banner17

Kıbrıs'a sürgün bir sufi!

Yalnız, sessiz ve derinden… Seyyid Kutup Osman Hz. Kıbrıs'ın önemli maneviyat bekçilerindendir. Heybetini fark etmemek mümkün değil ama hüzünlü duruşu da gözden kaçmaz.

Kıbrıs'a sürgün bir sufi!

Bahçesinde açan sarı kır çiçekleri bahardan mı açmış, yoksa hazandan mı sararmıştı bilemedim. Sarı hazanı, sarı sonbaharı simgelerdi bilirim ama mevsim ilkbahardı ve bu şehre bahar gelmişti. Kıbrıs’ta iş güç için gelip geçtiğim yollardan birinin üstündeydi bu bahçe. Hasret rengi kır çiçekleri ve deva iksiri gizleyen ısırgan otları gözüme çarpardı, nerden bileyim biraz ileride bir Allah dostunun türbesinin olduğunu. Paslı bir bahçe kapısı vardı, bir de ileride Magosa Halk Kütüphanesi olarak bilinen eski bir bina.

Kutup Osman Tekkesi, Magosa, Kıbrıs
(+)

Henüz bilgi çağına geçmemiştik. İletişim çağındaydık. Bilgisayar, ‘google’ diye bir şey hızla girmişti hayatımıza. Kütüphanelerden araştırma yapmak biraz daha yavaş gelirdi. Ama gene de bir bakmaktan bir şey olmaz diye düşündüm. Hem zamanım da çoktu, öyle aceleye ne gerek var diye geçirdim içimden. İçeri girdim, kütüphaneyi dolaştım, kitaplara baktım. Kütüphane ayrı ayrı kapıları olan müstakil odalardan oluşuyordu; odaların daire şeklinde bir bahçeye baktığı dikkatimi çekti. Bir odanın üzerinde ise bir kitabe vardı. “Kutup Osman Tekkesi” diye yazıyordu. Kütüphane diye girdiğim bu yapının bir bölümünde veli bir zatın medfun bulunması beni şaşırtmıştı. Onca zaman burayı fark etmemiş olmama da biraz üzüldüm doğrusu. Ama en çok da sevindim; çünkü bu bir nasipti ve onu hiç fark edemeden de bitebilirdi adadaki maceram. Burasının ıssız bir ada olmadığını, birilerinin yaşadığını görmek güzeldi, her ne kadar biz ölü olsak da.

Kıbrıs’ın kutup yıldızı

Kıbrıs’ta “Kutup Osman” ismi ile bilinen Atpazarlı Osman Fadlı Efendi İstanbul/ Fatih’de Atpazarında Kul Camii’nin imamı olduğu için “Atpazarı şeyhi” olarak tanınmış ve ömrünün son 14 ayını sürgün olarak gönderildiği Kıbrıs/ Magosa’da “Surlar içi” diye de bilinen bölgede geçirmiş. 1600’lü yıllarda 4. Ahmet ve Sultan 2. Süleyman zamanında yaşayan bu zat neden ömrünün son deminde Kıbrıs’a gönderilmiş, merak etmemek mümkün değil. Ben de merak ettim, türbede usulünce bir Fatiha okudum ve madem kütüphanedeyim, bakalım bu zat buraya neden gelmiş diye araştırdım.

İşte bize hakiki talebe geldi

Seyyid Fethullah Efendi’nin oğlu olan Seyyid Osman Hz., ilk eğitimini kendisi de bir âlim olan babasından alır. 10 yaşında babasını kaybettiğinde bu duruma çok üzülür. Bir gün çarşıda gezerken ilim hakkında şiir okuyan bir şairden çok etkilenir. Annesinden izin alarak Edirne’ye gider ve orada Aziz Mahmut Hüdayi Hz.’nin talebesi olan İbrahim Efendi’den ilim tahsil eder. Seyyid Osman Hz.’nin gayreti ve kabiliyetinin kendisini aştığını gören hocası onu İstanbul’a Zakirzade Abdullah Efendi’ye gönderir. O da Seyyid Osman Hz.’ni görünce, “İşte bize hakiki talebe geldi.” diye içinden geçirir ve “Evladım, sende Şeyh-i Ekber meşrebi var.” diyerek talebesinin gayretini, kabiliyetine doğru yönlendirir. Bu söz onun ilerde Füsus’tan ders okutmasına ve Muhyiddin-i Arabî Hz.’nin bazı eserlerine şerh yazmasına sebep olacaktır.

Kutup Osman Tekkesi, Magosa, KıbrısTeslimiyeti ilminin temeliydi

Seyyid Osman Fadlı Efendi, hizmete çok önem veren teslimiyetli bir talebedir. Bir gün Seyyid Osman Hz., hocasının verdiği bir hizmete diğer talebelerin itibar etmediğini görünce üzülür ve o işi kendisi görmek ister. Hocası O’na, “Senin dersin vardır.” dese de Osman Faldı Hz., “Önceki gelen ve sonraki geleceklerin ilmini vereceklerini bilsem de sizin hizmetinizi daha çok önemsiyorum” diyerek bir talebede olması gereken en önemli hasletini ortaya kor. Kendisi bu olayı daha sonra anlatırken der ki: ”Gerçekten de o gece Rabbim bana önceki gelenlerin ve sonraki geleceklerin ilmini öğretti.”

İcazet alması ve İstanbul’a gelmesi

İstanbul’da eğitimi tamam olduğunda hocası icazetini vermek ister ama o hocasının yanından ayrılmak istemez. O günlerde rüyasında aldığı manevi emir ve işaret üzerine hocasına bu sefer tam teslimiyetini vererek icazetini alır. Bundan sonra insanları doğru yola çağırmak üzere hocası tarafından Edirne tarafında Aydos kasabasına gönderilir. Oradan da Filibe tarafına gider ve burada on beş sene kalır. Bir gün şöyle bir rüya görür: Üç yüz kadar âlim gelip etrafında halka olurlar. Oradan beraberce İstanbul’a gelirler ve hocası Zakirzade hazretleri, “Git şimdi senin irşad yerin burasıdır.” diyerek Fatih Atpazarı’nda bulunan Kul Camii’ni gösterir, ona bir sarıkla bir de asa hediye eder. Atpazarı’na geldiğinde burada “Atpazarı emiri” diye şöhret bulur. Kul Camii’ne imam hatip olarak görevlendirilir. Camide talebelerine Muhyiddin-i Arabî hazretlerinin Füsus kitabını okutur ancak onun şöhreti ve ilmi bazılarının onu kıskanmasına sebep olur. Alay ederler ve hakkında derler ki: “Emir Efendi Şeyh-i Ekber imiş.” Haliyle bu duruma üzülür ve o gece bir nida duyar: “Ceddinin yoludur, devam et.” Bundan sonra hiç kimseye bir şey söylemez ve Füsus’u anlatmaya devam eder.

Kutup Osman Tekkesi, Magosa, Kıbrıs
(+)

Padişahlar da ondan feyz aldı ama…

Padişahlar ondan maddi manevi yardım almışlardır. Takıldıkları mevzuları ondan sorarlardı. İstanbul’da çıkan bir isyanı talebeleri ile birlikte durdurmuştur. İstanbul’u talan edenleri yakalamış ve adalete teslim etmiştir. Devlet işlerini düzeltme konusunda Sadrettin-i Konevi hazretlerinden sonra en çok meşhur olan Seyyid Osman hazretleridir.

Devlette sözünün geçmesi bazılarını rahatsız etmiş, çeşitli iftira ve entrikalarla Kıbrıs’a sürgün olarak gönderilmesine sebep olmuşlardır. Başından geçen bu olayı kendisi öyle anlatır: “Bu durum bana dört ay önce ilham edildi ama bana ‘yerinden ayrılma’ dendiği için bir yere gitmedim.” Kıbrıs adasına sürgün olarak gönderilen Atpazarı emiri Osman Faldı hazretleri Kıbrıs’ta da Kutup Osman Hz. ismiyle tanınır. Burada 14 ay yaşadıktan sonra kim bilir belki de son bir vazife olarak Kıbrıs’ın manevi bekçiliğini yapmak üzere yola çıkar. Böyle yolcularla karşılaşmak herkese nasip olsun ve şefaatlerinden mahrum etmesin Hak Teala.

İsmail Hakkı Bursevi hazretlerini o yetiştirdi

İsmail Hakkı Bursevi Hz. hocasını şöyle anlatır: “Hocam her halinde gizliliği tercih ederdi. Sünnete uygun olmayan bir şeyi yapmazdı. Şu üç şeyi hiç terk etmezdi: 1) Her farz namaz için abdestini tazelerdi. 2) Namazını daima cemaatle kılardı. 3) Her ibadet ve işi Kitab ve sünnete uygun olarak yapardı. Her çeşit riyazeti yapmıştır." Ramazan-ı şerifte bir yumurta ile iftar edermiş. Bütün yediği bundan ibaretmiş. Derslerine iki yüz kadar talebe devam edermiş. Bu talebelerin içinde Trakya, Anadolu ve Arap yarımadasından gelenler varmış.

 

Tuğba Kaya bildirdi

Güncelleme Tarihi: 30 Eylül 2010, 16:39
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
kutub
kutub - 8 yıl Önce

Magosa'ya gittiğimizde yolumuz düştü ve ziyaret ettik. Ziyaret edenler arasında Şeyh Nazım'ın İspanya'dan bir müridi de vardı. O kadar uzun uzun dua etti ki merak ettim doğrusu neler dediğini...

Kutub Osman'ın garip kaldığı türbesini ziyaret etmeyi oralara giden herkese tavsiye ederim. Kendisinin manevi derecesini müridi İsmail Hakkı Bursevî'ye bakıp anlamak gerek. Ruhları şad olsun... her ikisinin de.

Tuğba Kaya'ya teşekkürler hem yazısı için hem de eklediği resimler için.

banner8

banner19

banner20