Konaklar inşa eder ayın her vakti için

Bir insan kelebeklerin dansına ıslığıyla eşlik eder mi, eder. Şeref Akbaba’yı yazdı Mehmet Aycı..

Konaklar inşa eder ayın her vakti için

 

Bir insanın bakışında memleketin bütün harbiliği, hasbiliği, o en ücra kasabaların, en gizli mecraların, kuş uçmaz kervan geçmez bilinen, kuş da uçan küçük kervanlar da geçen her ovanın, her yurdun insan haritasının halleri bir özge hale dönüşür mü, dönüşür.

Bir insan, buğulu iri gözlerinde memleket çocuklarının gözlerindeki yoksulluktan, uzaklıktan, imkânsızlıktan, mahrumiyetten karartılmış ışıltıları biriktirip o bakışlarla dünyaya bakar mı, bakar.

Bir insan karlı bir geceyle, karlı bir mevsimle, karlı bir bin yılla iç geçirerek kalbinin bütün sıcaklığıyla konuşur mu, konuşur.

Bir insan soru işaretindeki eğrilikten bile uzak durur mu, durur.

Bir insan, yaralarına yakı diye yeryüzünün acılarında, kıyımlarında, zulümlerinde, göçlerinde, bunlara maruz kalan mustazafların “son çağrı” dualarını sarar mı, sarar.

Bir insan, kentin sokaklarında dolaşırken kendinin, kendi iç dünyasının sokaklarında aynı adımlarla dolaşır, o sokaklardaki kuşları, kedileri, ağaçları, taşları, haliniz hoş olsun kardeşlerim diye selamlar mı, selamlar.

Bir insan, her okuyuşunda Yusuf’un kuyuya atılma öyküsüne ağlar mı, ağlar.

Bir insan, gülümsemesinde, kahkahasında, ömür boyu gram cıvımadan vakarını muhafaza eder, en acılı anında, ağlamasında gram ucuzlamadan acısını, yoksulluğunu, acınası hallerini bile onurla taşır mı, taşır.

İnsanların ay olmasını temenni ettiği de olur

Bir insan bir çocuk babasız kaldığında, annesiz kaldığında kurşundan dağlar taşımışçasına döner mi, döner.

Bir insan kelebeklerin dansına ıslığıyla eşlik eder mi, eder.

Bir insan yalnız yenen lokmanın sadece kahır lokması olması gerektiğini hayatında şaşmaz bir prensip olarak kabul eder mi, eder.

Bir insan rüyasında göçmen kuşlara ülke, haymatloslara ülke, evden kaçmışlara, evden atılmışlara, evlatlıktan çıkarılmışlara ülke inşa eder mi, eder.

Ümidin ve Allah’ın sıcaklığını her hücresinde hisseder mi, eder.

Şeref Akbaba bu…

Erzurum’un içli çocuklarından biri… Erzurumlu olduğu kadar İstanbullu…

Şerefi çok yakışır; akbabalığı görülmemiştir. Olsa olsa ak babadır.

Kardan mumları vardır; yanar.

İnsanların ay olmasını temenni ettiği de olur.

Türk basın tarihini iyi bilir. Basın doktorudur.

Bir müddet muallimlik yapmıştır.

Pek çok dergide yazı ve şiirleri yayınlanmış, sonunda kendi mecmuası Ay Vakti’ni çıkarmıştır.

Yüzünün urbası da aktır.

Böyle biliriz.

 

Mehmet Aycı yazdı

Güncelleme Tarihi: 31 Mayıs 2013, 14:36
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
kübra öztürk
kübra öztürk - 6 yıl Önce

övgülerin hepsine layıktır o o bizim abimiz halasının göz bebğiydi o nu göremediği zamanlar da yolunu gözlediği yeğenidir o rabbim hayırlı sağlıklı ömür versin abime

Adem İRİÇ
Adem İRİÇ - 6 yıl Önce

O kadar aşina geldi ki bu anlatılan bana. Hep yaşadığım ama söze dökemediğim bir sevginin en azından biraz olsun ifadesi olmuş sanki. Şairler neden şairdir anlıyorum bu durumumu görünce. Ama ben de şairler gibi hissedebiliyorum. Sadece yazamıyorum. Hissettiklerimi ifade edecek kelime dağarcığım yok. Ama biliyorum ki doğruyu ve güzeli görecek kalp gözünü vermiş mevlam bana. Yoksa anlamazdım bu yazılanları, bir düş kurdurmazdı bana okuduklarım. Yine de kifayetsiz Şeref AKBABA’yı anlatmaya.........

H.Fatih Akgüngör
H.Fatih Akgüngör - 6 yıl Önce

Ç.Ü de talebeyiz HAKYOL Vakfının evlerinde kalıyoruz Şeref hocam saatini hiç aksatmadan gelir ve bir ayeti mum ışığı yapıp karanlık yollarımızı aydınlatmaya çalışırdı, konuşmalarına kısık sesle başlayıp bilahare celallenen bir tarzı vardı gözlerini az kırpar ve yüzünüzden çok ruhunuza hitap etmeye çalışır ve konuşmalarını dinletir ve dinlendirirdi...Sezayi karakoçu sever ve bir "morkoç" hikayesi ile hepimizi gülümsetirdi.İstanbula bir gitti pir gitti derken onu bize hatırlattınız teşekkürler.

banner19

banner13