Kâinata; can gözüyle bakan bir modern zaman dervişi: Haluk Dursun

Kâinata; can gözüyle bakan bir modern zaman dervişiydiniz. “Gül ve sümbül hırkanız/Sular, kuşlar halkanız’’ olduğu için bitkilerin, hayvanların, cümle mahlukatın isimleri sizden sorulurdu. Sakine Odabaşı yazdı.

Kâinata; can gözüyle bakan bir modern zaman dervişi: Haluk Dursun

Siz, erenlerin himmetiyle yollara düşmüş bir Sarı Saltuk’tunuz şüphesiz. Delikanlılık çağınızda ne tahsil etmek istediğinizi soran Fethi Gemuhluoğlu’na ‘’Tarih’’ cevabını vermenizle başlamıştı, sevdanız. Yine onun ‘’İlk fitne Şam’dan çıktı. Son fitne de Şam’dan çıkacak.’’ sözleriyle bu genç Galatasaraylı’nın yolu Şam’a düşmüştü. Ve biz, resmi tarih tıkaçlarını kulağımızdan çıkarıp Cemal Paşa’nın Suriye’de yaptığı zulmü, ilk sizden işitmiştik.

Hâller sirayet eder. Sizin içinizdeki Osmanlı’nın ince donanması gibi incecik sızlayan Tuna sevdası bize de bulaşmıştı. Akıncı cedlerimizin ihtirası, bir ateş gibi bizi de yakmış; onların atlarının nefesini ruhumuzda duyarak Balkanlar’a ulaşma sevdasını, rüyalarımıza siz karıştırmıştınız. Çünkü sizden öğrenmiştik, Üsküp’ün Şar Dağı’nda Bursa’nın devamı olduğunu.

Biz; taşradan gelen fidanlar, İstanbul’u sevme sanatını nereden bilecektik? Mimozaların açtığı bir bahar sabahı tekne turuna katılan öğrencilerinize, Boğaz’ın erguvan bayramını, aşı boyalı, eli böğründe yalılarını bir bir tanıtacaktınız. İstanbul’un yedi tepesini saymaya Çamlıca’dan başlayanlara, Kanlıca’nın ihtiyarlarının değil de yoğurdunun meşhur olduğunu zannedenlere, hafif celallenecektiniz ama kızmayacaktınız. Şüphesiz siz, nazenin bir İstanbul beyefendisiydiniz. Ve biz, ‘’Kenarın dilberi nazik olur ama nazenin olamaz.’’atasözünü sizden öğrenmiştik.

Kâinata; can gözüyle bakan bir modern zaman dervişiydiniz. “Gül ve sümbül hırkanız/Sular, kuşlar halkanız’’ olduğu için bitkilerin, hayvanların, cümle mahlukatın isimleri sizden sorulurdu.

Tarihin; coğrafyadan, edebiyattan, sanattan ayrılamayacağını, imza sultası olmadığı hâlde tıklım tıklım dolan derslerinizden öğrendik. Mohaç’ın Macaristan’da olduğunu, dünyanın en kısa meydan muharebesi olan Mohaç’ta; üç silahşörü tek başına alt eden yaman cengâver Kanuni’nin bir şiirinde, Hürrem Sultan’a aşkından akşam namazında hangi sureyi okuduğunu şaşıracak kadar naif bir şair olduğunu bize ancak siz öğretebilirdiniz, zaten.

Doğrusu, Anadolu insanına olan sevdanız da muhteşemdi. Öyle alçak gönüllüydünüz ki Mardin’in bir köyünde rastladığınız arkasını ezerek giydiği yumurta topuklu ayakkabıları, beyaz çorapları, kabadayı hâliyle tezat içinde olan bir güvercin meraklısıyla çektirdiğiniz fotoğrafa bakmak bile sizi, mest ediyordu. Kim bilir, belki de Anadolu eski bir sevgili gibi sizi yanına almak istedi. Allah, mekanınızı cennet eylesin. Ne diyelim! Evvel giden ahbaba, selam olsun erenler…

Sakine Odabaşı

Yayın Tarihi: 19 Ağustos 2020 Çarşamba 12:00 Güncelleme Tarihi: 19 Ağustos 2020, 11:42
banner25
YORUM EKLE

banner26