Kur’an ve sünnet hâdimi, M. Emin Saraç Hocaefendi’nin kadim dostu, hocaların hocası; Nurettin Itr'ın ardından

Hocamızdı... Hocaların hocasıydı... Ülkemizde yaşayan birçok hadis üstadının hocasıydı... Emin Saraç hocamızın Ezher’den samimî arkadaşı ve samimî dostuydu. Beraber olduklarında dinlemeye değil, seyretmeye bile doyamıyorduk bu iki muhaddis âlimi… Doç. Dr. Halil İbrahim KUTLAY yazdı.

Kur’an ve sünnet hâdimi, M. Emin Saraç Hocaefendi’nin kadim dostu, hocaların hocası; Nurettin Itr'ın ardından

22.Eylül.2020 Çarşamba… Hem anne hem baba tarafından Sevgili Peygamberimiz’in neslinden gelen; seyyid, muhaddis, müfessir, fakih bir âlim ve değerli bir üstadımızı, “NÛREDDİN ITR” hocamızı kaybettik.

Neseben Hasenî, mezheben Hanefî idi. Mücahid, müttakî, muhakkik, araştırmacı bir âlim idi. Hem akademisyen hem âlim idi. Mütevazı ama vakûr, mutedil ama tavizsizdi. Müstakîm idi ama sert ve katı değildi. Mücahid idi ama radikal ve marijinal değildi. Yani dört dörtlük bir âlim idi.

Vefatı üzerine İslâm dünyasında ve ülkemizde hakkında yazanlara ve yazılanlara bakın. Aleyhinde tek satır bulamayacağınız Kur’an ve Sünnet âşığı, Kur’an ve Sünnet hâdimi, seçkin bir ilim erbabı idi Nûreddin Itr hocamız.   

Hocamızdı... Hocaların hocasıydı... Ülkemizde yaşayan birçok hadis üstadının hocasıydı... Emin Saraç hocamızın Ezher’den samimî arkadaşı ve samimî dostuydu. Beraber olduklarında dinlemeye değil, seyretmeye bile doyamıyorduk bu iki muhaddis âlimi…

Büyük bir kayıp... İlim dünyasında bir çınar daha devrildi. Bir kez daha yıkıldık. Ardında elliden fazla eser, binlerce talebe bırakmasına rağmen, gidenin yeri doldurulmuyor, doldurulamıyor günümüzde.

Nureddin Itr hocamız, 1937 yılında Halep’te dünyaya geldi. Halep’in değerli âlimlerinden Muhammed Necîb Siraceddin’in yakın dostu ve onun gibi ilim ehli olan babası Muhammed Itr, oğlunu ilim ve hizmete adamıştı.

Nureddin Itr, baba dostu, dayısı ve sonradan kayınpederi olacak olan Şeyh Abdulllah Siraceddin el-Halebî el-Hasenî’den özel dersler aldı. 1954 yılında Halep’de Hüsreviyye İslâmi İlimler Lisesi’nden mezun oldu. Ardından Mısır’a gitti.

1958 yılında Ezher Üniversitesi’ni bitirdi. Hadis alanında hazırladığı el-İmamü’t-Tirmîzî ve’l-muvâzenetü beyne Câmi‘ihî ve beyne’s-Sahîhayn konulu doktora tezini 1964 yılında Ezher Üniversitesi Usûli’d-dîn Fakültesi’ne sundu.

1965-1967 yılları arasında iki yıl Medine-i Münevvere İslâm Üniversitesi’nde ders verdi. Ardından Şam’a döndü. Dimaşk ve Halep Üniversitesi’nde Tefsir ve Hadis Öğretim üyesi olarak yıllarca ders verdi. İslâm Dünyasında birçok üniversitenin İslâmî İlimler ders programlarını hazırladı Fakültedeki dersleri yanında cami derslerini hiç bırakmadı.

Öğrencilerine değer verirdi. Şefkatli, merhametli, ince ruhlu, hoşgörülü, nazik ve nezih idi. Ama tahkik ehli idi, gördüğü ilmî yanlışlıklara göz yummaz, onları tatlı bir üslupla tashih ederdi.

Günümüzün sayılı hadis, tefsir ve fıkıh âlimlerinden olmakla beraber aynı zamanda manevî terbiye, nefis tezkiyesi, tasavvufî irşad takvâ ve zikir konularında söz sahibi idi. Ticaret, Aile, eğitim, gençlik konularındaki eserleri ve konferanslarıyla İslâm toplumundaki çürüme ve çözülmeye karşı pratik tedbirler tavsiye ediyordu.

Şam’da Emevî Camiinin yanı başındaki tarihî medresenin onarımından sonra burada el-Medrese el-Hadîsiyye en-Nûriyye li’l-İnas (Hanımlar Hadis Nur Medresesi)’ni kurdu. Müdire ve muhaddise Semer el-Aşşâ’nın idaresindeki bu medresede uygulanan “hadis hafızı hanımlar yetiştirme projesi”ni Nureddin Itr hocamız hazırlamıştı. Bu medresede yüzlerce “Kütüb-i Sitte Hafızı” hoca hanım yetişti.

Nureddin Itr hocamı, ilk defa Şam’da 1978 yılında Dimaşk Üniversitesi’nde ziyaret ettiğimde verdiği Tefsir dersinde tanıdım. İlmine, edebine, dirayetine ve derinliğine hayran kaldım. Suriye’de, İslâm dünyasında ve Türkiye’de sevilen, takdir edilen, eserlerine ve görüşlerine değer verilen bir ilim adamıydı.

İslâm dünyasında Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Cezayir, Hindistan ve Türkiye’de farklı üniversitelerde konferanslar verdi, sempozyumlara katıldı.  

1981 yılında misafir öğretim üyesi olarak Mekke’ye geldiğinde Ümmül-Kurâ Üniversitesi’nde yüksek lisans hadis öğrencilerine seri konferanslar halinde verdiği ve Hadis usûlünü tamamen özetlediği özel derslerinde kelimeleri itina ile kullanması, hadis ilmine vukûfiyeti, öğrencilerin sorularına büyük bir itina ile cevap vermesi dikkatimi çekti.

2006 yılında Emin Saraç hocam ve birkaç hoca arkadaşla birlikte Şam’da ve Halep’te misafiri olduk. Bizi hadis meclislerine götürdü. Mütevazı ama vakur, edep ve zerafet timsali, başındaki sarığını hiç çıkarmayan, değerli bir âlim ve araştırmacı bir akademisyendi. Hocalarına karşı vefakârdı. Şöhreti sevmezdi. Vakitlerinin çoğunu ibadet, zikir ve ilimle geçirirdi. Dünya Müslümanları’nın dertleriyle yakından ilgilenirdi.

Halep’te Şerîa Fakültesi’nin açılması için azamî gayret gösterdi. Halep Şerîa Fakültesi’nin açıldığı ilk yıl, Emin Saraç hocamızla birlikte beni ve hoca arkadaşlarımı dersine davet etti. Latif nükteler ve ilmî inceliklerle dolu nezih ve seviyeli dersini dinledik. Fakültenin ilk döneminde kız-erkek 1100 öğrencisi vardı. Halep Şerîa Fakültesi’nde dersleri Hukuk Fakültesi’nin amfisinde mikrofonla veriyordu üstad.

O gün kendisine heyecanlı ve duyarlı fakülte öğrencileri anlamlı sorular sormuşlardı. “Halep Şerîa Fakültesi’nin açılmasını geciktirenler Allah nezdinde sorumlu değiller mi?” sorusuna üstad: “Bu fakültenin açılışında hizmeti, payı ve hissesi olanlardan Allah razı olsun,” diye cevap vermişti. İkinci soru: “Bu kadar önemli bir fakülteyi açmamakta direnenler hakkında ne dersiniz?” Cevap: “Açıldığı için Allah’a şükrederiz.” O gün benzeri her soruya bu çeşit kısa ve anlamlı cevaplar veriyordu.

Gerçekten rejim, Halep Şerîa Fakültesi’nin açılışına yıllarca direnmişti. Ama üstad hizmetin devamını önemsiyor, polemiklerde boğulmak istemiyordu. Bize fitne zamanında ağzımızdan çıkan her kelimeyi söylerken dikkatli olmamız gereğini öğretiyordu. Bize düşen de hocamızın yolundan giderek taviz vermemek, hakkı söylemek ama hiçbir zaman oyuna gelmemektir.     

Nureddin Itr hocamız, Türkiye’yi çok severdi. Değişik vesilelerle ülkemize geldiğinde seminerler ve konferanslar verdi, sempozyumlara katıldı. Havaalanında uğurlarken el yazısıyla yazdığı icazeti benim için şeref madalyası oldu. Rabbim üstadımızın o güzel çizgisinde yürümeyi nasib eylesin.

Üstadımız, hiçbir zaman zulme ve zâlime boyun eğmedi. Suriye’deki zulüm rejimini desteklememesi ve rejimin istediği fetvaya imza atmaması sebebiyle 2011 yılında zehirlendiği ifade edilen şehid Halep Müftüsü İbrahim Muhammed el-Selkînî’nin samimi arkadaşıydı. Halep Müftüsü gibi ilkeli ve tavizsizdi. Zulüm ve zâlim lehine asla fetva vermedi. Hayatının sonuna kadar muhlis, mücahid ve müttakî bir âlim olarak yaşadı.

Oryantalistlere, modernistlere, reformistlere, şüphecilere cevaplar yazdı. Ama son sohbetlerinden birinde: “Elbette cevaplar verilmeli ama bundan daha isabetli olanı şüphe ve kuşkulardan etkilenmeyecek; iradesi, ilmi ve feraseti güçlü ilim adamları yetiştirmektir,” demişti. Zira siz şüphelere cevap verdikçe; şüpheciler yeni şüphe ve kuruntular ortaya koyacak, saf zihinleri bulandırmaktan vazgeçmeyeceklerdir. Aşılanma güzeldir ama bundan daha güzeli, virüs ve mikroplara karşı bağışıklığı güçlü, sağlıklı bir bünyeye sahip olmaktır.    

Hayatının sonlarında ağır hastalıklar ve ameliyatlar geçirdi. Son yıllarda boğaz hastalığı sebebiyle ses telleri yıprandı. Sesi artık anlaşılmıyordu. Ama o, velûd kalemini hiç bırakmadı.

Fıkıh, Hadis, Hadis Usûlü, Hadis Istılahları, Cerh ve Ta’dil, İlel, Ahkâm Hadisleri, Tefsir, Ahkâm Âyetleri, Kur’an İlimleri, İslâm Ahlakı, İslâm İktisadı ve İslâm Ailesi konularında telif ettiği elli kadar eserinin tamamı değerli ve kıymetli eserlerdir.

Menhecü’n-nakd f’î Ulûmü’l-hadis, İ’lâmü’l-enâm bi-şerhi Bülûgi’l-Merâm, Ahkâmü’l-Kur’an, Ulûmu’l-Kur’an el-Hac ve’l-umre fi’l-fıkhi’l-İslâmî adlı telifatı meşhurdur. Tahkikatı arasında İbn Hacer’in Nüzhetü’n-Nazar ve İbn Salah’ın Ulûmu’l-hadis kitaplarının tahkiki çok meşhurdur. Türkiye Diyanet İslâm Ansiklopedisi’nin Dâvûd ez-Zâhirî ve Ebû Reyye maddelerini telif etmiştir. İ’lâmü’l-Enâm kitabı, Bülûgu’l-Merâm Şerhi adıyla Türkçeye çevrilmiş ve Tahlil Yayınları tarafından yayınlanmıştır.

Kur’an ve Sünnet hâdimi Prof. Dr. Nureddin Itr hocamızı rahmetle ve minnetle yâd ediyor, Kur’an ve Sünnete hizmeti, talebeleri ve eserleri vesilesiyle kapanmayan bir amel defterine sahip olmasını, Cennet’te en yüksek makamlara nâil olmasını niyaz ediyoruz. Allah rahmet eylesin.

https://www.youtube.com/watch?v=LzjQ8fYVeys&feature=youtu.be

https://www.youtube.com/watch?v=O9LBy8_xjs8&feature=youtu.be

https://www.youtube.com/watch?v=C1E5Ya2NC5U&feature=youtu.be

https://m.facebook.com/majd.makki/posts/3277239975686002

Doç. Dr. Halil İbrahim KUTLAY

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi

İslâmî İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi

Yayın Tarihi: 20 Şubat 2021 Cumartesi 12:00 Güncelleme Tarihi: 20 Şubat 2021, 10:04
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet Ziya İbrahimoğlu
Ahmet Ziya İbrahimoğlu - 7 ay Önce

Merhum Hocamızın müsellem bir şahsiyet olduğunda hiç şüphe yok. Onu yeni nesillere tanıtmak İçin eserlerinin sadece isimlerini yazmak yetmez; muhtevaları hakkında da özet bilgiler yazıp katalog halinde yayınlamak faydalı olacağı kanaatindeyim.

banner26