banner17

Âlemde bir dostum vardı, o da Hatice'ydi!

Hz. Hatice Annemiz için Efendimiz, “Nasıl ki Meryem bütün kadınlara üstün kılınmıştır. Hatice de benim ümmetimin kadınlarına üstün kılınmıştır” diyerek kadr-i âlîlerinin bilinmekliğini murad etmiştir..

Âlemde bir dostum vardı, o da Hatice'ydi!

 

Müslümanların evveli, müminlerin annesi Hz. Hatîce Vâlidemiz, klişe bir laf belki ama ne söze ne de yazıya sığdırılamayacak kadar aziz ve yücedir. Fakat bunun yanında bendeniz gibi bir parça muhabbetinden nasiplenmişler içinse O’nun ism-i şerîfini anmak şereftir.

Hz.Hatice Vâlidemiz malum olduğu üzre tüccar bir hanımefendidir. Şehirler ve ülkeler arası ticaret için kervanlar düzer. Aynı zamanda “tâhire”dir. Yani temizdir. Mekke toplumu tarafından “tahire” olarak isimlendirilmiştir.

Aranızdan bir peygamber çıkacak, her kim ona eş olmaya muvaffak olursa hemen olsun

Peygamber Efendimiz Hazretleriyle bilfiil 25 yıl geçirmiştir. Efendimiz, bu 25 yıl içinde ikinci bir evlilik yapmamıştır. Hz. Hatice Vâlidemiz 40 yaşlarında Efendimizle evlendiği zaman iki çocuk sahibi, dul bir kadındır. Mekke’nin ileri gelen birçok erkeğinin evlenme teklifini reddetmiştir. Kadınların bir araya toplandığı bir gün “aranızdan bir peygamber çıkacak, her kim ona eş olmaya muvaffak olursa hemen olsun” diyen Yahudinin sözüne, oradaki kadınlar gülüp alay etmişse bile, O inanmıştır. Zira Kureyş’in erkeklerinin hiç birine benzemeyen, kervanlarının başına getirdiği 25 yaşlarındaki Emin Muhammed’in her hareketini yanına yardımcı olarak verdiği Meysere’ye uzun zamandır takip ettiriyordur.Hz. Hatice

Yavaş yavaş gönlüne dolan bu ilahî muhabbeti izdivaç teklifi ile taçlandırır Hz. Hatice Vâlidemiz. O zamanlar için hayal edilir bir şey değildir, bir kadının bir erkekle bizzat konuşarak “Doğruluğun, emanete olan saygın, ahlakın ve kavmin içindeki şerefinden dolayı sana meylettim” demesi.

Nikahtan sonra Efendimiz Hazretleri, Hz. Hatice’nin evine taşınır. Bugün düğün cemiyyetlerinde hocaefendilerin dualarında ifade ettikleri gibi muhabbetli ve mutlu bir yuva kurmuşlardır.

Hatırımda olan şeyler yakında ortaya çıkmalı

Hz. Hatice Vâlidemiz, Efendimiz Hazretlerinin her hizmetine kendi koşar, hizmetçileri bu konuda kullanmazdı. Efendimiz Hazretlerinin hoşuna gitmeyecek bir şey yapmak şöyle dursun, sütannesi Hz. Halime kıtlık ve kuraklığın hüküm sürdüğü bir zamanda halini arz için Efendimiz Hazretlerine geldiğinde Hz. Hatice Vâlidemiz; kırk koyun ve bir binek devesi vererek Hz. Halime’yi köyüne uğurlar.

Aralarındaki, sevgilinin sevdiklerine ikram etme geleneğini bir bakıma Hz. Hatice Vâlidemiz başlatır. Daha sonra Resulullah Efendimiz Hazretleri Hz. Hatice Validemiz âlem-i cemâle yürüdüğünde, onun arkadaşlarına kurbandan pay ve çeşitli hediyeler gönderirdi.

Efendimiz Hazretleri, evvelden dedesi Hz. Şeybe’nin ve diğer Kureyşlilerin ibadet için Hira mağarasına çekildikleri gibi, her ramazan tefekküre dalar ve zamanının çoğunu orda geçirirdi. Hz. Hatice Vâlidemiz hizmetçilerine el sürdürmeden kendisinin hazırladığı yemeği bizzat Efendimiz’e kadar götürürdü. Efendimiz Hazretleri zevcesini Nur Dağına tırmanırken gördüklerinde “Niçin zahmet ettin” kabilinden şükran ve iltifatlı cümlelerle elindeki çıkını alır, tekrar Hira Mağarasına dönerdi. Efendimiz Hazretlerinin eve dönmesine yakın günlerde Hz.Hatice Vâlidemiz evin damına çıkar ve güneşin altında Muhammedi’nin yolunu gözlerdi.

Kureyş kadınları; “Sen O’nun uğrunda nice fedakârlıklarda bulundun, çok mal sarf ettin. O ise şimdi seni bırakıp gidiyor, gününü mağarada geçiriyor” dediklerinde “Sizin bu düşündüğünüz şeyler benim hatırıma gelmez. Hatırımda olan şeyler yakında ortaya çıkmalı” diyerek Efendimiz Hazretlerinin peygamberliğini ilanını işaret ederdi.

Efendimiz Hazretleri, Hira’dan dönerken ağaçların ve taşların kendisini selamlamasını Hz. Hatice Validemize naklettiğinde ve ondan teskin edici, gönlünü rahatlatıcı cevaplar alıyordu. “Sen kendi menfaatini gözetmez, hayır işlersin. Allah Senin üzerine şeytanı musallat etmez.”

“İkra” vahy-i mübareğine muhatap olan Hz. Resul aleyhisselam telaşla evine dönmüş ve “beni örtünüz, beni örtünüz” buyurmuş. Biraz sakinleştikten sonra “kendimden korktum” deyince Vâlidemiz; “Öyle deme. Allah’a yemin ederim ki, hiçbir zaman Allah Seni utandırıp mahzun etmez. Çünkü Sen akrabayı Hz. Haticegözetir ve işini görmekten aciz olanın ağırlığın yüklenirsin. Fakire verir, kimsenin kazandıramayacağını kazandırırsın. Misafiri ağırlarsın ve halka hayırlı işlerinde yardım edersin” diyerek teskin ederler. Müddessir suresinin ilk beş ayeti nazil olduğunda “Bana kim inanır” deyince Validemiz; “Kimse inanmazsa da ben inanırım” diyerek ilk sâdık ve ilk Müslüman olur.

“Hatice de benim ümmetimin kadınlarına üstün kılınmıştır”

Birçok çocuğun öldüğü, üç yıl devam eden ambargo/abluka süresince malını cömertçe Allah yolunda infak eder, neyi varsa Muhammed Mustafa aleyhisselatu vesselamın tasarrufuna bırakır.

Müslümanların ambargodan kurtulmasından sonraki yıl hüzün yılıdır. Efendimiz, önce amcası Ebu Talib’i, sonrasında biricik zevcesi Hz. Hatice Validemizi âlem-i cemâle uğurlar. Bu yüzden bu yıla “hüzün yılı” der Efendimiz. Maddi ve manevi iki en büyük destekçisini kaybeder. Daha sonra Hz. Hatice Validemizi sık sık hatırlar ve “Bana O’ndan daha hayırlı kadın müyesser olmadı. Kimse beni tasdik etmezken O tasdik etti. Başkaları mahrum bırakırken O verdi. Benim âlemde bir dostum vardı, O da Hatice’ydi” diyerek hasretini dile getirirdi.

Kasım, Abdullah, Zeynep, Rukiyye, Ümmü Gülsüm ve Fatıma Hazerâtının Vâlide-i Muhteremeleri olan Hz. Hatice Annemiz için Efendimiz, “Nasıl ki Meryem bütün kadınlara üstün kılınmıştır. Hatice de benim ümmetimin kadınlarına üstün kılınmıştır” diyerek kadr-i âlîlerinin bilinmekliğini murad etmiştir.

Allah’tan, muhabbet ve meveddet beslemekle emrolunduklarımızdan Hz. Peygamber Efendimiz’e her yönden en yakın olan Hz. Hatice Vâlidemize karşı muhabbetimizi artırmasını niyaz ediyorum…

 

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 08 Mayıs 2017, 10:15
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20