banner17

Kadim Musiki Geleneğimizde Bir Köprü İnsan: Celal Güzelses

Meşhur olmak, tanınmak gibi modern zamanların yükselen trendleriyle hiç işi olmamış Celal Güzelses’in. Diyarbakır Ulu Cami’de müezzinliği İstanbul’da çok para kazanıp zengin olmaya tercih etmiş bir engin gönüllü… Muaz Ergü yazdı.

Kadim Musiki Geleneğimizde Bir Köprü İnsan: Celal Güzelses

Mehmet Celaleddin, Celal Güzelses ya da “Şark Bülbülü”… Bu toprakların kültür hazinelerinden... Bu topraklarda doğan, bu topraklar için söyleyen, bu toprağa gömülen… İçli, insanın içine işleyen, insanı başka âlemlere götüren, içimizin derinliklerinde kıvrandıran, bazen bir hançer gibi usulca böğrümüze saplanan, bazen kanayan gönlümüze fitil olan bir ses.

Karac’oğlan’ın “Bir güzel ki on yaşına girince” diye başlayan yaş destanı var. Bunu Celal Güzelses’ten dinlemenin tadına doyulmaz. Hayat serüvenimizin on yaşından atmış beş yaşına kadarki bölümü anlatılır. Güzelses, uzun hava olarak okur o efsunlu sesiyle. Ömür denen muamma gelir, bir düğüm gibi oturur boğazımıza. Gâhi ağlarız, susarız gâhi… Bir film şeridi gibi geçip gider seneler zihnimizin aynasından.

1899 ya da 1900 yılında Diyarbakır’da doğuyor Güzelses. Bugün türlü olumsuzluklarla akla gelen, terör belasıyla hatırlanan ve bir etnik kimliğin başkenti olarak lanse edilen Diyarbakır, geçmişte mimariden musikiye, edebiyattan şiire sanatın ve kültürün her alanında velud bir belde. Konumu itibarıyla düşüncenin, edebiyatın toplandığı yer olmuş. Burada birçok beylik, devlet hüküm sürmüş. Türkmenler, Kürtler, Ermeniler, Süryaniler, Keldaniler, Rumlar yörenin renklerinden bazıları…

Kadim kültürü Cumhuriyet Türkiye’sine taşıyan köprü bir insan

Celal Güzelses de böyle bir zenginliğin içinde yetişmiş musiki insanı. Kadim söyleyişin, geleneğin son temsilcilerinden. Hatta kadim kültürü Cumhuriyet Türkiye’sine taşıyan köprü bir insan da diyebiliriz. Babası Derviş Halil Efendi. Halil Efendi, Celal Bey altı yaşındayken vefat ediyor. Derviş Halil Efendi, Diyarbakır’daki Rufai tarikatı tekkesi Şeyh Zeki Efendi Tekkesi’ne intisap etmiş biriydi. Yaşadığı dönemde tekkenin müdavimlerinden.

Celal Güzelses de bu tekkeye devam eder. Burada dini eğitimini alır. Kur’an okumayı öğrenir. Ulu Cami’de müezzinlik yapar. Diyarbakırlı araştırmacı yazar M. Ali Abakay’ın belirttiği gibi ezan Türkçe okunmaya başladığı zaman müezzinliği bırakır. Türkçe ezan okumaz. Ta ki ezan tekrar Arapça okunmaya başlayınca müezzinliğe geri döner. Güzelses’in bu tasavvufi yönü ne yazık ki ısrarla görülmek ve gösterilmek istenmiyor. O, tasavvufi terbiye dolayısıyla gazinolara çıkmamış. Çok büyük paraları elinin tersiyle itiyor.   

1917’lerde arkadaşlarıyla Seman (Gazi) Köşkü’nde çalıp söylerlerken o sıralar Diyarbakır’da olan ve bu köşkü karargâh yapan Mustafa Kemal seslerini duyar ve çok etkilenir. Güzelses’i yanına getirterek onu saatlerce dinler. Mustafa Kemal ona iltifatlarda bulunur. Daha sonra çalışacağı Valilik Özel İdaresi’ndeki işin temeli burada atılmış olur. Güzelses İstanbul’a gider. Dolmabahçe Sarayı’nda Mustafa Kemal’in huzurunda konser verir. Kendisine Paşa tarafından Kars milletvekilliği teklif edildiği rivayeti var. Güzelses bu teklifi kabul etmez. Bu dönemde sekiz plak doldurur. Bu dönemde Safiye Ayla ile de tanışır. Ayla, onun İstanbul’da kalmasını ısrarla ister ama o kabul etmez. Yine M. Ali Akbay’ın belirttiği üzere Cahit Sıtkı Tarancı, “Otuz Beş Yaş” şiirini “Yaş Destanı” adlı uzun havayı dinledikten sonra yazar.   

Müezzinliği, çok para kazanıp zengin olmaya tercih etti

Parayla pulla işi olmayan o dönemdeki bütün ses sanatkârları gibi Güzelses de paradan puldan ziyade musiki geleneğinin devamı için gayret gösterir. Tekke musikisini boşlamadan halkın içine girerek manileri, türküleri, ağıtları derler. Diyarbakır Halk Musikisi Cemiyeti’ni kurar. Öğrencileriyle hem Diyarbakır’da hem de değişik illerde konserler verir. Konser gelirlerinin bir bölümünü öğrenci yurtlarına bağışlar. Özellikle Dicle ve Fırat Talebe Yurtları… Derleme, araştırma çalışmalarına devam eder. M. Ali Abakay’ın dile getirdiği gibi Güzelses, hem Türkçe hem Arapça hem Farsça hem Kürtçe okur. Bürokrasiyle arası hiçbir zaman hoş olmaz. Dönemin baskıcı, dışlayıcı karakterine sürekli karşı çıkmış. Irkçı söylemlerden hiç hazzetmiyor. Hem Türkçülükten hem de Kürtçülükten… Türkçülük yapmadığı için devlet yalnız bırakıyor, Kürtçe söylemediği için Kürtçülerin tepkisiyle karşılaşıyor. Statükodan farklı düşünmesi dolayısıyla devlet desteğinden mahrum kalıyor. Bir süre sonra musiki cemiyeti de kapanmış.

Meşhur olmak, tanınmak gibi modern zamanların yükselen trendleriyle hiç işi olmamış Celal Güzelses’in. Diyarbakır Ulu Cami’de müezzinliği İstanbul’da çok para kazanıp zengin olmaya tercih etmiş bir engin gönüllü… 

Ağlama yar ağlama (Anam)/ Mavi yazma bağlama/ Mavi yazma tez solar (Anam)/ Ciğerimi dağlama” der ama her ağlatır hem de ciğerlerimizi dağlar. “Bülbülün kanadı sarı/ Ben ağlarım zarı zarı” diye ağlama devam ederken “Silmedin gözyaşını aşkın ile ağlayanın” diyerek sitemini gönderir yâr’e.

Celal Güzelses, Buy-i Vahdet Almışam Buse-i Leb-i Peymaneden, Dağlar Dağımdır Benim, Esmerin Ağı Gerek, Mardin Kapı Şen Olur, Nare Esvap Yıkıyor, Vallahi O Yardır, Aldı Zihr-i Tigine, Ayvanda Yatan Oğlan, Bahçede Yeşil Hıyar, Ben Şehid-i Badeyim, Bende Yetim (Beşiri Hoyrat), Biner Paytona Gider Seyrana, Böyle Bağlar, Dağda Duman Yeri Var, Dedim Ey Efendim Gel Kıyma Bana, Fincanın Etrafı Yeşil, Kalemi Kaşta Koydun, Kara Gözler, Meclisine Mail Oldum, Sana Dil Verdim, Visalinle Bu Şeb Yâri Canım, Yar İçerden (Muhalif Hoyrat) Yaradan (Hoyrat), Baba Bugün dağda Duman Yeri Var, Dağda Harman Olur mu, Hele Yar Zalım Yar gibi yüzlerce türküyü arkasında bırakarak 1959 yılında vefat eder.

Ruhu şad olsun. Mekanı Cennet!...

Celal Güzelses - Yaş Destanı

 

 

Muaz Ergü

Güncelleme Tarihi: 03 Ocak 2017, 13:56
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Ali ABAKAY
Mehmet Ali ABAKAY - 2 yıl Önce

Makalenizde değindiğiniz konu için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim. Gerektiği zaman, yeni bilgilerle belgeleri size ulaştırmamız mümkündür. Selamlar.

banner8

banner19

banner20