İsveçli önemli bir Müslüman düşünür Kurt Almqvist

Şiirleri, yazıları ve çevirileriyle İslam düşüncesine, özellikle de İsveç’te, önemli katkıları olmuştur Kurt Almqvist’in. Zeynep Hafsa Aström yazdı.

İsveçli önemli bir Müslüman düşünür Kurt Almqvist

Kurt Almqvist, 1912-2001 yılları arasında yaşamış İsveçli bir şair, yazar ve Latin dilleri uzmanıdır. Fakat onu asıl önemli kılan, bizim de bu yazıya konu etmek istediğimiz özelliği, gelenekselciliğin İsveç’teki öncülerinden oluşudur. Bu sebeple kendisinden, kadim bilgeliğin (tidlösa visheten) İsveç’teki öncülerinden biri olarak bahsedilmektedir.

İçe, bâtına, kalbin Kâbe’sine doğru bir hac

İsveç-İran kökenli kültür-sanat yazarı, şair ve Minaret dergisi eski editörü Muhammed Ömer’ın 20 Ocak 2006 tarihinde DN gazetesinin internet sayfasında “En svensk sufi” (İsveçli bir sûfî) başlığıyla yayımladığı yazıda Almqvist’i tasavvufa ve İslamiyet’e taşıyan yolun, diplomat kardeşi Karl Fredrik sayesinde Frithjof Schuon’un yazılarını 1939’da keşfetmesiyle açıldığı dile getiriliyor. Nitekim Almqvist 1941’de Şâzeliyyenin Derkâviyye koluna bağlı Aleviyye’ye intisap edip Abdülmuksit ismini almıştır. Tarikatın Batılı meşhur müntesipleri arasında Ivan Aguèli, René Guénon (icazeti olmadığı için Almqvist’i Schuon’a yönlendirmiştir) ve Fritjof Schuon da yer almaktadır.

Ömer’a göre Almqvist’in 1945 yılında hazırladığı ilk şiir koleksiyonundaki şiirlerde yer alan düşünceler, onun yaşam boyu sürecek olan meşguliyetinin tohumlarını atmaktadır; yani içe, bâtına, kalbin Kâbe’sine doğru bir hac... Netice itibariyle Ömer, Almqvist’i bir din felsefecisi ve gelenekselci bir sûfî olarak tanımlamaktadır.

Almqvist’in ikinci şiir koleksiyonu 1959 yılında basılmış olup Gryningen är pärlemor (Şafak sedeftir) başlığını taşımaktadır. Aşağıda, bu koleksiyonda yer alan bir şiirden bir bölümün tarafımızdan yapılmış mütevazı bir Türkçe tercümesini paylaşmak istiyoruz.

Dervischsång (Dervişin İlahisi)

Allah şimdi kâinat tesbihini çekmede

O Allah

dünyaların incileri O’nun eliyle raksetmede

O Allah

fakat başlangıç ve bitiş hiçlik: sadece O

O Allah

ve dünyaların ortasından geçen iplik O

O Allah

Schuon ve Guenon'un eserlerini İsveççe'ye çevirdi

Tidlös besinning i besinningslös tid (Bilgeliğin olmadığı zamanlarda zamansız bilgelik) isimli antoloji, Frithjof Schuon’un metinlerinden mürekkep olup Kurt Almqvist tarafından İsveççe’ye tercüme edilmiş ve 1973’te basılmıştır. Antolojideki ilk bölüm, Almqvist’in giriş yazısını içermektedir. Bu bölümden önemli gördüğümüz bazı kısımları aktarmak istiyoruz ki kendisinin bakış açısı daha bir netleşsin:

Her kim günümüzü dikkate alacak olursa şu çarpıcı hususla karşılaşır ilkin; mekan ve zamandaki bölünmüşlük. Özellikle Batı insanı, umutsuz bir şekilde şu önyargının kıskacında sıkışıp kalmıştır: Orta Çağların otoriteryen yapısından çıkıp liberalleşme, ‘kendini gerçekleştirme’nin önünü açmıştır. Dünyaya ve hayata bakışta şu reddedici eğilim yansımaktadır ki Batı, Orta Çağlardan beri içerisinde dünyanın da bilgisini barındıran Tanrı bilgisinden vazgeçmiştir. O zamandan beri bilgi sadece dünyayla ilişkili olarak göz önünde bulundurulmuş ve ‘inanç’ subjektif ve kırılgan bir karakter kazanmıştır. Buna karşı bir öneri, Schuon tarafından dile getirilen ‘dinlerin aşkın birliği’ yani ‘çoklukta birlik ve birlikte çokluğu’ görebilmektir. Schuon ve Guénon’un din için tanımladığı ‘ortodoksluk’, münasip dini otorite ve İlahi ruhun yardımıyla formüle edilmiş bir vahiy içeriği ideasıdır. (Çünkü), ilerleme ve insanoğlu ile dünyanın kendi kendine yeterliliği inancının karşısında ta en başından beri var olan ve bize aşkın tarafından verilen varoluşsal öğelerimiz ve her tür gelişmeden bağımsız insan realitesi ve içeriği durmaktadır.”

Kurt Almqvist’in İsveççe’ye kazandırdığı bir başka önemli metin, René Guénon’un I tänst hos det enda (Bir olanın hizmetinde) başlığıyla 1977’de çevirdiği eseridir. Almqvist buna da bir giriş yazmıştır.

İslam düşüncesine, özellikle de İsveç’te, önemli katkıları oldu

Bunların haricinde Almqvist’in görüşleriyle doğrudan irtibat kurabileceğimiz kaynaklar, kendisinin Studies in Comparative Religion (Karşılaştırmalı Din Çalışmaları) dergisinde yayınlanan makaleleridir. Bu makalelerden ilgimi özellikle çeken bir tanesi “Every Branch in Me” (İçimdeki Her Bir Dal) başlığını taşımakta olup 1983 tarihinde yayımlanmıştır.

Almqvist söz konusu yazısına şu önemli tespitle başlar: “Dindeki en önemli konulardan biri, insandaki iki ‘özbenlik’in (self) yüzleşmesidir. Biri, Tanrı’nın koşulsuz, sonsuz doğasını andıran içsel özbenlik, diğeri ise dışsal özbenlik yani belirli bir isim ile isimlenmiş insan kişiliğidir.” Almqvist’e göre bu iki boyutun kesişimi dini yaşantıyı oluşturur. Kişi dünya cephesinden yatay olarak görünürken ilahi olanın vasıtası olarak dikey boyutta yer alır. Burada bir parantez açıp insanın aşkınla olan ilişkilerinin yukarı-aşağı ilişkisi olması hasebiyle dikey, insanın bu dünyadakilerle ilişkilerinin ise kendi denkleriyle olduğu için yatay olarak betimlendiğini vurgulayalım.

Nitekim bu noktada Almqvist harika bir temsil getirir: Tıpkı bir dokuma tezgahındaki yatay ve dikey ipler gibidir insanın konumu. Dikeydeki görünmez ipler, tüm varlığı kendi ortak kaynakları ile birleştirirken onlarla iç içe geçen ve onlar tarafından desteklenen yatay ipler maddeyi sembolize eder. Her bir düğüm ise bir varlığı imler. Eğer bu yapıya sadece yatay düzlemde bakılacak olursa tüm varlıkların toplamından oluşan bir yapı görülebilir. Bu yapının içindeki her bir unsur da kendini tek görebilir. Fakat dikey boyuttan yani din nazarıyla bakıldığında dünya ilahi bir yaratık olarak görülür ilkin. Her bir varlık, birbiriyle ilişkisine binaen değil fakat her bir varlıktaki aşkın Varlık dolayısıyla biricikliğini ve önemini alır. Yine bir parantez açacak olursak, her bir düğümde dikey iplerin bulunmasıyla izah edilebilir bu. İnsanın kendindeki bu biricikliği kavradığı organ ruhtur; dünyadaki çokluğu ve bölünmüşlüğü ise zihinle kavrar. Hakikatimizin Tanrı’da olması, “biz aslında O’nun görüntüsü olan kısımdan yani ruhsal kısımdan ibaretiz” demektir.

Netice itibariyle, burada ufak bir kısmını paylaşabilsek de şiirleri, yazıları ve çevirileriyle İslam düşüncesine, özellikle de İsveç’te, önemli katkıları olmuştur Almqvist’in.

 

Zeynep Hafsa Aström yazdı

Güncelleme Tarihi: 19 Mayıs 2015, 16:06
YORUM EKLE
YORUMLAR
Abdullah Yapıcı
Abdullah Yapıcı - 4 yıl Önce

Bu sitedeki İsveçten haberleri özel bir igiyle takip ediyorum ve gerçekten ordan böyle temiz bi damar görmek beni çok mutlu ediyor.

banner19