Kahraman bir mücadele adamı

O, inandığını çekinmeden dile getirmiş, inandığını yapmış ve bu uğurda hayatını kaybetmeyi şeref saymıştı. Onun adı İslam mücahidi Hasan el-Bennâ... Gökhan Gökçek yazdı.

Kahraman bir mücadele adamı

Dünya adı verilen bu fani yaşantıda; kabul ettiği dini inancının ilkelerini hakim kılmak için çabalayan bir şahsiyet. Ahlak temelini sağlamlaştırmakla beraber Allah'a olan kulluk borcunu da, arınmanın tek yolu olan İslam'a teslimiyetle ödemeyi kendine hedef seçmiş birisi. En büyük özelliği; amaçladığı düzene ulaşma gayesini arkasından sürüklediği inanılmaz halk kitleleriyle oluşturma yolunda ilerleyen bir mücahid olması.. O liderin adı; Hasan el-Bennâ...

1906 tarihinde Mısır'ın Buhayre vilayetine bağlı olan Mahmûdiye kasabasında dünyaya gözlerini açan bu dava adamı; geçimini saatçilikle sağladığı için dönemin halk unsurları tarafından "Saati" namıyla tanınan Ahmed b. Abdurrahmen el-Bennâ'nın oğludur. Toplumda büyük değişimler yaşatmasına vesile olacak eğitim hayatına sekiz yaşında, Mahmûdiye'deki Medresetû'r Reşadi'd-Diniyye'de başlayan Hasan el-Bennâ, dönemin medrese yöneticisi olan Şeyh Muhammed Zehran'ın öğrencisi olur. Şeyh Muhammed Zehran'ın bilmeden Hasan el-Bennâ'da bıraktığı etkiler bir yüzyılı derinden sarsacak olan ateşin ilk kıvılcımıdır.

Bu şeyhin oradan ayrılmasından sonra el-Medresetü'l-İdaddiyye'ye kaydolan el-Bennâ bir yandan da hıfzını tamamlamaya çalıştı. Hasan el-Bennâ Mısır yönetiminin idadileri kapatması üzerine Demenhûr'daki ilköğretmen okuluna geçti. Bu süreçler yaşanırken, Hassâfiyye Tarikatı'nın Şeyhi Abdülvehhâb ile tanıştı. Bitirdiği ilköğretmen okulundan sonra Mayıs 1927'de "Küçük Ezher" diye de bilinen Dârululûm'a kaydolan el-Bennâ, Kahire'ye taşınan babasına saat tamirciliğinde yardım ederek, ilerleyen zamanlarında karşısına çıkacak zorluklara rağmen vefâsının temelini o sırada attığını herkese göstermiş oldu.

Emperyalizme karşı

O dönemde tüm dünyada olduğu kadar Mısır'ın da topraklarında kol gezen İngiliz emperyalizminin Mısır halkına ve İslam âlemine uğrattığı, maddi-manevi çöküntüyü gören el-Bennâ, bu adaletsizliğe engel olmak amacıyla dönemin âlimleriyle birbir temasa geçti. Zaten bu zûlme bir son vermek gayesini güden Hasan el-Bennâ, Ezher şeyhlerinden Muhammed Sâ'd ile, aralarında Yûsuf ed-Decvî, Abdülazin Çaviş ve Muhammed Reşid Rıza'nın da bulunduğu birçok âlimi bir araya getirmesiyle bu amacının fikir safhasını aşmış oldu. Öğrenciliğine devam ederken; camilerde ve kahvehanelerde toplantılar düzenleyerek birçok âlimin buralarda konferans vermesine vesile oldu.

Mezuniyetinin ardından yurtdışına gitmek istese de bu uygulamanın kalkması ardından gidemedi ve tayinini istedi. Kahire'ye çıkmasını umduğu tayini İsmaliye'ye çıktı. İsmaliye'de geçirdiği zamanı da yaşadıklarıyla beraber kıyas eden Hasan el-Bennâ, yapılması gerekenin; Kur'an ve Sünnet rehberli bir reçete olduğuna karar verdi. Davetle, konferanslar düzenleyen el-Bennâ yine cami ve kahvehanelerde faaliyetlerini sürdürdü ve etrafına kayde değer bir cemaat topladı.

İhvan-ı Müslimin'i kurdu!

1928 senesinin Mart ayında evinde buluştuğu bir grup insanla benimsediği İslam davasını muvaffak kılmak için yemin eden Hasan el-Bennâ İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler)'i kurdu. 1933 yılına kadar teşkilatın kurulduğu İsmaliye bölgesinde davetler hiç durmadan icabetlerle devam etti. 1933 yılında Kahire'yi ziyaret eden el-Bennâ temelini attığı ve ilerlettiği İhvan-ı Müslimin hareketinin bu kadar etkili olmasına âdeta inanamadı ve teşkilatın merkezi bu vilayete taşındı.

Erkek ve kız çocuklarının eğitimi için okulların açılmasına ön ayak oldu. İsmaliye'de bir mescit ve bir merkez, Şebrâhit'te bir lokal, bir fabrika, Mahmûdiye'de bir tekstil ve halı fabrikasıyla birlikte, tefsir ve hâdis çalışmaları yapan bir merkezin kurulmasını sağladı. Sosyal, kültürel, sportif kısaca hayatın her soluğunda nefesi olan faaliyet programlarını Hasan el-Bennâ tarafından çizilmiş ilkeleriyle uygulayan İhvan-ı Müslimin teşkilatı, gösterdiği örnek davranışlarla başta Mısır toplumu olmak üzere İslâm âlemine Müslümanca bir toplum düzeninin gerçekleştirilebileceğini gösterdi. 2. Dünya Savaşı'nın meydana geldiği o yıllarda, hâreketin başladığı ülke olan Mısır'ın yönetiminde bulunan emperyalist canavar İngiltere'nin uşağı hükümet tarafından, İhvan-ı Müslimin yandaşları baskı altına alınmaya başlandı. İslam davasının o dönemki en belirgin lideri olan Hasan el-Bennâ ve teşkilatın önde gelenleri İngiliz buyruklarıyla birçok kez tutuklandılar. Teşkilatın 8 Ekim 1945 tarihli toplantısında, liderlik potansiyeli gözden kaçmaz bir hız alan Hasan el-Bennâ ömür boyu bu ünvanı taşımak üzere teşkilatın başkanı seçildi.

Filistin için gönüllü birlikler oluşturdu!

Kanına girmediği bir tek masum kalmayan emperyalist İngiltere'nin kendi ülkesi olan Mısır'da da sömürgeciliğine devam etmesinden bıkan Hasan el Bennâ, İngiltere'ye karşı cihad ilan etti. İnancını gereğini yapan bu lider doğru olanın her zaman yapılması gerektiğinin farkında olsa gerek ki, İngiltere'nin sömürerek ürettiği o devasa(!) silahlarına karşı iman dolu göğsüyle harp etme yoluna başvurdu. Baskılarını okyanus ötesinden aldığı aciz bırakıcı emirlerle arttıran Nukraşi hükümeti, Siyonizme hizmete devam ediyordu. Bu baskılara dayanabilmesi sömürgeci İngiltere tarafından imkansız görülen el-Bennâ ve İhvan-ı Müslimin teşkilatı, yılmak bir yana dursun Siyonist İsrail Devleti'nin, Filistin'i ilhak yoluyla kurulmasına büyük tepki gösterdi. İslam'ın kalbi olan Mescid-i Âksa'nın bulunduğı Filistin topraklarının işgale ığramasının İslam âleminin en büyük sorunu olduğu gerçeğini ortaya koydu. Semitist ve sömürücü düzenin oluşturduğu İsrail canavarına karşı hârekete geçme kararı aldı. Oluşturduğu gönüllü birliklerle Filistin'i savunmaya ne kadar kararlı olduğunu bu birlikleri savaşa göndererek gösterdi.

Cennet özlemi taşıyan İhvan-ı Müslimin birliklerinin şehâdete koşmasının ardından, Siyonist ideolojinin taşeronluğunu yapan Nukraşi hükümeti, İhvanı-ı Müslimin kuruluşunu yasa dışı ilan etti. 12 Ocak 1949'da ise bu teşkilat Mısır'da fiilen kapatıldı. Faaliyetlerine aksama yapmadan devam eden Hasan el-Bennâ bir konferanstan çıkmış evine giderken otomobiline açılan ateşin ardından ağır yaralandı. Doktorların müdahalesine izin vermeyen işbirlikçilerin oyunu Hasan el-Bennâ'nın ruhunu teslim etmesine neden oldu. Şehâdete ulaşan el-Bennâ nice mücahidlerin arasına karıştı...

O, inandığını çekinmeden dile getirmenin eksikliğini bilerek inandığını yapmanın gerekli olduğunu görmüş ve bu uğurda hayatını kaybetmeyi dahî şeref saymıştı. İslamiyet adına önem taşıyan nice şahsiyetlerden biriydi Hasan el-Bennâ...

Gökhan Gökçek dualarla hatırlattı

Güncelleme Tarihi: 01 Ekim 2018, 12:57
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ersoy
Ersoy - 12 yıl Önce

Güzel Olmuş emeğine Sağlık kardeşim

Hüseyin Kırmızı
Hüseyin Kırmızı - 12 yıl Önce

Yazı qusel ellerine saqlık :)

Burhan
Burhan - 12 yıl Önce

Kardesım Eline saglık emegıne saglık super olmus cok begendım zaten senın ne ısler yaptıgını herkez bılıyor ısın hakkını verıyosun Gökhan Gökçek eline saglık tekrardan abi bizede arada ugra

Staffordshire
Staffordshire - 12 yıl Önce

Tebrikler kardeşim, güzel paylaşım olmuş
Başarılar Help Komitesi `

Ali SiLaY
Ali SiLaY - 12 yıl Önce

helal olsun kardesım. Emegine saglık

Yılmaz
Yılmaz - 12 yıl Önce

teşekkürler... el benna'nın risaleleri için de bir yazı istiyoruz:)

ya da ç-alıntı olabilir.

Schizophrenia
Schizophrenia - 12 yıl Önce

Harika bir çalışma, ellerine sağlık kardeşim..

Erdinç
Erdinç - 12 yıl Önce

Eline sağlık, sağolasın


banner19

banner13

banner26