büyükelçisi Don Gips’e şöyle takdim etmiş: “Şiddet karşıtı bir İslâmi militan, köktenci olmayan bir devrimci ve aşırıcı olmayan bir radikal."

Bu da ABD’deki meşhur Müslüman kuruluşu CAIR’deki bir konuşması: https://www.youtube.com/watch?v=gdicD18JYS8

Deniz Baran 

Yayın Tarihi: 01 Haziran 2016 Çarşamba 13:14 Güncelleme Tarihi: 17 Ağustos 2020, 07:33
banner25
YORUM EKLE

banner26