banner17

Kerem'in çantası ağırdı haziranda!

“Kerem’in Çantası”nda saklı duran bir babanın savruk hüznü bizi nisana çağırabilir. Özdenören’lerin Alaeddin’ini yazdı Reşit Güngör Kalkan..

Kerem'in çantası ağırdı haziranda!

Alaeddin Özdenören

 

Gülücüklerini Kerem’in, hangi kitabına sığdırmalıyız acaba?

“Kerem’in Çantasında saklı duran bir babanın savruk hüznü bizi nisana çağırabilir. Oysa nisan,  o keskin kekik kokusu ve baldıran tadıyla dalları kırbaçlayan yağmur şakırtıları arasında ansızın bitti. Nisan bitti ve biz Alaeddin’in yüzünde gölgelenen Kerem’in ağulu düşlerini seyrediyoruz. Sonra Kerem’in çantasında biriken defterlerin kuş seslerine karışan sayfalarını… Gülücüklerini Kerem’in, hangi kitabına sığdırmalıyız acaba? O da değil, şair eli ayağı tutulmuş, bir Cézanne natürmortunda duran ayva sarısı için bile ölebilir.

Güneş Donanması’nda karşılanan dev iştiha, şehirleri bayındır gösteren sahtekâr ilim karşısında pek şanslıdır. Çünkü “gülüm gülüm / benim ölümüm / çocukların kulaklarına küpedir / vitrin denizlerine zincirlenmiş çocukların diyendir Alaeddin.

Ancak niyeyse felsefeden söz açarlar kötürüm bilgiçlikleriyle

Kolay açılır bir kapı değildir Alaeddin Özdenören. Onu anlamak sadedinde uzak dağ köylerinde, ateşi karıştırarak felsefeden söz açan celeplerden bahsetmeliyiz belki. Ki onlar, tütsülenen geceye karışan lirik ilahiler arasında tanrının yarlıgayıcılığına sığınırlar. Felsefeyle işleri olmaz çoğu zaman. Ancak niyeyse felsefeden söz açarlar kötürüm bilgiçlikleriyle. Şehir uzaktır ve işte tuzaktır adlarını bilmedikleri çeşmeler.

Alaeddin Özdenören soldan ikinciAlaeddin, bu celepleri anlatır kitaplarında. Yeni, aydınlık ve ruhun kıvamla kıyamlandığı zamanlarda, uçkurlu poturlarıyla caka satan enstitü mezunu dar havsalalı kalemşorları, şairleri kargışlar bir de. Onlar yeni dünyanın büyüttüğü şehir kesikleridirler. Medeniyete meşin suratları ve gümüş gri sakallarıyla yaklaşmaktadırlar biteviye. Bu bahis pek netamelidir ve yeni dünyanın üzerine çöreklenen ‘derin’ düşüncelerin sahipleri karşısında efelenmek ne mümkündür!..

Fakat Alaeddin, sözü sakınarak, onunla âdeta abdest alarak dikilir şehrin karşısına

“Kerem’in Çantası”nda saklı duran bir babanın savruk hüznü bizi nisana çağırabilir. Oysa haziran henüz uzaktır. Haziran, Maraş’ta büyüttüğü çocukluk resmi arasında iki kardeşe de Hz. Ali’nin cenklerini okutmaktadır hep. “Kan Kalesi” tadında masalların adeta bağırsaktan yapılma iki kardeş arasında, ki eli Rasim’in yüzüne konulmadıkça uyuyamayan yine Alaeddin’dir. Yani akşam olduğunda evlerden dolma tüfeklerin patladığı ve yeni ayın doğuşunun da silahla karşılandığı Maraş bağlarında geçen yaz geceleri şahittir bütün bütüne…

Kimin kurnasından içilmiş ne önemi var, şehir, içinde büyüttüğü günahlarını güvercin tedirginliğiyle yürüyen ayaklara borçludur. Fakat Alaeddin, sözü sakınarak, onunla âdeta abdest alarak dikilir şehrin karşısına. Siperde hep onlar vardır; onlar, yani savruk ve mutantan hâliyle Büyük Doğu’nun, Mavera’nın, Diriliş’in, Aylık Dergi’nin hasımları, onlar. Sonra sancılı şehirlerin diliyle büyüyen, zekâsıyla evreni doyuran muttasıl arkadaşlar; Rasim, Cahit, Erdem, Akif, Nazif, Hasan…Alaeddin Özdenören

Yazar için sisli bir ömür, Kerem’in göçmesiyle büsbütün törpülenir

“Kerem’in Çantası”nda saklı duran bir babanın savruk hüznü bizi nisana çağırabilir. Oysa haziran henüz uzaktır. Haziran, keremiyle rızık veren Rabbülâlemin’in, başakları gebe kısraklar kadar güneşle doyurduğu tenha zamanlardır. Hayat ikiz bir sancıyla anlam kazanmaktadır artık. Maraş, Urfa, İstanbul, Çorum, Mersin, Ankara ve Balıkesir’de yavan yapıldak bir özneyle tutuşan od arasında Allah hep kalptedir.

Unutulmuşluklar’ın yazarı için sisli bir ömür, Kerem’in göçmesiyle büsbütün törpülenir. Artık anlamaktadır ki, sarı sayfalarda çoğalan şeyle birlikte, ‘çocuklar evdeki kimsesizliği okula taşımaktadırlar.’ Yalnızlık Gide Gide’nin müellifi, ‘inanmışlar çağının’ dargın yılları arasında geçirdi günlerini. Fikir kalıplarının erimeye yüz tuttuğu ve fakat ölümünü cebinde taşıyan bir şair olarak o kırgın vakitlerde hep Rasim’i aradı yanında. Hep Maraş kesti yollarını, haziran iki bin üçte bile. ‘Hayat bir armağan değil, canla başla çalışarak yerine getirilmesi gereken bir vazife.’ diyen Alaeddin, dokuz yıldır yaza doğru özden ören bir mavi mektep kaçkını şimdi!

 

Reşit Güngör Kalkan yazdı

Güncelleme Tarihi: 05 Haziran 2012, 19:11
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20