Kâmil Eşfak Berki şiiri!

Kâmil Eşfak Berki'nin şiirindeki metafizik duyuş ve duruş önemli bir yer teşkil ediyor ve bu da, daha güçlü kılıyor O'nun şiirini.

Kâmil Eşfak Berki şiiri!

Şair, Yediiklim dergisinin Ocak sayısında 4 şiirle okurun karşısına çıktı, ne iyi etti.

 

Kâmil Eşfak Berki 1971"den bu yana yazan bir edebiyat yolcusu.

Sezai Karakoç"un düşünce ve sanat veriminde somutlaşan “Diriliş” anlayışına sıkı sıkıya bağlı bir "Diriliş Eri".

İstanbul"da eczacılık okudu.

Şiirleri yanı sıra; Necip Fazıl, Sezai Karakoç ve Cahit Zarifoğlu ile ilgili yaptığı "özgün" yorumlarla ve Ezra Pound"dan yaptığı titiz ve yetkin çevirilerle dikkat çekti.

 

Güçlü şiirler yazdı/yazıyor.

Kâmil Eşfak Berki"nin şiirindeki metafizik duyuş ve duruş önemli bir yer teşkil ediyor ve bu da, daha güçlü kılıyor O"nun şiirini.

 

Yayınlanmış iki eseri var: “Ay Işığı Ve Kervan” Yazı Yayıncılık"tan 1989 yılında, “Çocuğun Miracı” ise 2004 yılında İz Yayıncılık"tan çıktı.

Kâmil Eşfak Berki az yazan bir şâir. Uzunca bir zamandır O"nu pek görememiştik edebiyat dergilerinde.

Derken, Yedi İklim"in Ocak sayısında dört güzel şiiriyle çıkageldi.

 

Bazı değerli kalemlerimize Kâmil Eşfak Berki"yi sorduk; O"nun şiirini ve bu denli donanımlı olan bir sanatçının neden bu kadar az ürün verdiğini… Bir de kendisinden yeni eserler bekleyip beklemediklerini dunyabizim.com okurları için sorduk.

 

 

RASİM ÖZDENÖREN: Yayıncılar kendilerini sorumlu hissetmelidir.

 

Uzun zamandır kendisini takip eden biriyim. Özellikle Yedi İklim"de yayınlanan şiir ve diğer çalışmaları çok hoş ve değerli ürünler; özgün ve orijinal ürünler ortaya koyuyor.

Fakat şimdiye kadar bu konuyu (neden az kitap yayınladığını?) kendisine sorma fırsatım olmadı. Çünkü kendisiyle yakın zamanda yüz yüze gelme imkânı oluşmadı.

Az kitap yayınlamış olması, ya kendisinin aşırı titizliğinden ya da yayıncıların kayıtsızlığından ileri geliyor olabilir.

Bu bağlamda yayıncılarla yazar ve şairleri buluşturacak sorumlu birileri çıkmalıdır.

 

 

 

NURETTİN DURMAN: Önemli olan kalıcı olmaktır

 

Aslında şairin az şiir yazması veya çok yazması kendi şairlik hayatında o kadar önemli olmasa gerek. Niye diyorum bunları? Çünkü önemli olan iyi şiiri yakalamış olmaktır. Bazı şairler bende hala nedenini, niçin" ini kendime dahi açıklayamadığım etki bırakırlar. Haşim diyelim. Ziya Osman Saba diyelim, Alâeddin Özdenören diyelim. Kendilerine çok önemli bir hüzün mekânı yapmışlardır. Şiirleri içten içe kaynayan çok rahatlatıcı bir suyun içilmesi gibidir.

 

Kamil Eşfak şiiri bana kendini afişe etmekten sakınan bir yapıyı anımsatır. Şiir var şair ortada görünmüyor gibi. Evet, az yazıyor ama kendini bu az yazmalarla tamamlıyor sanki. Hani çok şiir yazsa bu sağlıklı izlek bozulacak gibi gelir bana. Az yazmasını az yayınlamasını biraz da Şaban Abak"ı anarak kıskanır gibiyim. Bu şairler az şiir yayınlamayı sabrederek hayatlarına katmışlardır. Düşünüyorum da iyi etmişlerdir diyorum… Çok şiir yayınlayınca ne oluyor sanki. Önemli olan kalıcı olmaktır. Yarına kalmaktır…

 

Kamil Eşfak Berki"nin iki şiir kitabı var. Titiz bir yazma ve yayınlama eylemi içinde olduğunu biliyorum. Ömrü uzun şiir yolculuğu sağlam ve bereketli olsun.

 

 

 

ALİ HAYDAR HAKSAL: Birikimi olan bir düşünce insanı

 

Kâmil Eşfak Berki, geçen yıllarına baktığımızda çok yazan biri değil gibi görünebilir. Şu ana kadar yayımlanmış iki şiir kitabı, iki şiir kitabı oluşturacak yayımlanmış şiiri, henüz gün yüzüne çıkmamış şiirleriyle ciddî bir şiir birikimine sahip bir şair. Kâmil Eşfak Berki, doğrudur çok yazan bir şair değil, ama yazdıkları çok değer ifade eden şiirlerdir. Çok yazan şairlerden daha değerli şiirler ortaya koyan bir şairdir Berki. Şiiri oldukça önemlidir. Şu sıralar şiir birikimi bir patlama halinde dışa vuruyor.

 

Kâmil Eşfak Berki"nin kitaplaşmayı bekleyen bir hayli çalışması var. Denemeleri, incelemeleri, poetik yazıları, düşünce yazıları. Sanırım bunlar derlenip toparlansa ona yakın eser ortaya çıkmış olacak. Birikimi olan bir düşünce insanı. Zihninde dolaştırdığı çok sayıda konusu var.

 

Onun en temel sorunu zor yazan biri olması. Yazdıkları özgündür. Yeni bakışlar getiriyor. Bağlantıları ve göndermeleri önemlidir. Bir de Berki"nin en temel durumu şimdiye kadar çok rahat bir ortamda kendini bulamayışı. Oldukça duyarlı biri. Her yer ve ortamda olmayı arzu etmez. Ruhuna uygun olmayan yerde hiç durmaz.

 

 

 

YAŞAR BEDRİ ÖZDEMİR: Nitelikli eserler veriyor

 

Kamil Eşfak Berki"yi takip eden biriyim yıllardır.

Çok donanımlı bir edebiyat adamı. Nitelikli eserler verdiğini de biliyorum.

Buna mukabil çok kitap yayımlamak donanımın gerekliliği midir?

Tek kitapla zirveye çıkan çok şâir var.

Yaşar Bedri olarak kendisinden yeni kitaplar yayınlamasını bekliyorum tabii.
Fakat buna mutlaka şairin kendisi karar verecektir/ vermelidir diyorum ben. Yayım yetkinliğine haiz birikimi sağladığında da  zaten şairi kimse tutamaz.

 

                                                                                                                             

 

ALİ GÖRKEM USERİN: Gürültüye papuç bırakmaz!

 

Şüphesiz Kâmil Eşfak Berki"yle ilgili ilk söyleneceklerden biri, onun bir Diriliş şairi olduğu gerçeğidir. O, Sezai Karakoç"tan aldığı ilhamı, kendi özgün dili içinde işleyerek kurmuştur şiirini. Ona dair yapılacak diğer bir tespit ise, özellikle edebiyat ortamının ve dergilerin günübirlik gümbürtülerine pabuç bırakmadan şiirini yükselten bir şair olduğudur. Türk şiirinin son otuz yılına baktığımızda, Berki şiirinin her anlamda özgün ve önemli bir konumda durduğu su götürmez bir hakikattir.

 

Kâmil Eşfak Berki"ye dair dört yıl kadar önce yaptığımız şu tespitleri tekrarda bir sakınca olmasa gerek: “Berki, şiirini çok iyi kontrol eden, akış yönünü ve hızını rastlantılara bırakmayıp bizzat kendisi belirleyen bir şair. Durum böyle olunca, ortaya çıkan şiir de, gevezelik edip sözü uzatmayan, sözün nerede bitip suskunun nerede başlayacağını bilen bir şiir oluyor. Çağdaşı birçok şairin, sözü, dolayısıyla da şiiri kontrol edemeyen, geveze şiirler yazan durumlarıyla güzel bir kontrastlık oluşturuyor Berki"nin Çocuğun Miracı"ndaki şiirleri.”

 

Şairimiz aylardır ortalarda yoktu, fakat bu ay güzel bir sürpriz yaptı ve uzun zamandır üzerinde çalışıldığı belli olan ve farklı tatlar sunan birkaç şiiriyle biz Berki"severleri coşturdu. Yedi İklim"in Ocak sayısından okunabilir bu şiirler. Düzyazılarının ve Pound tercümelerinin kitaplaşması ise yıllardır beklediğimiz heyecan verici güzelliklerden biri.

 

 

 

 

SELÇUK KÜPÇÜK: Bazı insanların geri çekilmeleri soyluluklarından!

 

Kamil Eşfak bey de dahil olmak üzere az yazan ve sadece belirli dergi ya da dergilerde bu ürünlerini yayınlayan isimler yok değil. Ben bunu önemsiyorum açıkçası. Şairin bir dergiye ilişkin geliştirmiş olduğu aidiyet ilişkisi saygı duyulacak bir hâldir. Az yazmak meselesine şöyle de bakmak gerekli. Dikkate değer olan ürünün niceliği değil, bütünüyle niteliğidir. Asaf Halet de mesela az yazmıştır. Bugün bir tek kitabından okuyoruz O"nu. Oysa Asaf Halet ürünlerini verirken şiir ortamını kaplayan Orhan Veli ve ekâbirinin popülaritesinden geçilmiyordu. Ama şimdi o yıllardan birkaç isim saysak mutlak ilk başa Asaf Halet"i koymamız gerekli. Bu böyle bir şey.

 

Ben ayrıca Kamil Eşfak bey gibi duruşa sahip olanların -tıpkı rahmetli Zarifoğlu için söylenen- “keşfedilmeyi bekleyen ada” olduklarına inanmışımdır hep. Bazı insanların geri çekilmeleri soyluluklarındandır. Bunu böyle bellemek gerekli. Kendi özgün söylemleri ile kelimelerden kurulmuş bir ada inşa ederler. Bu ada biraz da hâl adasıdır. O adaya gidebilmek için bizim de bu hâl"e bir şekilde eklemlenmemiz gereklidir. Bahsettiğim bu hâl"den bihaber olarak şairi anlamaya çalışmak, ancak anlamamaya çalışmaya açılır ne yazık ki.

 

Bazı isimlerin üzerimizde ürünleri ile, duruşları ile, konuşmaları ile ve gerekse konuşmamaları ile etkileri vardır. Dolayısı ile bir zaman sonra üzerimizde bir hak oluşur. Bizi adam eden bu adamlar ile hiç yüzyüze tanışmamış olsak da (ki ben Kamil Eşfak bey ile hiç tanış(a)madım), bu hakkın gereği olarak yeri ve zamanı gelince üzerimize düşeni yapmamız lazım. Bu bir borçtur. Arkamızdan gelen kuşaklara da böyle bir zihinsel bellek bırakmış oluruz. Herkes kendisinden bir evvelki isimlerden devraldığı muteber şeyleri arkalarından gelenlere bırakmalı. Kamil Eşfak beye bu vesile ile bize bıraktığı soylu kelimeler için teşekkür ediyorum.

 

 

 

MUSTAFA CELEP: Metafizik bir duyarlılıkla yazıyor şiirini

 

Kamil Eşfak Berki, nitelikli eleştiri ve çevirileriyle tanıdığım bir isim. Ondaki Sezai Karakoç dikkati ve inceliği, izlenmeye ve okunmaya değer bir ruh yoğunluğu içeriyor. Karakoç"un şiir algısını, metafizik şiir bağlamında köklü bir okumaya tabi tuttu Berki. Karakoç"taki ruh yüceliği ilgilendirmiştir daha çok Berki"yi. Evet , Berki"nin de ifade ettiği gibi Üstadın şiiri; her ruhun bizi söylüyor diyebileceği bir şiir."

 

Berki"nin bu güne kadar, zengin bir eleştirel birikime sahip yönü, eleştirmenliği görmezden gelindi hep. Titiz bir eleştiri işçisidir Berki. İnce ve yerinde tespitleri vardır. Bunu, metnin üslûbundan anlamak mümkün. Şiiri metafizik okumaya tabi tutar. Hüküm cümleleri Üstadı anımsatır daha çok.

Berki"nin şiiri, Karakoç"tan sonra ne yapılabilir"in cevabı gibidir. Karakoç"un ifade ettiği anlamda metafizik duyarlıkla yazılmış bir şiiri vardır. Günümüzde Sezai Karakoç"u en iyi okumuş şairlerden biri de Kamil Eşfak Berki"dir.

 

Berki"nin beni ilgilendiren bir yanı da Ezra Pound çevirileridir. Biz bu çevirilerin devamı yönünde beklenti içersindeyiz. Çünkü yetkin çevirilerdi onlar. Kantoları Berki"nin çevirmesi, yine beklediğimiz bir çalışma.

 

Kamil Eşfak Berki"nin çeviri ve eleştirilerinin kitap bütünlüğünde yayınlanması, edebiyatımız için bir kazanç sayılacaktır.

 

 

 

ŞEREF AKBABA: Derin mahfillerde dolaşan şair!

Kamil Eşfak Berki ilgiyle takip ettiğim bir şair.  Yedi İklim"de okuduğum son şiirlerinden metroda sarsılıyor olması, Haşim"i hatırlaması..Bolvadin"de kitaplarıyla yaşayan hukukçunun kendini ifadesine gerek kalmadan “ malum mesele” diye olayı özetlemesi ve orada bulunan herkesin tecümanı olması,..Günlük yazılarında günübirlik olmanın ötesine giderek derin mahfillerde dolaşması…

İtiraf ve Bağdat caddesinde lacivert çantayla unutuş..o itiraf ve gel çağrısı..ve şiire ses katan imgeler..Şiir çağrısı bir yerde..Şiirsizliğin sessizliğinde bir yürüyüş. Sonra da ismini değiştirdiğini söylediği hayretler kitabı üzerine Ay Vakti"nde yaptığımız söyleşiden bir alıntı ile sözü nihayete erdirmek istiyorum “Şiir mantığı ifadesine ilk kez “Sezai Karakoç”un “Şiirde Mantık” başlıklı yazısında rastlamıştım. Beni düşündürmüştü. Vardığım sonuç mantık olmadan bir şiir dili pek mümkün olamaz gibi bir düşünceydi. 1974 ve izleyen bir kaç yıl içinde, Necip Fazıl"ı, Rilkey"i, Pound"u, Dylan Thomas"ı, E.E. Cummings"i, Eliot"u, Robert Graves"i bu gözle de görmeye başladım. Aslında bu anahtar bir poetiktir Sezai Karakoç"un şiire bakışında. Divan şiirinin kapısını da açar. Belki hayret kelimesi biraz aşırı da duruyor olabilir. Bu duyguda durduğum olmuyor değil. Şu kesin; şiirlerimin bende uyandırdığı, kendileri bana duyurmadan bana telkin edegeldikleri bir ortak payda diyebiliriz. Daha sonra hayretin ıstılahi karşılıkları karşısında bir testten geçtiler. Ama benim şiirlerimde her zaman bir yaşadığımız günler, dönemlerden doğan bir şeyler bulurlar. Yani durup da, ben bir hayret şiiri yazayım diye bir çabam olmadı. Çatışma, insan ile çağımızın manevi değerlere yapıp ettiklerinden doğuyor, somutlaşıyor. Direnen insan, hayret noktasındadır ve hayret onun bir imkanı gibidir. Böyle görüyorum. “Aykırı Aile Çocukları İçin Ay Kırı Çiyinden Şiir”, “Çocuğun Miracı”, “Toprak Rengi Ruhlarıyla”, “Abapuş” gibi şiirler ayrıca, ironik bir niteliktedirler..”

 

 

 

Hazırlayan: Âdem TURAN

Güncelleme Tarihi: 30 Ocak 2009, 10:30
YORUM EKLE

banner19

banner13