banner17

Kosova'dan Mısır'a oradan İstanbul'a!

Ali Yâkup adında bir güzel âlimi anlatan bir kitap çıktı. Dinini yaşayabilmek için gurbeti vatan sayan bir kabullenişin timsali bu kitapta.

Kosova'dan Mısır'a oradan İstanbul'a!

Kitap, Dr. Necdet Yılmaz tarafından hazırlanmış.

Yazar, hayattayken kendisiyle hiç  karşılaşmadığı fakat hakkında pek çok methiyeler duyduğu büyük âlim hakkında bir hatıra toplama çalışması yapmaya Rahmetli Es’ad Coşan Hocaefendinin isteği üzerine karar vermiş ve bu amacını yıllara yayarak gerçekleştirmiş.

Dr. Necdet Yılmaz, Ali Yakup CenkçilerKitabın 2005 yılında basılan birinci baskısına birkaç ekleme yapılarak 2009 yılında ikinci baskısı yapılmış. Kitap, ilgilenenlerin temin edebileceği birkaç seçkin kitapçıda bulunmakta.

Hayatta iken Ali Yakup Cenkçiler’le yakın temasları olmuş, ülkemizin güzide pek çok isminin hatıralarının derlendiği bu eserde, Ali Yâkup Cenkçiler hakkında detaylı malumat edinmiş oluyorsunuz.

Okumaya, öğretmeye adanmış bir ömür

Ekmeleddin İhsanoğlu, Emin Saraç, İsmail Lütfi Çakan, Hasan Kâmil Yılmaz, Ali Rıza Demircan, Ali Rıza Temel, Kadir Mısıroğlu, Ahmet Turan Arslan, Süleyman Zeki Bağlan, Yusuf İzzettin Sav, Osman Öztürk, Cemalettin Kapusuz, Ali Nar,  Cüneyt Zapsu ve rahmetli Ali Ulvi Kurucu ile Mahmut Es’ad Coşan hocaefendiler gibi pek çok ismin hâtıraları bir çırpıda okunuveriyor.

Okudukça; derviş, âlim,  en çok da hiç durmadan öğrenci yetiştiren öğretmen Ali Yâkup’u -geç de olsa - yakından tanımış oluyorsunuz. Tanıdıkça; “Keşke böyle gerçek ilim insanları aramızdan erken ayrılmasalar! Allah, böyle müstesna insanlara özel bir ömür nasip etse de; birkaç nesil yaşamış olsalardı!” diye içinizden geçiriyorsunuz.

Ali Yakup CenkçilerAli Yakup Cenkçiler kimdi?

1913 yılında Kosova’nın Priştina sancağına bağlı Gilan kasabasında doğmuş.

İlk eğitimini kasabalarındaki medresede almış. Daha sonra Bosna’da ve uzun yıllar kalacağı Mısır’da devam etmiş.

1936 – 1956 yılları arasında 20 yıl süreyle Mısır’da yaşayan Ali Yâkup Cenkçiler, Ezher Üniversitesinin çeşitli bölümlerinden diplomalar alır.

Büyük âlim İmâm-ı  Gazali, son Osmanlı Şeyhülislamı Mustafa Sabri Efendi ve Hasan El Bennâ; Ali Yâkup Hoca’nın etkilendiği üç büyük şahsiyet olarak öne çıkmaktadır.

Mısır’da, Osmanlı âlimlerinden Muhammed Zâhid Kevseri ve Yozgatlı İhsan Efendi gibi âlimlerle yakın ilişkiler kurmuş, 10 yıl gibi bir süre Kahire’de kütüphane müdürlüğü görevini yürütmüş.

Ana dili olan Arnavutça’dan ayrı olarak Arapça, Sırpça, Boşnakça, İngilizce, Fransızca, Farsça, Osmanlıca bilen Ali Yâkup Hoca’nın Arapçaya olan hâkimiyeti, Arapça profesörlerinin dahi zaman zaman kendisinden destek istedikleri ileri bir düzeydeydi. 

1956’dan sonra Türkiye’de yaşayan ve TC vatandaşlığı alan Ali Yâkup Cenkçiler, evliliğini de burada yapmıştır.

Ali Yakup Cenkçiler15 yıl süren İhyâ dersleri

15 yıl boyunca İstanbul-Fatih’te, Emir Buhari Câmii’nde Gazali’nin “İhyâ-u Ulumiddin” (Din ilimlerinin diriltilmesi) isimli eserini ders olarak okutmuştur. Bu derslere katılanlar arasından pek çok ilim adamı yetişmiştir. Hoca’nın İhyâ üzerindeki hâkimiyeti o kadar derindir ki; bazı bahisleri işlerken önceden hiç bilinmeyen, kayıtlarda geçmeyen kritiklerde bulunabilmekteymiş.

Latife yapmayı seven, cömert mi cömert,  dervişâne ve kalender bir mizaca sahip olduğunu anladığımız Ali Yâkup Hoca, yıllar boyu süren ders okutmalarından hiçbir ücret almamış, aksine kendisinin ve sülalesinin Müslüman olmasına vesile oldukları için büyük bir minnet ve sevgi duyduğu Osmanlı’ya bir vefa borcu olduğunu her fırsatta dile getirmiştir.

Memleketinde Kur’an Kursu açıldı

“Okumaktan ve okutmaktan, yazmaya fırsat bulamadım” diyen bu güzel insan, kitap olarak bir eser ortaya koymamış olsa da, kütüphaneler dolusu kitaplar yazan nice ilim adamı yetiştirmiştir. 1988 yılında Hakk’a uğurlanan bu büyük zatın vefatından yıllar sonra Aziz Mahmut Hüdâyi Vakfı tarafından doğduğu yer olan Gilan kasabasında Kur’an öğretimi gören medrese öğrencilerinin barınması için “Ali Yakup Efendi Öğrenci Yurdu” isminde bir yurt açılarak hatırası yaşatılmaya çalışılmıştır.

Osmanlı âşığı, bu büyük âlimi gelecek nesillere tanıtmak için daha pek çok şey yapılması gerekmektedir.

Allah, mekânını cennet etsin. 

 

Galip Kapusuz “Alimlerin değeri, zamanında bilinse!” dedi. 
 
GYY'nin notu: Merhum Ali Yakup Cenkçiler'in elini öptüğümde 11 yaşındaydım diyerek bir âlimin elini öpmenin, onun duasını almanın güzelliğine sizi imrendirmek isterim değerli okur kardeşim. İnsanın çocukluğunda böyle güzel alimler olmalı kardeşler!! Çocuklarımızı böyle âlimsiz, seküler bırakmayalım n'olur!

Güncelleme Tarihi: 03 Mart 2011, 20:57
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet Demirel
Ahmet Demirel - 8 yıl Önce

"Osmanlıca Bilmek" tabiri, bize yabancı bir dili hatırlatmaktadır. Bunun için bu tabiri kullanmak yerine "Osmanlı Türkçesi" ifadesi daha uygundur. Adı geçen söz bize, Osmanlıyı yabancı bir millet olarak görenleri çağrıştırmaktadır, vesselâm.

zeliha erdem
zeliha erdem - 8 yıl Önce

Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı mensuplarına bu vefa borcunu böyle bir incelikle ödedikleri için teşekkürler. Rabbim kendilerinden razı olsun.

banner8

banner20