'Köylüden sinemacı mı olur?' demişlerdi

Ahmet Uluçay Anadolu’nun herhangi bir yerinde görebileceğimiz içten, samimi, hatta meczuba çalan bir adamdır. Ama onu farklı kılan, özel olduğunu başarılarla ispatlamasıdır. Ömer Yüceller yazdı.

'Köylüden sinemacı mı olur?' demişlerdi

“Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok” cümlesini pek çok yerde pek çok kişiden duymuşuzdur. Bu cümleyi hiç ama hiç sevemedim. O da sevmiyordu herhalde ve bu cümleye mugayir davrandı. Ahmet Uluçay, “Eğer Lumiere Kardeşler biraz geç kalsaydı, sinemayı kesinlikle biz keşfederdik. Bizim köyde keşfedilirdi.” diyor. Belki sinemanın tarihi seyir açıdan keşfi O’na ait değildi ama tecrübî olarak sinemayı gerçekten o keşfetti. Kamerasından perdesine, merceğinden ışığına, kurgusundan efektine kadar sinemaya dair ne varsa kendi imkânlarını kullanarak yaptı. Hatta sinemanın ismini bile kendi imkanlarıyla değiştirdi, “gımıldak” diye özgünleştirdi.

Başkalarına göre “köylü yönetmen”, kendi tabiriyle “köyde yaşayan yönetmen” Ahmet Uluçay, Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinin Tepecik köyünde yaşıyordu. 30 Kasım 2009’da “Bozkırda Deniz Kabuğu” filmini tamamlayamadan vefat etti.

Uluçay’ın arifâne filmleri

Zeynep Zelan “Geç bulduk, erken kaybettik” diyor Uluçay için Turuncu dergisinde. Kısa filmleriyle ve belgeselleriyle 22 ödül alan bu ilginç adamı “Karpuz Kapuğundan Gemiler Yapmak” ile tanıdı Türkiye. Hemen herkes gibi Zelan da “Bozkırda Deniz Kabuğu” filminin tamamlanması gerektiğini, böylece Uluçay’ın Oscar ve Cannes’da ödül alma hayali gerçek olmasa bile, gönül gözümüzün ışıyacağını söylüyor.

Suavi Kemal Yazgıç, Uluçay’ı evvelden keşfedenlerden. 2002’de Yarın dergisindeki yazısında Uluçay’ı bir dervişe benzetiyor. Küçücük bütçesiyle dev bütçelerin vaat ettiklerinden daha fazlasını sunuyor bizlere Uluçay. Tekdüzelikten azade, zengin bir dünyası vardır yönetmenimizin. Yazgıç’a göre köylüleri terbiye etmek isteyen Köy Enstitüleri’nin sığlığına en estetik cevap Uluçay’ın arifâne filmleriydi.

Nihal Bengisu Karaca, Ahmet Uluçay’ın köy güzellemesi yapmadan gerçekliği yaşatabilen bir yerli yönetmen olduğunu söylüyor. Yusuf Kurçenli gibi kibirli birinin “köylüden sinemacı mı olur!” aşağılamasına en güzel cevabı verdiğini belirtiyor.

Uluçay yaşarken ve öldükten sonra O’nun hakkında en çok etkinlik yapan kurumlardan biri BİSAV. Anlayış dergisi ve Hayal Perdesi’nde röportajları ve hakkında yazılar mevcut. Ayrıca BİSAV’da Ahmet Uluçay ile bir söyleşi düzenlendiğini, filmlerinin gösterildiğini de belirtelim.

Uluçay’ın mahremine dair özeni

Ahmet Uluçay’ı cenazesinde de yalnız bırakmayan İhsan Kabil’e göre O, hayata bir vizörden bakmaktadır. Hem filmlerinde hem hayatında metafizik bir boyut vardır. Uluçay’ın dostlarından biri olan Yeşim Ustaoğlu, sinemacılığın doğuştan gelen bir şey olduğunu ve bunun Uluçay’da mevcut olduğunu söylüyor, tıpkı şairliği gibi. Ahmet Uluçay bir şairdir aynı zamanda. Hatta tek sayı yayınlanan bir de dergi çıkarmıştır zamanında. Salih Pulcu, “imkânım olsa neler yaparım” minvalindeki sözleri Uluçay’ın çürüttüğünü söylüyor. Çünkü kendi imkânlarını kendisi yaratmıştır o. Kamyon şöförlüğü de yapmıştı, hamallık da yapmıştı ama inandığı yoldan dönmemişti.

Aybala Hilal Yüksel, Hayal Perdesi’nde Uluçay’ın inandırıcılığının ve etkileyiciliğinin “kendi” olabildiği için bu kadar kuvvetli olduğunu söylüyor. Uluçay Anadolu’nun herhangi bir yerinde görebileceğimiz içten, samimi, hatta meczuba çalan bir adamdır. Ama onu farklı kılan, özel olduğunu başarılarla ispatlamasıdır. Ahmet Uluçay’ın eşinden bir alıntı yapıyor Yüksel: Ayşe Uluçay, eşi için “Kimi insanın kahvesi, içkisi, kumarı vardır. Onun da sineması vardı işte.” diyor. Ahmet Uluçay kısa filmlerinde eşini görüntü, sanat yönetmeni ve yardımcı yönetmen olarak görevlendirir. Fakat Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filminin çekilmleriiçin İstanbul’dan bir ekip köye geldiğinde Uluçay eşine ve kızına sete gelmeyi yasaklar. Çünkü eşi ve kızı kameralar tarafından görüntülenebilir. Yüksel, görme ve göstermeye dair bir iş ile meşgul olan Uluçay’ın mahremine dair özenine dikkat çekiyor.

Murat Pay’a göre Uluçay’ın üç öğüdü vardır: Azim, samimiyet ve özgünlük. Onun samimiyeti sahicidir. Fakat Uluçay’ın sağlığında ona karşı samimi gözükenler, hastalandığında ondan yüz çevirmiştir.

Uluçay’ı unutmayanlar da var. Henüz hayattayken temelleri atılan ve bu sene gösterime giren bir belgesel çekildi: “Tepecik Hayal Okulu”. Belgeselin çekilme niyeti, Uluçay’ın hastalığının ilerlediği dönemlerden ve maddi zorluklardan ötürü dikkatleri çekip yardım bulabilmek. Çeşitli sebeplerden ötürü aksayan belgesel, Ahmet Uluçay’ın ölümünün 5. yılında izlenilebilir.

Küre Yayınları’ndan editörlüğünü Ayşe Pay’ın yaptığı “Yönetmen Sineması serisinde Ahmet Uluçay kitabı meraklısına tavsiye edilir.

Mucid-i perde de bir zıll-i hayâldir şimdi

Ömer Yüceller yazdı

Yayın Tarihi: 05 Mayıs 2021 Çarşamba 10:30 Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2021, 11:17
banner25
YORUM EKLE

banner26