Kızlara laf atmanın 33 yaşı

"Çita", bizlerden çok farklı. Bizim dünyamız onun dünyasını kirletir miydi? Yoksa bizler onun dünyasını mı kirlettik?

Kızlara laf atmanın 33 yaşı
11444
Çita   (+)

"Adam gibi adam"

Çita’nın annesi var mıydı, bilmiyorum. Sahi bir adı var mıydı bizim isimlerimize benzeyen? Onu da bilmiyorum. Bilene de rastlamadım. Bir babası olsaydı eğer sokaklarda onun bunun taşlamalarına maruz kalmazdı sanırım. Kardeşleri de yoktu böyle bir ademin. Kardeş dedin mi kardeşlik yapar; karın deşenlik yapmazdı töremizde!

Bir laf atardı kızlara; utangaç bir şiir mısrası gibi

Çita neye benzerdi? İki çirlek göz, iki koca üzüm tanesi, iki etine dolgun Ayvalık zeytini neye benzerse onlara benzerdi işte. Ama, iki dolgun zeytin tanesi size gülmez; Çita gülerdi. Sanırım dünyanın en şanslı kızlarıydı laf attığı kızlar. Çünkü o bildiğimiz kelimelerle serenat yapmazdı okula giden kızlara. Duyulur duyulmaz bir sesle “şiişt!” der ve bir apartman köşesine saklanırdı. Kızlarla arası belki yüz metre belki de iki yüz metreydi “kızlaaar!” dediğinde.

Bir deli utanır mı? Çita, utanırdı. Kıpkırmızı kesilirdi o esmer yüzü. Yere bakardı, kafası yerinde durmaz, uğunurdu. Bir yandan ağzının seli akar, dişleri pırlanta gibi görünür ve kaçardı utandığı yerden. Yakalayabilene aşk olsun!

Kızlara laf atmanın Otuz üç yaşı

Bir ağaç kovuğunda dünyaya gelmiş gibi, yersiz yurtsuz duruşunu bozan elindeki yarım somun ekmekti. O ekmeği kim tutuşturur eline, sırtına ceketi kim geçirir, nerde uyur, kimle konuşur hiç bilmezdik. Gerçi pek konuşmazdı. Daima gülerdi ve birilerini sevdi mi yaklaşır, hafifçe vurur ve o güzelim gözleri ışıl ışıl baktıktan sonra “deliler gibi” kaçardı. Oysa, tv’lerde ne çok psikolojik deli var, vurdular mı zihnimizi uçuruyorlar. Ve delilikleri için madalyalar, ödüller alıyorlar. Çita, bir yarım somun ekmekten başka bir şey almadı şu yalan dünyadan!

11445
Çita   (+)

Okulumuzun kapısında hayranlık ve hayret makamında birisi dururdu. Sanki lunaparka gelmiş bir çocuk gibi izlerdi öğrencilerin curcunalı akışını. Bazen bir haylaz oğlan alay etmek için yaklaşır yanına, bazen kızlar Çita’ya “sevgilim!”  diye seslenirler, çita yüzünü örter, parmaklarının arasından sevgililerine bakardı…

Çita, her zaman 33 yaşında bir çocuk. Belki de olup olmadığını bilmediğim anası onu tam 33 yaşındayken doğurdu. Bizler gibi 9 aylık olmadığı her halinden belliydi. Yıllarca o gülümseme, o erik gibi gözler, ağzının kıyısındaki sel/salya hep aynıydı. O diri koşmalar, -benim bacaklarımda mecal kalmayan yaşa geldim- hala aynı canlılıkta.

Asırların mabed bekçisinin lakabı; hiç oldu mu!?

Cami önlerinde durduğunu gördüm. Şahit oldum; elleri dua vaziyetindeydi çok zaman. Alaaddin Keykubat Camii önünde duruyor neredeyse bin yıldır. Belki Nizam-ül mülk onu alıp saraya götürdü bir vakit, belki Ahi Evren ibriğini eline tutuşturdu su içsin, zenaat öğrensin diye, belki Aşık Paşa ona bakıp içli şiirler söyledi… Bildiğim şu ki Harun sazını dizine koyup çalmaya başladığında yüzündeki gülümseme gidip, aklı başında bir adam gibi dertli dertli dinledi Çita.

İnsanlar, benzetme sanatına kurban gitmiş bir ırka mensuplar. İnsanı hayvana benzetmekte epey mahirler. Şehrimin her dem 33 yaşındaki çirlek gözlü delisine bir maymun adı vermekle başları göğe erdi! Dedim ya; insanlar benzetmelere kurban götürüyorlar insanlıklarını.

O da yürüyordu bizim gibi. O da ağlıyordu bizden daha güzel. O da gülüyordu, bizim riya bulaşmış gülmemize inat; içten. O da yaşıyordu, bir şehre sıfatını geçirecek kadar.

Onun yokluğu şehrim hayatını eksiltir

O, gittiğinde –zira ölü veya diri olduğunu bilmiyorum- şehrimin kalbindeki küçük ormanı yok ettiler önce. Sanki, şehrin delileri yok edilirse bir şehrin dokusu daha kolay değiştirilir, düşüncesiyle. Şimdi, Çita’nın içerisinde öğlen vakti uyuduğu İhtiyarlar Parkı yok. Onun yerinde dümdüz bir park, parkın altında ise Altıncılar Çarşısı var.

Şehrin dört bir yanını saran trafik lambaları, adeta bir şehrin vicdan ışıkları olan delilerinin yerini almış, akıllıların yolunu kesiyor. Oysa, deliler önümüzü kesmezlerdi hiçbir zaman. Hatta, bir kavgadan kaçtığımızda, birileri bizi kovaladığında şehrin yabancısı olan biz gurbetlik öğrenciler delilere sığınırdık…

Artık sığınılacak bir deli ve onun gülümseyen gözleri yok. Her bir yanımız piskopata bağlamış insan taklidi yapanlarla doldu. Bir delinin elinden tutabilirsiniz.

11446

11453

11454

11447

11449

11452

11450

11451

(+)(+)(+)(+)(+)(+)(+)(+)

Canlı bir resmi izler gibi

Bir delinin yüzüne dakikalarca hayranlıkla bakabilirsiniz. Bir deli size hayatın anlamını anlatmadan öğretebilir. Ama, bir piskopat sizi iki dakikada hayattan soğutabilir. Ben delilerimi istiyorum, psikolojik rahatsızlığını bir erdem gibi taşıyan ademlerin güya akıllı dünyasında. Adları olmasa da, Çita dense de, Çete dense de, gün doğumundan gün batımına kadar o komik şiveleriyle küfretseler de! Derdi olan bir gün ağlar; delisi olan her gün ağlar dense de!

Öyle ya, kızlara hiç kimse Çita kadar güzel ve namuslu laf atamaz! O, dert vermeyen delidir. Kızlara çamur atmanın tavan yaptığı bir çağda her mahallede bir Çita olsun; varsın ömrüm talan olsun!

Çita; anası, babası, kardeşleri, sevdikleri, yareni var mıydı bilinmez… Bizim de yaşadığımız bir dünyada dünyanın en güzel gülen delisi olarak yaşadı. Onun gözlerini gören gözler kederi zaman zaman kenara bırakmayı öğrendiler. Ve Çita her dem 33’lük tespih gibi cennet yaşında kalacak.

Not: Yazıyı bitirdikten sonra şehrimde bir fotoğrafçıya uğradım. Sağolsunlar elimi boş bırakmadı Ahi Evran Fotoğrafçısı. Ve Çita’nın hayatta olduğunu, hatta cami önlerinde durduğunu, zaman zaman cenazelere katıldığını da söylediler.

“Deliler, cenazelerimize sahip çıkıyorlar” dedim ve çıkıp geldim delirten hayatın tam ortasına.

 

Zeki Bulduk, psikolojik delilerin adam sayıldığı bir devre inat yazdı

Kırşehir Ahi Evran Fotoğrafçılığa teşekkürlerimizle…

 

Güncelleme Tarihi: 04 Şubat 2011, 11:30
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet Faruk
Ahmet Faruk - 9 yıl Önce

sana be Zeki Bulduk.
Hiç tanımadığım halde çook sevdim ben bu Çitayı.
Çocukluk yıllarımdaki Çitaları hatırladım bir bir.
Yaşadığımız küçük anadolu şehrinde Çita sayısı ne bereketliydi . .
Herbirinin, bir yönü bilinmez, derin, ilginç hikayeleri vardı.
Hepsininde ortak mekanı sokaklardı.
Kimselere zararları dokunmazdı.
Aldın götürdün beni.
Uzun zamandır haber alamadığım bir akrabamdan haber almış kadar sevindirdin beni.
Sağolasın sayın Bulduk.
Gerçekten onlar şimdi nerdedirler acaba?

Zarif Arf
Zarif Arf - 9 yıl Önce

Böyle diyordu Fethi Baba…Dağıttın dağladın içimizi be Üstad..Tanımam, etmem dedim Çita’yı amma derinlerden bir sızı tuttu beni her satırda…Meğer ne tanıdıkmış Çita’nın o hali…Benim çocukluğumun caddelerinde, meydanlarında,parklarında, okul önlerinde de bir Çita vardı..Biz akıllılar taifesi, ona mahsus bir istihza ritüelini (!)(ne zaman nasıl başlamıştı bilmem) devam ettiriyorduk… “Leyla” diye seslenirdik ona… O, sağ elini kalbinin üzerine bastırır, başını eğer giderdi…

rumeysa
rumeysa - 9 yıl Önce

bayıldım..bayıldım,,bayıldım..çok incelikli bi yazı olmuş..ilk başta şok oldum doğrusu,baktım,aa bu bizim çıta..çocukluğumdan beri bildiğim çıta,çok sevindim yaa,değişik oldum,bilmem işte..demek Zeki Bulduk abi buralıymış=) eline sağlık abi..

Yılmaz Yılmaz
Yılmaz Yılmaz - 9 yıl Önce

çorum'da da bir pöm ahmet'imiz vardı. ama akıllının yapmadığını yapardı mübarek.. nerde bir açık kapı görse çeker kapatır, yerde bir çöp görse mutlaka alır çöpe atar.
bir tek kötü huyu vardı: gizlice kadınlara, kızlara yanaşır pööööömmm diye bağırırdı:) tek neşesi buydu..

e şimdi sokaktan çöp kaldıran mı kaldı? pöm ahmet gitti mirim gitti!

Rüştü Özdemir
Rüştü Özdemir - 9 yıl Önce

Bir grup üniversiteli geçenlerde kapımı çalıp çıkaracakları bir dergi için düşüncelerimi aldılar. Sağolsunlar. İlk sayının kapağını bir "Gül" le süsleyelim fikrime bayıdılar. Şimdi her biri "Gül" arıyor, fotoğrafını çekmek, hikayesini dinlemek için. Hani bir dost "kedisiz camiyi ne'deyim ben" demiş ya, biz de "gülsüz şehri ne'delim" diyebiliriz.

çiçek...
çiçek... - 9 yıl Önce

enfesti...
kaleminize sağlık.

çita'larımızı istiyoruz.

süleyman cvliz
süleyman cvliz - 9 yıl Önce

eline sağlık hocam... saygılar

kamil büyüker
kamil büyüker - 9 yıl Önce

zeki ağabey sağolasın bir an çocukluk yıllarıma döndüm. çıta kırşehrimizin en sevimli mahcup bir delisi idi. fotoğrafını görünce hey gidi dedim. demek hep manşete girmek için veli olmak gerekmiyor. delilerde manşet olurmuş meğer...


banner19

banner13