banner17

Kudüs'ü almamıza kaç yıl var?

Selahaddin Eyyubi... Haçlıların katliamla aldıkları Kudüs'e O 'selam'la girdi. Peki 1948'den bu yana kaç yıl geçti?

Kudüs'ü almamıza kaç yıl var?

Selahaddin Eyyubi 2 Ekim 1187 tarihinde Kudüs'ü Haçlılardan geri almıştı. Bu günün anısına, Mustafa Nezihi Pesen'in sitemizde 22 Ekim 2010'da çıkan yazısını tekrar manşetimize taşıyoruz. (Dünya Bizim)

***

Selahaddin Eyyubi hedefini belirlemişti: Kudüs'ü haçlılardan geri almak. Azim ve cesaretini askeri dehasıyla birleştirip bunu başardı da. 88 yıl evvel haçlıların katliamla aldıkları Kudüs'e O 'selam'la girdi. Peki 1948'den bu yana kaç yıl geçti?

Temsili: Salahaddin Eyyubi

Selahaddin,  Kudüs ve Haçlılar. Haçlılar aç ve vahşi kurt sürüleri gibi Doğu’ya  doğru yola çıktılar.

Mescid-i Aksa
Mescid-i Aksa

Yıl 1096. Üç yıl sürdü Kudüs’e varmaları. 1099’da Kudüs’e girdiklerinde üç yıldır yapmakta oldukları şeyi yaptılar gene. Yolda önlerine çıkan her canlıyı, her Müslümanı katlettikleri gibi Kudüs’u Fatimiler’den aldıklarında da aynı vahşeti sergilediler. Kadın, çoluk-çocuk, yaşlı, genç ayrımı yapmadan Hıristiyan olmayan bütün insanları, yani Müslüman ve Yahudileri acımasızca katlettiler. 638’de, Hz. Ömer’in hiç kan akıtmadan hristiyan rahiplerden şehrin anahtarlarını alarak Müslümanlara teslim ettiği Küdus, gözü dönmüş fanatikler tarafından böyle geri alınıyordu. 

Filistin 1948
Filistin 1948
Filistin 1948
Filistin 1948
Filistin 1948
Filistin 1948
Filistin 1948
Filistin 1948

Resimleri büyütmek için üzerini tıklayın.

Tikritli efsanevi Kürt komutanlar

Selahaddin’in doğmasına 40 yıl vardı daha. Elbette Selahaddin’den evvel de Haçlı krallıklarını yenen, zayıf düşen, korkutan komutanlar, melikler olmuştu. Ama yıllar geçmesine rağmen Kudüs’te, Mescid-i Aksa’da kurulan haçlı krallık yerinde duruyordu. Babası Eyyub, Selahaddin doğduğunda Selçuklular’ın Tikrit valisiydi. Müslüman devletler arasında hakimiyet mücadelesi devam ediyordu. Kendi kardeşleriyle, dindaşlarıyla yaptıkları egemenlik mücadelesiyle birlikte Haçlılar’ı durdurma çabaları da devam ediyordu. Nureddin Zengi’nin emrine giren iki etkili isimden biri de müslüman Kürtler’in efsanevi kahramanı Şirkuh’tur. Selahaddin’in amcası yani.

Selahaddin, hem Sünni Zengi'nin komutanı hem Şii Fatimilerin veziri

Mısır’da Fatimiler hüküm sürüyordu. Nureddin Zengi de, Haçlılar da Mısır’ın stratejik önemini biliyorlardı. Amcası Şirkuh’la Mısır seferlerine katılan Selahaddin, amcasının vefatından sonra Zengi’nin oradaki kumandanı oldu. Aynı zamanda Fatimi halifesinin veziriydi de. Haçlılar’la, Bizanslılarla ve Fatimilerle mücadele ediyordu. Ayaklanmaları başarıyla bastırdı. Fatimiler’in bürokrasideki etkisini yavaş yavaş azalttı ve Fatimi hilafetine son verdi.

Selahaddin Kudüs'e bakıyor durmadan...

Nureddin Zengi vefat edince ortaya çıkan karmaşa büyümeden duruma el koydu. Kendisine karşı olanları bertaraf ederek otoritesini sağlamlaştırdı. Haşhaşiler de vardı uğraşması gereken. Onların da kalelerini kuşattı ve onlar da Selahaddin’le anlaşmak zorunda kaldılar. Atabegler’in, valilerin, meliklerin, hükümdarların ellerindeki pek çok kaleyi ve şehri fethetti. Halep’i de ele geçirince sevinci öyle arttı ki… Çünkü artık Kudüs vardı ufukta. Selahaddin Kudüs’e bakıyordu. Kudüs fatihini bekliyordu. Haçlılar olacakları hissetmişçesine telaşlanıyorlardı.

88 yıl sonra Kudüs...

Selahaddin kararlıydı: Kudüs yeniden Müslümanların eline geçmeliydi. Gazze-Askalan seferini düzenledi. Remle’yi almak istedi. Başaramadı. On yıldan fazla o ve kardeşleri, komutanları dörtbir yandan Kudüs’u fethetmek için nice savaşlar yaptılar. Nihayet Allah, 1187 yılında Hittin’de O’na Haçlılar’la  meydan savaşı yapmayı ve Haçlı ordusunu imha etmeyi nasip etti. 88 yıl sonra Kudüs yeniden Müslümanların eline geçmişti.

Selahaddin Kudüs’e girdi. Halkın kanına ve malına kastetmedi. Çünkü söz vermişti. Çünkü verdiği sözden asla caymazdı o yiğit. Kudüs’ü Müslümanlar için yeniden imar etti.

Kudüs’ün düşüşü haçlıları yeniden harekete geçirdi. Alman, Fransız ve İngiliz krallar yeni ve güçlü ordularıyla geldiler bir daha. Akka ve Yafa’yı aldılar. Selahaddin yorgun ve hastaydı ama Kudüs’ü almalarına izin vermedi.

Ümmetin dilini bilmek

Selahaddin… Parıldayıp duruyor ufkumuzda. Umudumuzu yitirmiyorsak bir sebebi de Selahaddin’dir. Hiç durmamanın adıdır Selahaddin. Yiğitliğin merhamet ve adaletle yürüyüşüdür. Arapça, Türkçe, Farsça ve Kürtçe biliyordu. Yani ümmetin dilini. Danışarak iş yapardı. İlimle mücehhez bir lider, cihadın hakkını veren bir komutandı.

Selahaddin bir özlemin adıdır bizim için. Banka hesapları kabarık liderler onun özel hazinesinde neler bıraktığına bir bakmalı. 1 Mısır dinarı ve 36 veya 47 Nasıri dirhemi. Bu kadar.

Biraz Ali, biraz Ömer, biraz Selahaddin, biraz Abdülhamit

1948'den bu yana kaç yıl geçti? Henüz 88 yıl olmamış gibi görünüyor. Zaten henüz ortada bir Selahaddin de göremiyoruz. Biraz Ali'den, biraz Ömer'den, biraz Selahaddin'den, biraz Abdülhamit'ten meziyetler devşirmiş ve yepyeni bir ruhla, heyecanla, stratejiyle, cesaretle, kararlılıkla ve kardeşlik bilinciyle Kudüs'e yol açacak bir kumandan beklemek, ham bir hayale kapılmak mı olur? Hayır. Aksine siyonizmin haçla yaptığı ittifaktan korkup umutsuzluğa kapılmak, Selahaddin'e ve müslümanların izzetine bir hakaret sayılır. 

 

 

Mustafa Nezihi Pesen Selahaddin'e ve Kudüs'e hasretle yazdı

Salahaddin Eyyubi anıtı
Ürdün'ün Kerak şehrinde bir Salahaddin Eyyubi anıtı.
 
Salahaddin Eyyubi anıtı
Suriye'nin başkenti Şam'da bir başka Salahaddin Eyyubi anıtı.
Güncelleme Tarihi: 02 Ekim 2014, 14:44
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Süleyman Nişanoğlu
Süleyman Nişanoğlu - 8 yıl Önce

26 yıl sonra bugün... Hayal edin yeni bir Selahaddin sayesinde kurtarmışız kudüsü... Ah be önce kendimizi kurtaraydık.

banner8

banner19

banner20