Leopold'un aşık olduğu Mekke

Akla hayale gelmeyecek bir hayat hikâyesine sahip olan Muhammed Esed'in Türkçe'de tanınmasının birkaç aşaması vardır:

Leopold'un aşık olduğu Mekke

Leopolde Weiss olarak 1900 yılında Avusturya'nın (o zamanlar Polonya'ya ait) Lwow şehrinde Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen çağımızın ünlü siması Muhammed Esed hakkında henüz geniş araştırmalar yapılmamıştır. Onu, ancak kendi eserlerinden tanımak mümkündür. Neresinden bakılırsa bakılsın akla hayale gelmeyecek bir hayat hikâyesine sahip olan Muhammed Esed'in Türkçe'de kendinden söz ettirmesinin birkaç aşaması vardır: Bunlardan ilki Mekke'ye Giden Yol ikincisi ise Kur'an Mesajı'dır. Diğer iki eseri Yolların Ayrılış Noktasında İslam ve İslam'da Yönetim Biçimi bu iki eserinden önce tercüme edilmesine rağmen sonradan tercüme edilen eserlerinin gölgesinde kalmıştır. Yine aynı şekilde Buhari üzerine olan çalışması da Kur'an Mesajı'nın küçük kardeşi olarak görüldüğünden olsa gerek pek üzerinde durulmamıştır.

Uzun Hayatın Kısa Hikâyesi 

Muhammed Esed Yahudi bir ailenin çocuğu olarak; Cyernowitz'li Ortodoks Haham Benjamin Arje Weiss'in torunu ve Lemberg'li Avukat Kiwa Weiss'ın oğlu olarak dünyaya gelir. Viyana'da yetişir, Berlin'de film rejisörü Friedrich Wilhelm Murnau'un yanında asistanlık yapar. Unıted Press of America'nın temsilsicisi olan Rudolf Dammert'in basın bürosunda acil haberler bölümünde çalışır, Maxim Gorki'nin hayat arkadaşı ile 1921 yılında gerçekleştirdiği ve onu üne kavuşturan söyleşinin yayınlanması sayesinde meslek olarak gazeteciliğe başlayabilir.

Daha sonra Frankfurter Zeitung gazetesi için Kahire'den Tahran'a kadar doğuyu dolaşır. Müslüman olur, sadece ismini değil dilini ve kıyafetlerini de değiştirir, yeni bir devlet olarak kurulan Pakistan'ın kuruluşunda teorik çalışmalarda bulunur, daha sonra bu ülkenin Birleşmiş Milletlerdeki Büyükelçiliğini yapar.  

Siyonizmin Kötülükleri

Muhammed Esed Leopold Weiss iken bile başından beri Siyonizm'e karşı gelmiştir. Ortadoğu'ya gittiğinde Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışından sonra İngiltere ve Fransa'nın bölgede kendi etkinliklerini artırmak için mücadele ettikleri, yerli halk olan Filistinlilerin her geçen gün artan yeni Yahudi yerleşimcilere kuşku ile yaklaştıkları, işgalci bir gerilimin yoğun olarak yaşandığı bir ortamla karşılaşır. Ortadoğu'da Avrupa örneğinde bir Yahudi devletinin kurulması fikri, ona göre Avrupa'lı güç odaklarının işine yarayacak ve Arap toplumu tarafından kabul görmesi zor olacaktır. Ona göre Filistin'de bir Yahudi devleti kurulması fikri, en önemlisi Yahudi mirası için de yanlış bir gelişmedir. Modern Avrupa'dan yabancılaştığı için uzaklaşan Esed, Yahudi yerleşimcilerde Avrupalı yaşam tarzı olan maddi değerlerin peşinde olma düşüncesinin aynen alındığını, sadece bu yaşam tarzının tohumlarını doğuya ektiklerini tespit eder. Oysa hala korudukları Sami yaşam tarzları ile Araplar, Mekkeye Giden Yol'da bahsettiği gibi‚ o toprakların gerçek sahipleridirler.

Esed'in Yahudi seçkinciliğinden tamamen kopuşu ile Meryem Cemile'nin kopuşu arasında bir benzerlik kurulabilir sanırım. 

Pakistan Büyükelçisi

Mevdudi'den Ebul Kelam Azad'a farklı Müslüman düşünürleri epeyce uğraştıran Pakistan meselesi Muhammed Esed'in de zihnini meşgul etmiştir. Pakistan onun için ütopik bir devlet modeliydi; ne etnik halk aidiyetine önem veren ne de devlet sınırlarına bağlılıkta direnen, her türlü ulusal düşünceden uzak, sadece hür irade ile seçilen İslam'ın temel değerlerine dayanan, anayasaya sadakatin önemli olduğu bir tür yeniden oluşturulan bir Cumhuriyet idi.   

Pakistan devletinin kuruluş aşamasında yaptığı teorik katkılar, hayatının en yoğun dönemlerini oluşturur. Ancak Muhammed Esed'in düşünceleri Pakistan anayasasında çok az yer almıştır. Kendi düşüncelerini daha sonra yayımladığı İslam'da Yönetim Biçimi adlı eserinde somutlaştırmıştır. 1952'den itibaren iki yıl New York'da Birleşmiş Milletler'de Pakistan Büyükelçiliği yapmıştır.  

Kur'an Mesajında Muhammed Esed

Muhammed Esed'in uzun yıllar alan bilgi ve tecrübe birikiminin en büyük meyvesi Kur'an Mesajı kitabıdır. Muhammed Esed'in diğer eserlerinin daha önce çevrilmiş olmasına karşın Kur'an Mesajı eserinin geç çevrilmiş olması da üzerinde durulması gereken bir başka noktadır. Kendi angajmanını ortaya koyarak, analitik keskinlikte, olağanüstü bir üslup ile kaleme aldığı tefsirinin amacı sunuşunda da yazdığı gibi; "İslam'ın ana kaynağı olan kitabın mealini doğru, sade, anlaşılır ve günün insanına, daha doğrusu Batı'lı insana, hitap eden bir üslupta yapmak, böylece onlara ön yargılarını terk ettirecek şekilde İslam'ı tanıtmaktır". Hayatının en büyük projesi olan Kuran'ın İngilizceye yeniden tercümesi, önceleri desteklenmiş, ancak sonraları fazlaca serbest yorum içerdiği için eleştirilmeye başlanmış ve 1974'de Suudi Arabistan'da ancak sansürlü olarak yayınlanmıştır. Türkçe literatürde Muhammed Esed hakkında ilk nitelikli çalışma olarak anılabilecek olan Mustafa Akman'ın Çıra Yayınları'ndan çıkan Kur'an Mesajında Muhammed Esed adlı çalışması önemli bir eksikliği gidermektedir.

Yine bu meal tefsir odağında Mustafa İslamoğlu'nun kaleme aldığı seri yazılara da bakmakta yarar var. Bir başka noktada şu Kur'an Mesajı ile ilgili olarak: Bu küçümen tefsirden ilk çeviriler Metin Önal Mengüşoğlu'nun çıkardığı Kelime dergisinde yayımlanmıştır.

Yıllarca Arap toplumunda özellikle çöl hayatını en ince ayrıntısına kadar yaşayarak onların duygu, düşünce ve dahası dilini çok iyi öğrenmiş olması Kur'an meali ve tefsirine büyük katkı yapmıştır. Her surenin başına yazdığı giriş mahiyetindeki kısa açıklamalar, üç cilt olması vb. noktalar bakımından kendisinden sonra Türkçede yazılan meal tefsirleri etkilediğini düşünüyorum.

Onun düşüne dünyamızdaki yeri iki noktada toplanabilir: Bir yandan bir kültür zincirinin  halkası olarak yapıtları günceldeki sorunları, eş deyişle, bizim sorunlarımızı kendince irdeler, öte yandan İslami düşünce  geleneğini bünyesinde toplayan bir yazar olarak deneyimlerinin ışığında yeni bilincin ölçütlerini  oluşturma çabası içine girmiştir o.  

Muhammed Esed 1992 yılında öldüğünde Granada'da -Gırnata- Müslüman mezarlığına defnedilmiştir. Eskiden beri Müslümanların Avrupa'daki ulaştıkları en uç nokta olan Granada, onun için her ne kadar gelecek vizyonu için değil de geçmişin uzak bir hatırası olsa da Batı anlayışına en yakın olan yer olmuştur.

 

Asım Öz yazdı

Güncelleme Tarihi: 29 Temmuz 2020, 23:07
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26