Kime kalırsa kalsın bizden bir söz kalsın da

Hüseyin Alacatlı, yaşarken şiirleri kitaplaşamamış şairlerden birisi idi ne yazık ki. Vefatından sonra Erzurum’dan vefakâr dostları bütün bu şiirleri bir araya getirerek Harflerin Ülkesi başlıklı bir kitapta topladılar. Selçuk Küpçük yazdı..

Kime kalırsa kalsın bizden bir söz kalsın da

25 Mayıs 2002 tarihli Star gazetesindeki bir haber ile, o günüm alt üst oldu. Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde görevli bir öğretim üyesinin hazin vefatı ile ilgili bir haberdi okuduğum. Hüseyin Alacatlı’nın ölümünün bir gazete haberine yansıyan soğuk, duygu yükünden yoksun ve diğer bütün kayıplar gibi sıradan bir metne indirgenmiş cümleleri ile karşılaşmak beklenmedik bir şeydi benim için. Kuşkusuz O’nu tanıyan ve hatta aynı şehrin havasını soluyan, sokaklarına açılan çeşmelerinden suyunu içen yakın arkadaşları için büyük bir hüzün metni idi bu.

Hüseyin Alacatlı’yı hiç görmedim oysa. Sesini hiç duymadım. Gülümserken dudaklarına ilişen mütebessim eda ile hiç karşılaşmadım. Bir dost çayını yudumlarken birdenbire uzaklara dalan bakışlarını hiç yakalayamadım… O’na ait bende hatırası olacak hiç bir şey yok; dergilerde kalan şiirleri hariç.

Ben bir şair ile aynı dergide ürün yayınlayınca kendimi hep O’nunla ruhsal bir akrabalığa sokarım. Bir şair ile akraba ancak böyle olunabilinir. Metni üzerinden... Metne yansıyan derin duygusu üzerinden... Hayata katışamayan, çekingen, ürkek, içedökük “anlatamadıkları” üzerinden... Benim anlatamadıklarımı çoğu metinle bana geri vermesi üzerinden bir duygu hemhalliğinden bahsediyorum.

Kime kalırsa kalsın bizden bir söz kalsın da

Şair Hüseyin Alacatlı ismi ilk olarak ne zaman ciddi biçimde dikkatimi çekti diye düşünüyorum bu yazıyı sürdürürken. Kuşağımın çoğu şairi ile ortak sayfaları paylaştığımız Kırağı Şiir dergisi idi sanırım O’nu sarsıcı şekilde ilk fark etmem. Kırağı Şiir dergisinin 1999 yılında yayınlanan 30. sayısında “Dağ” isimli bir şiirini okumuştum. Aslında Kırağı’da çok ürün yayınlamamıştı ama bende yine de o dergi üzerinden bir izi var. Şöyle idi şiir:

Dağı dağ üstüne koy taşı taş üstüne

Bir dağ bir dağa nasıl seslenirse öyle

Al heybeni sen de düş yollara

Öyle düş ki sonunda üç elma kalsın

kime kalırsa kalsın bizden bir söz kalsın da

bir dağ bir dağa nasıl kalırsa öyle kalsın

… “

Yedi İklim dergisinde de zaman zaman ürünlerine rastlıyordum aynı yıllarda. 90’lardan bahsediyorum yani...

Vefatını takip eden günlerde psikolojik danışmanlar olarak bir resmi kurumun kütüphanesinde toplantımız var. Bütün resmi toplantılar gibi işte bilirsiniz. Ama mekan kütüphane olunca, toplantıda konuşulanlar bir kulağımdan girip diğer kulağımdan çıkıyor. Benim gözüm raflara sıkıştırılmış kitaplarda, eski dergilerde... Elim birdenbire hiç tereddütsüz mor kapaklı bir dergiye uzandı. Bakanlığın çıkardığı Milli Eğitim isim dergi. Kasım 1989 tarihli (91. sayı)… Kapakta isimleri okumaya başladım. Hepsi bizim arkadaşlar, ağabeyler, ablalar... İsmail Karakurt, İbrahim Demirci, Ayşe Altan, Halime Toros, Hasan Aktaş, Osman Çeviksoy, Bayram Bilge Tokel, Mustafa Muharrem vs… Orada Hüseyin Alacatlı’nın da ismini gördüm.

Dergi tozlanmış, belki kapağını ilk ben açıyorum. Muhtemelen ilerleyen yıllarda kütüphaneden düşülecek ve yeniden kağıt üretimi için gönderilecek. Bu dergiyi kurtarmam lazım(!); öyle düşündüm. Hayata katmam gerekli... Resmi cümleler, kelimeler, tebligatlar, bilmem kaç sayılı bakanlık yazıları havada uçuşurken dergiyi kimseye çaktırmadan çantama attım. Kapağında Hüseyin Alacatlı’nın isminin bulunmasının ne denli önemli bir şey olduğunu bir ömür boyu anlayamayacak, bilemeyecek bir kurumun işlevsiz kütüphanesini böylece bir yükten(!) alıkoymuş oldum(!). Rahmetli Hüseyin’in o dergide “Aşk Çalınmış Elmalardı” isimli bir şiiri vardı.

Vefatını takip eden günlerde Yedi İklim dergisinde (Haziran-Temmuz-Ağustos 2002. Sayı 147-149) Erzurumlu dostlarından Hanefi İspirli’nin bir yazısını okudum. Tabi rahmetliyi çok yakından tanıyan ve aynı mekanları paylaşan bir dostu olarak İspirli’nin o yazısından Hüseyin ile ilgili çok özel bilgilere ulaştım. O’nu dergi sayfalarının ötesinde tanımaya doğru açılan cümlelerdi bu metin benim için. Hayatına ilişkin bilgilerle başlıyordu yazı. 1967 Erzincan’da doğduğunu, kendisinin Alacatlı ile tanışmasının Erzurum Atatürk Üniversitesi’ne asistan olarak girmesi üzerine şekillendiğini, bu tanışmanın ardından Tacettin Şimşek ve yine rahmetli Nazir Akalın ile beraber Palandöken dergisini çıkardıklarını anlatıyor ve naif kişiliği hakkında hatıralarla dolu bilgiler veriyordu.

Yine aynı günlerde Dergâh dergisinde sevgili Nazır Akalın abinin Alacatlı ile ilgili “tehlikeli” bir yazısı çıktı. Yazıyı okuyunca irkildiğimi, ölümün Nazir abiye doğru yaklaşmaya başladığını hissettim. “Alacatlı, Güzel Adam, Bizi Bırakıp Nereye?” başlıklı yazı üzerine sonraları bazı haklı eleştiriler de yayınlandı. Mesela Yedi İklim’de Cuma Kelebek, “Edebiyat Gündeminden” üst başlığı taşıyan yazısında dergilerde yayınlayan ürünlere değinirken Nazir abinin Dergâh’taki bu metni üzerinden bazı eleştiriler getiriyordu. Ve “tehlikeli” metnin Mustafa Kutlu’nun dikkatinden kaçmasının pek çokları için şaşırtıcı olduğunu belirtiyordu bu yazısında Kelebek.

Yaşarken şiirleri kitaplaşamamış şairlerden birisi idi ne yazık ki

Dergâh’ın o sayısında Mehmet Aycı’nın, Alacatlı’ya ithaf ettiği şiiri de (“Eski Sıra” isimli şiir) beni çok etkileşmiştir. Defalarca içime ağlayarak okuduğumu hatırlıyorum o şiiri. Ardından yine Dergâh’ta (Ocak 2003. Sayı 155) İsmail Karakurt’un yine Alacatlı’ya adanan uzunca bir şiiri acılarımı çoğalttı, yaralarımın kabuklarını yeniden kanattı. Şiirin ismi : “Ben Mehmet Oğlu Hüseyin Alacatlı”… Şöyle bitiyordu:

“…

Yani ben Mehmet oğlu Hüseyin Alacatlı

Bir çocuk resmiydim çarşı pazar

Söküldükçe huma kuşunun kanatları

Gölgeme baktım, istemeyerek gölgesini

Kurtlar nehri solurken hızlı hızlı

Açılmaz kapıları açtım

Geçilmez kapıları geçtim

Göğün çınlayan kapılarından

Yasak kapılarından büyük zaman’ın.

Yom bitti… hepsi hiç, hepsi bu.”

Hüseyin Alacatlı, yaşarken şiirleri kitaplaşamamış şairlerden birisi idi ne yazık ki. Mutlaka ileride bir gün şiirlerini diğer birçok şair arkadaşı gibi iyi bir yayınevinden çıkarmayı umut ediyordur ama erken çağırılınca(!), geride dergilerin sayfalarına serpiştirilmiş metinleri kalmıştı. Vefatından sonra Erzurum’dan vefakâr dostları bütün bu şiirleri bir araya getirerek Harflerin Ülkesi başlıklı bir kitapta topladılar. Onlara, bu kadirşinaslıkları için ben kendi adıma teşekkür etmek isterim. Aramızdan erken ayrılarak, daha yazacağı çoğu şiiri de öte dünyaya götüren Hüseyin’in, en azından bu dünyaya bıraktığı en anlamlı izleri kaybolmaktan kurtararak tarihe kıymetli bir not düşmeleri belki teşekkürden de ötesini hak ediyor.

Şair Hüseyin Alacatlı, tabiatın kendisini yenilediği, gökyüzünün renginin açıldığı, yeryüzü örtüsü bütün çiçeklerin en parlak renklerinin ortaya çıktığı böylesi bir Mayıs günü (23 Mayıs 2002 tarihinde) aramızdan hüzünle ayrıldı. Mekanı cennet olsun inşallah...



Selçuk Küpçük yazdı

Güncelleme Tarihi: 09 Haziran 2014, 13:05
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Kazım Karabekir eğitim
Kazım Karabekir eğitim - 3 yıl Önce

1992-1996 yılında danışman hocamızdın.çok çayını içtik.senin yönlendirme dergi çıkardık.kilim dergisi.lokman,vahit,sebahattin,murat,mustafa,hüseyin çok insandın allah rahmet etsin hocam.

Mesut ÖZÜNLÜ
Mesut ÖZÜNLÜ - 6 yıl Önce

Adını unutmuşum. Ama yüzünü ve hâlini hiç… Resmini görünce hatırladım. Üzüntüden içim eridi âdeta. Demek Hüseyin Alacatlı sendin kardeşim, öyle mi! diyebildim mahzun bir bakakalmışlıkla. Yirmi beş yıl öncesine gittim. O tertemiz siması; sessiz, sabi, çocuk günahsızlığı ile konuşması, sesindeki samimi ritmi tekrar gözümün önüne geldi. Seksenli yılların sonuna doğru, Gazi Eğitim Fakültesinin koridorlarında ara sıra karşılaşır, merhabalaşır, kısa sohbetler ederdik. Dersliklerimiz altlı üstlüydü; be

Mesut ÖZÜNLÜ
Mesut ÖZÜNLÜ - 6 yıl Önce

... Dersliklerimiz altlı üstlüydü; ben Arapça Öğretmenliği Bölümünde o ise Türk Dili ve Edebiyatı’nda okuyordu. Ah Hüseyin kardeşim. Sen de erken gidenlerden oldun, öyle mi? Rabbim makamını cennet eylesin. Biz sevenlerine sabırlar versin. Âmin.

banner19

banner13

banner26