banner17

Köftecilikten dergiciliğe, kitapçılıktan yazarlığa

Tam iki yıl önce bugün, ödevini tamamlamış sevinçli bir öğrenci edasıyla geride kalanlara son bakışını hediye edip Rabbine kanatlanmıştı bir güzel yazar, bir güzel Müslüman Hüseyin Kartal. Fatih Pala yazdı.

Köftecilikten dergiciliğe, kitapçılıktan yazarlığa

Tam iki yıl önce bugün, ödevini tamamlamış sevinçli bir öğrenci edasıyla geride kalanlara son bakışını hediye edip de Azrail aleyhisselam’ın ardına düşmüş ve Rabbine kanatlanmıştı bir güzel yazar, bir güzel Müslüman Hüseyin Kartal.

Sağlığında, Malatya’da “edebi(ha)yat seçkisi” spotuyla Ezcümle dergisini çıkarmaya başlamıştı. Derginin 12. sayısını, dostları, vefatının ardından kendisine özel bir sayı olarak çıkardı Ekim 2013’te. Bu, Hüseyin Kartal’a ve onun gibi ‘değerler’e yapılacak ve aynı zamanda emsal teşkil edecek bir vefa örneği. Onun hakiki dostlarından Murat Acar’ın gayretleri sonucu oluşan bu sayı, dost-arkadaş-yarenlerinin, okurlarının gerek kendisi hakkında gerekse kitapları hakkında yazdıkları makale ve şiirlerden oluşuyor. Bu dost-arkadaş-yarenlerin içinde Ümit Aktaş’tan Ahmet Kekeç’e, Salih Tuna’dan Yusuf Tosun’a, Ömer Çelikdönmez’den Oğuzhan Kırlı, Ayhan Yıldırım, Ömer Altaş ve Yaşar Yeşil gibi birçok sima sayfalar arasında yer alıyor.

Yazılanların hepsi yazar Kartal’ın ve kitaplarının farklı bir yönünü ele alırken, esasen bizim dikkatimizi çekenler, onunla önemli hatıralara sahip olanların yazdıkları oldu. Bunlardan biri yazar Ahmet Kekeç’in “Mahallemizin Hüseyin Abisi” başlıklı yazısı, bir diğeri de yine yazar Yusuf Tosun’un “Ezcümle Yetim Kaldı” başlığını verdiği çalışması.

Köftecilikten tatlıcılığa, dergicilikten gazeteciliğe

Ahmet Kekeç, vefat haberini aldığında cenazesine yetişemeyecek durumda oluşunun burukluğunu yaşamasıyla birlikte, ertesi günün sabahında Malatya’ya uçarak taziyesinde olmayı aksatmadığını ifade ediyor. Taziyedeki misafir akışının yoğunluğundan duyduğu sevinci ve taşıdığı gizli bir gururu bizimle paylaşıyor. Kekeç, Kartal’ın hem tatlıcılık yapıp hem de roman yazdığını öğrendiği ve tabi yeni tanıştığı günleri anlatırken, insanları şaşırtan bir rahatlığının olduğunu, içten ve yalın bir kişiyle muhabbet ettiğini belirttikten sonra şunları ekliyor: “Tanıştığımız gün, hemen ele vermişti kendini. ‘Ben rahat ve olduğu gibi davranan bir insanım, benimle diyalog kurabilirsin, benim yanımda kendini rahatsız hissetmezsin.’ demeye getiren bir rahatlığı vardı. Mesafeden hoşlanmıyordu; hoşlanmadığını belli eden teklifsiz rahatlığı beni de etkilemişti ve ‘Hah işte, bu.’ demiştim. Sonradan, tanıştığı her insana böyle dedirttiğini fark ettim.”

Kekeç, onun birçok işi denediğini, üç ya da dört kez kitapçı dükkânı açıp yine onun ifadesiyle ‘hepsini batırdı’ğını, köftecilikten tatlıcılığa, dergicilikten gazeteciliğe, sahaflıktan siyasi parti temsilciliğine kadar yapmadığı işin kalmadığını vurguladıktan sonra, yapmayı çok istediği bazı işlerin de tahayyülünde kaldığını dile getiriyor. Mesela şiir kaseti çıkarmayı, tiyatro yapmayı, yayınevi kurmayı, gençlerin kitaplarını basmayı çok arzulamış, ama ömrü ve şartları kifayet etmemiş tabi bunları gerçekleştirmeye.

Hüseyin abinin işlettiği dükkânlar, aynı zamanda buluşma mekânlarımızdı.” diye not düşüyor Kekeç sözünün bir yerinde. Orada, dostluklar, edebiyat, memleket meseleleri üzerine sarf ettikleri sözleri demlenirmiş. Kartal’ı vasfederken “çok güzel bir insan, duyarlı, emektar, fedakâr” tanımlamalarından destek alıyor yazar Kekeç. Sözlerinin sonunda Kartal’ın aramızda olmasa da eserleriyle yaşadığının unutulmaması gerektiğini hatırlattıktan sonra, “Biz Hüseyin abimizi, Türkiye de önemli bir ‘değerini’ kaybetti.” cümlesini kuruyor.

Güzel insan, vefakâr dost, dava adamı

Aynı zamanda hemşerisi olan Hüseyin Kartal’ın vefat haberi kendisine ulaştığında adeta aklının başından uçup gittiğini, bunun kendisinde soğuk duş etkisi yaptığını belirterek, yazısına ‘geçmeyen hüznüyle’ başlamış Yusuf Tosun da. Tosun, onu, 80’lerin Adıyaman’ında el arabasıyla Şam tatlı satarken tanıdığını, komşu olduklarını ve onun, kitaplarla tanışmasına vesile olan değerli bir dava adamı olduğunu söylüyor. Ortaokul sıralarındayken tanıştıkları Kartal, onlara bol bol kitap okurmuş ve onlar da pürdikkat dinlerlermiş. Sonra küçük bir kitapçı dükkânı açınca daha sık görüşme fırsatı bulmuşlar. Böylece, yani kitapçılık serüveniyle birlikte yazma işine de adım atmış Kartal.

En çok sevdiği ve okuduğu kaynaklar, şehid Seyyid Kutub’un Fi zilali’l-Kur’an tefsiri ile Ebu’l âlâ el-Mevdudî’nin Tefhimu’l-Kur’an tefsiri imiş. Ve ilk roman çalışması olan o meşhur, o hâlâ zihnimizde dirice duran ve gençlerin okuması için gayret ettiğimiz Tunus Kıyamında Bir Şehid Ömer’i, bu tefsirlerin ruhuyla tamamladığını dillendiriyor Tosun. O günün yayıncılarından İslamoğlu Yayıncılık’tan kitabı çıkınca, adeta dünya kendisinin olmuş.

Yusuf Tosun, 90’ların başında üniversite okurken onunla yollarının İstanbul’da tekrar kesiştiğini, yazarlığının yanı sıra Fatih Malta’da mütevazı bir tatlı dükkânıyla hayatını sürdürdüğünü, sonra bir ara yine Fatih’te bir sahaf dükkânı açınca evde ne kadar kitap varsa oraya yığdığını anlatıyor. Tabi pek çok iş denemesinden sonra rotasını yeniden memleketi tarafına çevirerek Malatya’ya gelmiş Kartal. Burada Ezcümle’yle hayata tutunmayı yeğlemiş ve toplam on bir sayı çıkarabilmeye müsaade etmiş ömrün ve her şeyin sahibi/Rabbi olan Allahu Teâlâ. Dergi vesilesiyle yoğun bir teşrik-i mesaileri olmuş Tosun’un Kartal’la; adeta bir çocuk neşesi ve heyecanıyla dergiye tutunmuş ve her yeni sayıda yeniden doğuyormuş gibi bir hissiyata sahip oluyormuş. Vefatından iki gün önce yaptıkları telefon görüşmesinde, yine gündemleri dergi olmuş iki ahbabın. Bu dergi sevdasından ötürü, sevenlerinin kaldığı gibi, Ezcümle’nin de yetim kaldığını vurguluyor Tosun.

Yusuf Tosun, dağarcığındaki Hüseyin Kartal için şu cümlelere sarılıyor: “Tartıştık, kavga ettik, küstük, barıştık; lakin bir ömür boyu aynı yola baş koyduk ve dostluğumuz baki kaldı. Gençliğimizin fırtınalı günlerinde onun büyük bir payı var. Başımız bulutlarda gezinirken o, ayağımızı yere basmayı salık verdi. Güzel insan, vefakâr dost, dava adamı, mücadeleci insan…” Çocukluğundan bu yana tanışıp biliştiği Hüseyin abisi için konuşmak gibi yazmanın da çok zor olacağını sözlerinin başında belirtmişti Tosun. Çocukluğunun yol gösterici ağabeylerinden olan Hüseyin Kartal için boğazında dizilen kelimelerin kaleminde düğümlendiğini ve sözlerinin dudağından kalbine döküldüğünü ifade ediyor.

Evet, biz de başta Tunus Kıyamında Bir Şehid Ömer romanı olmak üzere beş romanını da özveriyle okuyan bir okur dostu olarak Hüseyin Kartal ağabeyi çok seviyor ve gıyabında dua ediyorduk kendisine. Şimdi de yine tüm dostları gibi biz de ona Rabbimizden rahmet ve mağfiret temennisinde bulunuyoruz. Çektiği maddi ve manevi sıkıntılarının kendisine mükâfat olarak dönmesini ümit ediyoruz. Ve romanlarını gençlerin okuması için ön ayak olacağımıza söz veriyoruz. Kabul buyur Rabbimiz!

 

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 15 Ağustos 2015, 11:24
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20