banner17

Küstahlığa müsamahakâr değildi

Ali Murat Güven, ebedi aleme uğurladığımız sinemacı ve yazarımız Ömer Lütfi Mete'yi anlattı.

Küstahlığa müsamahakâr değildi
Ali Murat Güven
Ali Murat Güven

Benim için en özel yönü, o müthiş özgüveniydi’

Ömer Lütfe Mete, Karadeniz insanına özgü deli dolu fıtratı ve özellikle de sahip olduğu o hayranlık uyandırıcı özgüveniyle, ülkemizde benzerleriyle çok sık karşılaşamayacağınız türden bir “milliyetçi-muhafazakâr aktivist-aydın” portresi çiziyordu. Mıymıntı ve ezik tavırlı olmadığı gibi, sol kesimden kendisine ve kendisini ait hissettiği câmiâya yöneltilen küstahça eleştirilere karşı da asla müsamahakâr değildi. Onu ruhen yaralayıp toplum önünde madara etmeye çalışan kötü niyetli bütün eleştiri odaklarına misliyle karşılık verirdi. Ki benim de son yirmi yıldır tanıdığım, hem kendisini hem de eserlerini yakından takip ettiğim bir ağabeyim olarak en fazla örnek aldığım yönü budur. Aynı şekilde ben de silik karakterli, ağlak, (sistem içinde legalize olma endişesinden dolayı) kendisine yöneltilen hakaretleri sürekli alttan alan o zavallı Müslüman tipolojisini zerre kadar sevmiyorum. Müslüman, bu batıl sistem içinde “kendisini çoktan feda etmiş” bir kişi olduğunun bilinciyle hareket etmelidir.  

Milliyetçiliğini kendime yakın buluyorum

Mete’nin -bazı İslâmcı gruplar tarafından alerjiyle karşılanan- milliyetçiliğini de kendime gayet yakın bulmaktaydım. Mensubu olduğu asil milletten hiç bir zaman utanmadı, çeşitli platformlarda konuşup yazarken de Avrupa Birliği’ne, saman altından su yürüten Kürtçülere ya da daha başka etnik kimliklerin milliyetçiliğini yapan muhtelif tiplere şirin gözükmek adına bu kültürel aidiyetinden vazgeçer bir tutum içine hiç girmedi. Malumunuz, İslâmî kesimde şimdilerde en güçlü moda “Türklüğünden utanmak, Kürtlüğüyle gurur duymak..” Mete ise bu modaya hiç bir zaman itibar etmedi, “Türk” kelimesiyle simgelenen bütün tarihî, dinî ve kültürel güzellikleri, bu necip milletin söz konusu alanlarda insanlığa kattığı değerleri eserlerinde ısrarla vurguladı. Ki dediğim gibi, ben de bana diğer bazı kavimlerin örtülü kavmiyetçiliklerini “kavmiyetçiliği reddetmek” olarak lanse etmeye çalışanlara karşı aynı yol üzerinden ilerliyorum.

Ömer Lütfi Mete, CenazeEdep timsaliydi

Rahmetliyi ta 1989’dan, birlikte Yörünge dergisinde çalıştığımız yıllardan bu yana takip etmekteydim, “zalim” diye nitelendirdiği herhangi bir kişi ya da grubun karşısında fakat bir güne bir gün en ufak bir tırsıklık sergilediğini ya da geri adım attığını görmedim. Fakat, henüz 17 yaşında, daha bıyıkları bile terlememiş gencecik bir Müslüman erkeğin ya da başını yeni bağlamaya başlamış aynı yaşlarda bir müminenin karşısında konuşurken, “Bilmeden bir hata yaparım da bu genç kardeşimin karşısındaki imajımı zedelerim” diye heyecandan tir tir titrediğine çok tanık olmuşumdur. Gençlere, özellikle de onu ziyarete giden, kültür-sanat dünyasına ilişkin görüşlerinden istifade etmek isteyen hayranlarına hayatı boyunca daima kibirden uzak bir tutum içinde muamele etti.  

Öncü bir sinema dili kurdu

Onun yazdığı  bütün senaryolara ya da köşe yazılarındaki her görüşüne yüzde yüz katılmadım elbette; fakat tarihe, edebiyata, sanata, siyasete ve ilâhiyata derin hâkimiyetini her zaman için çok önemseyip kendime kılavuz edindim. Beğenelim ya da beğenmeyelim  (ki artık sağır sultan bile bilmektedir ki ben “Kurtlar Vadisi” dizisinden, bu öykünün şiddete dönük yüzü nedeniyle pek haz etmem) yalnızca “Deli Yürek” ve “Kurtlar Vadisi” gibi yapımlar için kaleme aldığı, üzerinde incelikle çalışılmış senaryolarıyla bile Türkiye’de yepyeni bir dizi dilinin doğuşuna öncülük etmiş biridir rahmetli… Beğenmemiz ya da beğenmememiz ayrı şeydir, yazdıklarının yeni ve öncü kimliğini teslim etmemiz ise apayrı bir şey… 

Aynı  şekilde, miliyetçi-muhafazakâr yönetmen İsmail Güneş’in en başarılı yapıtları arasında yer alan “Çizme”  ve “Gülün Bittiği Yer” de yine ona ait iki önemli senaryodur ki bu senaryolarda kendisinin despotik bir devlet mekanizmasına yönelttiği örtülü ya da açık eleştirilerle, aslında faşist bakış açısından ne denli uzak bir aydın olduğu rahatlıkla görülebilir.

Ömer Lütfi Mete, Cenaze

En değerli beyinlerden biriydi

Kimi at gözlüklü  kardeşlerimiz istedikleri kadar kabul etmemekte dirensinler, ancak şu bir gerçek ki Türkiye’deki İslâmî hareket, sinema, televizyon ve gazetecilik alanındaki en değerli beyinlerinden birini ebediyete uğurlamıştır Ömer Lütfi Mete’nin vefâtıyla… 

Tek tesellim, Allah’ın daha fazla sevdiği kullarını daha erken katına aldığına yönelik o güçlü inancım… Rabbimiz, onun geçen yıl yaşadığı kalp krizi ve hafıza kaybından sonra daha fazla acı çekmesini istemedi ve onu gerçek huzuru bulacağı bir âleme çekip aldı.

İdare-i maslahatçıların tadını kaçırmak pahasına hayatının her gününde dobra dobra konuşmayı kendisine düstur edinmiş bu yiğit adamı çok özleyeceğim. Cennet, ebedî mekânı olsun.

 

Adem Turan sordu Ali Murat Güven yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Kasım 2009, 09:32
YORUM EKLE
YORUMLAR
şahid
şahid - 9 yıl Önce

Bediüzzaman, bir mektubunda milliyetçilik ile fazla uğraşılmamasını çünkü bu damarın gerçekten çok kalın olduğunu belirtir. Biz de doğru olarak kabul etmediğimiz bu yönü ile Ömer Lütfi Mete Rahmetli'yi çok seviyoruz ve Rabbimizden kendisine rahmet ve mağfiret, ailesine de sabır ve baş salığı diliyoruz.

alper can
alper can - 9 yıl Önce

çok güzel bir yazıydı. teşekkürler.

diliolsada konuşsa
diliolsada konuşsa - 9 yıl Önce

gidenlerin ardından bir cok şahsiyetli ve sahsiyetsiz kişiler konuşabiliyor bazıları rant elde etmek ve rencide etmek için bazılarıda yaptıklarıyla gurur duymak için ; ali bey de bizler gibi gurur duyanlardan oldugu için tşk ediyorum keske biraz daha detaylı yazabilseydide kendisini dindar zanneden dinsiz müslümanlar da anlayabilseydi ... allah rahmet eylesin ....

Süleyman Karakulluk
Süleyman Karakulluk - 9 yıl Önce

Ömer abi... Hayatımda en çok, görmeyi, konuşmayı, sohbet etmeyi istediğim insanlardan biriydi. Kur'an'ı hakkıyla anlama adına, onun yorumlarından muazzam derecede istifade ettiğimi belirtmeliyim. İnanılmaz derecede ufku geniş ve mükemmel bir bakış açısı ve yorumları vardı. Şu yazıları yazarken, için cız ediyor.. Rabbim onu cennetine dahil etsin. O da benden hoşnut kalsın. Seni hiç ununmayacağım Ömer abi...

banner19

banner13

banner20