Kur'an tilavet ederken anlama da hakim olunmalı

Türkiye’nin güzide hafızları arasında yer alan Ahmet Karalı, aynı zamanda uluslararası bilinirliğe de sahip bir isim. Deniz Baran yazdı.

Kur'an tilavet ederken anlama da hakim olunmalı

Artık sizlere meşhur Kur’an kârilerini taşımaya gayret ettiğimiz yazı dizisinin sonuna geldik. En azından şimdilik, ileride bir gün yeni bir listem; listemiz olana kadar. Ben az çok dinlediğim kâriler arasında kişisel olarak tercih ettiklerimden bir liste yaptım ve okuyucularla paylaşmak üzere yola çıktım; hepimizin Kâbe’si Mescid-i Haram’dan yola çıkıp Arap diyarından dolaşıp memleketimize geldim ve Türkiye’den birkaç isimle sona doğru yaklaştım. Ahmet Karalı Hoca ile noktayı koymazdan evvel Iraklı/ Türk kâri Remzi Er’in sesi ile tanıştım. Yolculuğu bir durak daha uzattım. Ancak nihayete bu yazı ile erişeceğim.

Ahmet Karalı Hoca, ekranlar sayesinde belki de birçoğunuzun aşina olduğu bir isim. Hatta ismen bilmeseniz dahi birçoğunuzun sesine aşina olduğuna eminim. Zira günümüzde Türkiye’deki sayılı kârilerden biri olarak sıklıkla programlara iştirak ediyor. Bilhassa Ramazan aylarında Ahmet Karalı’nın sesinden ezan dinlemiş olmanız işten bile değil.

Tilavet ile beraber anlama hakim olmanın önemi

Ahmet Karalı Hoca, hâlihazırda Ankara’nın sembol camii olan Hacı Bayram Veli Camii baş imam hatibi. Eyüp İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra Bursa’da görev yapan Hoca, 10 yılı aşkın bir süredir Ankara’da. Hafızlığını ilkokuldan önce bitirme başarısına sahip olan Karalı, Türkiyeli kârilere giriş yaptığımız isim olan merhum İsmail Biçer Hoca’nın (Bünyamin Topçuoğlu’ndan bahsederken de İsmail Biçer’e atıf yapmıştık. İstanbul tilavet geleneğinin son temsilcisi olarak kendisinin ne kadar önemli bir konumda olduğunu da tekrar fark etmiş oluyoruz.) da öğrencisi. 2-3 yıl İsmail Biçer Hoca’dan eğitim alan Karalı, bu sırada Biçer’in de hocası olan Reisü’l Kurra Abdurrahman Gürses ile de irtibat halinde olma şansına erişiyor.

Ahmet Karalı, bir önceki yazıda bahsettiğimiz Remzi Er kadar olmasa dahi ince bir sese sahip. Tiz tonlara inebilmesi ve okuyuş tarzıyla bana Mısırlı üstad hafız Abdussamed’i hatırlattı diyebilirim. Ancak farklı videolarda Ahmet Karalı’nın çok farklı tonlarda tilavet yaptığını da görebilirsiniz. Yani kendisini Abdussamed’e benzettiğim videolar da mevcut, öyle olmayanlar da. Ancak sadece ses tonu ile değil, manayı nağme ile hissettiren tarzını da Abdussamed ile ilişkilendirebiliriz. Nitekim “Kur'an'ın sadece lafzını korumak yeterli değildir, içeriğine de bakmak lazım. Bir ortamda bu konuda ayet var mı diye sorulduğunda hemen o ayeti gözünüzün önüne getirebilmeniz lazım. Bunun için de biraz Arapça bilgisi gerekir, ya da meal veya tefsirle hemhal olmak lazım.” diyerek tilavet ile beraber anlama hakim olmanın önemine vurgu yapıyor Ahmet Karalı.

Her şeyimi hafızlığıma borçluyum

Türkiye’nin güzide hafızları arasında yer alan Karalı şu ana kadar birçok ülkede programlara iştirak etmiş, aynı zamanda uluslararası bilinirliğe de sahip bir isim. İnternette rastladığım bir röportajında “Zaten siz Kur'an'a ne kadar önem verirseniz, kendinizi ne kadar açarsanız, o da her türlü imkânı ayaklarınızın altına seriyor. Şu an her şeyimi hafızlığıma borçluyum. 50'den fazla ülkeye Kur'an sayesinde gittim. Çok şükür, Allah lutfetti.” diyerek şu anki konumunu izah ediyor.

Bu toprakların değerli bir ismi olan Ahmet Karalı Hoca’dan kısaca bahsedip sessiz sakin şekilde kârilere dair yazı dizisinin sonunu getirdiğimiz noktaya eriştik sonunda. Ancak bu bitirişi yapmadan evvel bir iki hususu zikretmek isterim. Özellikle de “Türkiye’nin en güzide hafızları” diye bir kavramı sık sık kullanıp bunlar arasından sadece birkaç isim yazmışken geri kalanını da en azından zikretmemiz lazım. Yazı dizisine konu edinememiş olsak da Ekrem Nalbant, Erhan Mete, İshak Danış, Ali Tel gibi çok değerli kâriler bu listenin devamını teşkil ediyor. Belki onlar hakkında da yazıp benim yazı dizisine koyduğum noktayı virgüle çevirecek başka yazarlar çıkar.

Bir diğer husus da, eğer bir gün tekrar bir liste oluşturursak meşhur kârilerden, bunun Balkanlar’dan, Kafkaslar’dan, Afrika’dan ve Asya’dan olmasına gayret edeceğim. Bilgim olmadığı için Müslüman âleminin o bölgelerine temas edemedim ama bir gün az çok bir birikime sahip olursam hedefim bu olacaktır. Ya da biri belki benden önce davranır…

Aşura Günü’nden Bir Program:



Deniz Baran yazdı

Güncelleme Tarihi: 15 Aralık 2015, 15:29
banner12
YORUM EKLE

banner19