banner17

Kemal Sayar şiiri ayrı bir şiirdi!

İsmail Halis Kemal Sayar'ın şiir kitabı Ricat'ı başucu kitabı yapmış kendisine. Nedenini anlatıyor...

Kemal Sayar şiiri ayrı bir şiirdi!

Şiir okumalarımın bendeki karşılığını tek cümleye sığdırmam istense idi, bunun cevabı tereddütsüz olarak hazırdı. “Bu hüznün mesnevisi yazılmadı”. Merhum İlhami Çiçek imzalı bu mısra üzerine şairane teviller yapmanın yeri burası değil. O sebeple buradan yürüyeceğimiz yolun çok da sarp bir yokuş olmasını arzu etmiyorum. Zira geçenlerde burada Celal Fedai söyledi, “Bugün Türk siyaseti Türk şiirinin çok önünde. Siyaset adamlarımız NeoKlasik bir tavır ortaya koyabildikleri için dünya siyasetinde ciddi bir pozisyon almış durumdalar. 1960, 1970’li yılların Müslüman siyasetçileri, Müslüman duyarlıklı şairlerden geride idi zihin bakımından. Şimdi bunun tam tersi oldu. Siyaset adamları şairleri geride bıraktı. Çünkü bir hattı değil bir sathı görebiliyorlar. Şairlerse kendi bön benliklerinin derdine düşmüş durumda. Ufuk farkı dediğim bu işte.” Şimdi Fedai’nin cümlelerinin götürdüğü yere gidersek, küçük siyaset derdindeki bazı şairler, meseleyi bir dergi polemiğine dönüştürebilirler. O sebeple, sağdan ve sessizce, ulaşmak istediğimiz sokağa doğru yola çıkalım.

Tertemiz, ışıl ışıl, sakin, diri, gerçek hatta müminKemal Sayar, Ricat

Aslında, bunların yazılma sebebi bir şiir kitabı. Kemal Sayar. Ricat. İz Yayıncılık. Kütüphanem ve odam her mevsim mutlaka değiştiği için, (itiraftır eşim öyle istiyor, çocuklar için) her oda değiştirme sürecinde, aynı yere koymaya çalıştığım birkaç kitaptan biridir Ricat. Neden bilmem. Belki öğrencilik yıllarının verdiği bir iklimden, belki o günlerin rüzgarı, Ricat’taki Montreal Mektupları’ndan o kadar çok mısra vardır ki zihnimde. (Uzun, hayli uzun bir şiirdir.) Rakamlara indirilen her şey buharlaşır, kabul. Fakat bazı hastalara buhar tedavisi uygulanır malum. (Yakın dönem modern şiir dedikleri türden) 3 şiir kitabı alalım Sayın Halis, dediklerinde, tereddütsüz, hazırdır bu kitaplar. Ve yıllardır hiç değişmezler:

1-      Kemal Sayar /Ricat 2- İbrahim Kiras / Gerçek Hayat 3- Mevlana İdris /İyi Geceler Bayım.

Tertemiz, ışıl ışıl. Sakin. Diri. Gerçek. Yerli. Mütebessim. Hatta mümin.  Partizan tedirginliğine de, sonradan (d)olma komplekslere de, kibirden sızan oyunlara da, buhran tufanı ıslıklara da yer vermeyen metinler. Şiirin kuramsal evrenine ilişkin tonlarca tartışma yapıldı yapılıyor, yapılmalı o ayrı. Fakat, şiirden artık kibir sızıyorsa, “suyun sızladığını” elbette kimse bilemez. İsmet Özel’le bir reenkarnasyon yaşayan 2 kuşak, ortaya öyle metinler koydu ve koyuyor ki, Orhon Seyfi Orhon metinlerine dönecek kadar, insanın sağcı olası geliyor. Burada, farkındayım Ricat’ın çağrısına değil, günümüz şiirinin sesi yüksek çıkan tarafına yüzümüzü dönme sebebimiz aslında açık. “Gösteri Peygamberi” yine kazanmak üzere.

Geç  artık karşıya

“Dünya nasıl olsa bir gurbet / bağlanma sen ona küçük efendi / içinde yurdundan ayrılanların sızısı olsun.” Kemal Sayar’ın kitaplarında o eski sızı olmayabilir. Artık psikiyatri yazıyor. Öneriler, çözümlemeler, yol işaretleri... Nihayetinde şemsiye Timaş ise, olacak o kadar. Kim o kadar  uzun süre o yolu yürüyebilir ki. Yürüyebilmiş ki. Mesela Murat Kapkıner’in “İblis’in Son Savunması”. Uzun yol faniler için değildir o ayrı. “Havada korkunç ve ağır bir şüphe / savaşı kaybetmiş olmalıyız / eve dönme zamanı.” Otoyol Uykusu’nu da o yazmıştı. Olmak Cesareti’ni de. Dostoyevski’nin Batı dünyasını Rus düşüncesine ulaşamama sebebi  olarak, iyi çay demleyemiyorlar, dediğini yazmıştı mesela. Tiannenmen Meydanı’ndaki Tahrir rüzgarını da selamlamıştı kitap. “Meleklerin hışırtısını kim duyar” Kitap 2003 baskılı. İz’e okur olarak çok şey borçluyuz. Kitap Postası mesela, o da İz çatısından çıkmıştı. Kadir kıymet bilmiyoruz mu ne? “Çabuk unutulan ne varsa kıymetlidir bu günün rüzgarında”ya kadar gider bu yol. Mesela Akif Emre’nin İzler’i. Mustafa Armağan’ın Capra çevirileri. “Hâlâ genciz. Tanrı’yı sevmeye hâlâ vakit var.”

Kemal Sayar'ı en son Okan Bayülgen’in programında görmüştüm. Ondan önce de Yusuf Kaplan’la TVNET’te idi. Bir kitabının açılışında değil de, son sayfasında, kitabını Üsküdar’daki bir sır ehline ithaf ediyordu. “Bizi hissedilmemiş kelimelerden kurtar / şöyle ağlayamıyorsak Mevla’ya / harfler arasında yalpalayan o ömrü ne yapayım”.

 

İsmail Halis yazdı

 

 

Güncelleme Tarihi: 08 Ocak 2012, 22:07
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20