İsveçli Hermelin'i sûfî metinlerine çeken şey neydi?

Axel Eric Hermelin, 1944’te vefat etmiş İsveçli bir çevirmen ve yazar. O, henüz 1940’lara gelinmişken, bir çok Farsça eseri, herhangi bir Avrupa dilinden önce İsveççe’ye tercüme etmişti. Zeynep Hafsa Aström yazdı.

İsveçli Hermelin'i sûfî metinlerine çeken şey neydi?

Her şey birbirine ne kadar da bağlı... Bu yazıda Eric Hermelin’den bahsetmek istiyordum. Hakkında araştırma yaparken fark ettim ki Hermelin, “Swedenborg ile Batı’dan Doğuya Bir Yolculuk” başlıklı yazımıza konu olan Swedenborg çevirileriyle başlamış çalışmalarına. Yine aynı yazıda Murad’dan yaptığımız alıntıda ismi geçen Jakob Böhme’den çevirilerle de devam etmiş yoluna. Bu iki ismi çevirmekle kalmamış elbette. Onların mistik öğretilerinden oldukça etkilenmiş.

Gelelim asıl konumuza... Tam ismiyle Axel Eric Hermelin, 22 Haziran 1860 Svanhals’da doğup 8 Kasım 1944’te Lund’da vefat etmiş İsveçli bir çevirmen ve yazar. Hermelin’in biyografisinin detaylarına dair Tina Hamrin’in yazmış olduğu metinden (Tina Hamrin, “Eric Hermelin and Mystical Hermeneutics: Interpretation beyond itself.”) öne çıkanlar şöyle: Ailesinin soyluluğundan pek haz etmeyen Hermelin, 1883’te ‘düşler ülkesi’ Amerika’ya göç etmeye karar verir. Fakat işler orada beklediği gibi gitmez. Hasta olur, askerlikten azledilir ve 1885’te dini mevzularla ilgili şiddetli bir kriz (‘severe religious crisis’) yaşar. Dinlenmek için Almanya’ya gider. Kendini iyi hissettiği için 1886’da İngiltere’ye gidip The Middlesex Regiment’e yazılır. 1887’de de Hindistan’a atanır. Buradaki beş yıl, hastalıklar ve iki yıllık hapishane deneyimiyle birlikte, çok kötü geçmiştir. İngiltere’ye geri çağrılır ve 1893’te de işine son verilir. Bunun ardından Amerika, Jamaika ve Avustralya maceraları gelir. Bu sonuncu macerasında yolu yine hapishaneye uzanır. Tüm bunların nihayetinde, 1908’de İsveç’e döner. Hemen hastahaneye yatırılır. İlkin Stockholm’de bir yere, ardından da Lund’daki St. Lars akıl hastahanesine... Nitekim ölümüne değin kalacağı yer de burasıdır.

Çevirilerle içindeki kutsal merkeze çeşitli yolculuklar yaptı

Bu noktada durup bir düşünelim derim: İçindeki çalkantıların çok şiddetli bir şekilde zahire yansıdığı bu kişinin yolu ‘akıl hastahanesi’ olarak adlandırılan yere varır. Üstelik öyle az buz bir zaman da değildir burada geçireceği vakit; dile kolay, 35 sene! Dışarıdan bakan birisi için ne kadar karanlık bir varış ve uzun soluklu kalış yeri değil mi? Ama aslında tam da öyle değil. Neden mi? Çünkü bu dönem, bir soluk, bir dinginlik, durulma imkanı sunar Hermelin’e. Bu vesileyledir ki İsveç tarihinin belki de en yoğun tercüme işine girişir. İlkin, 1918 yılında, Alman mistiği Böhme’nin çalışmalarının çevirilerinden oluşan iki ciltlik eseri basılır. Aynı yıl, Sa‘dî-i Şîrâzî’nin Bostân isimli eserinin ilk İsveççe tercümesini yapar. Yine Şîrâzî’ye ait Gülistân’ın da çevrilmesinin ardından Şebüsterî’nin Gülşen-i Râz’ının, Ömer Hayyâm’ın Rubaîler’inin ve Senâî’nin Hadîkatü’l-hakîka’sının kısaltılmış versiyonunun çevirileri gelir. Bunlarla birlikte, kendisinin en önemli tercümeleri, 1929 yılında basılan Ferîdüddin Attâr’ın Pendnâme ve Mantıku’t-tayr isimli eserleriyle 1931-1943 yılları arasında 4 cilt halinde basılan Tezkiretü’l-evliyâ’sı ve 1933-1939 yılları arasında 6 cilt halinde basılan Mevlânâ Celâleddîn Rûmî’nin Mesnevî’sidir. Buna ilave olarak, Şehnâme’den alıntılar, Kelîle ve Dimne’nin tamamını, ve Nizâmî’nin İskendernâme’sini tercüme eder.

Hermelin’in çeviri yapacak denli dil bilgisine sahip olması, her şeyden önce onun seyahatlerine dayanmaktadır. Çevirilerinin detayları hususunda sözü yine Hamrin’e bırakalım: Farsça sûfî şiirlerinin çevirisiyle meşgul olma, hastahaneye kaldırılmış Hermelin’in dünyasında bir tür ritüel uygulama (‘ritual practice’) haline geldi. Çevirdiği metinler boyunca hem harfiyen hem de sembolik anlamda içindeki kutsal merkeze çeşitli yolculuklar yaptı. Hermelin’in çeviri yoluyla yapmış olduğu hicret, bir dışa vurum yolu idi ve ona, anlaşılması zor ‘kendi’ (‘self’) hakkında yeni bir algı sundu.

Metnin aşikar kıldığının üzerinde hayatının geneli boyunca tefekkür etmek

Hamrin, Hermelin’in çevirilerindeki hermenötiğin detaylarını ise şöyle açıklamaktadır: Onun hermenötiğinin 4 modeli vardır: Yeniden yapılandırma, etkileşimli yorumlama, estetik alımlama, ve mistik hermenötik. Bahsi geçen hermenötiğin ‘kendi kendini anlama’yı (‘self understanding’) nasıl dönüştürdüğü sorusuna ise Hamrin şu cevabı verir: Mesnevi’nin her bir bölümünü anlaşılır kılan yorumu bulmaya ve bunları, Böhme, Swedenborg ve İncil’den bildiği Tanrı ve O’nun yaratışına dair geniş resme entegre etmeye çalıştı. Hermelin’in Hamrin tarafından ‘hicret’ olarak adlandırılan hermenötiği, hiçlik kavramını öne çıkarmaktadır. Zira, egodan (nefis), kendinden geçip özgür hale, hiçliğe erişme arzusunu taşımaktadır. Bu sebeple, onun hermenötiği herşeyden önce mistik idi. Mistik hermenötik ise tecrübeye dayalıdır. Nitekim, Hermelin’in amacı, tercüme ettiği bazı sûfî metinlerdeki manayı aşikar kılmak değildi, fakat metnin aşikar kıldığının üzerinde hayatının geneli boyunca tefekkür etmek idi.

Bu noktada, Hermelin’in tercümeleriyle neyi amaçladığını kendi ağzından aktaracak olursak, “tercümelerin amacı, kendimizi umursamazlığımızdan uyandırmak, donmuş düşünme becerilerimizi eritmek ve kalbin dalgalarını serinlemeye bırakmak, ki bu tercümeler, sıkıntılı ve pişman kalpler için yumuşatıcı krem (balsam) gibidir.”

Hermelin’i sûfî metinlerine çeken şey

Yayımcı Jonas Ellerström’ün yazar Carl-Göran Ekerwald ve Sigrid Kahle ile Hermelin’e dair yaptığı 2011 tarihle söyleşiden satırbaşları şöyle: Ekerwald’a göre Hermelin’i sûfî metinlerine çeken şey, onların azizler gibi değil fakat hata edip, günah işleyip, tövbeye duran ve bu sayede kendilerini yükseltmeye çalışan kişiler oluşu idi. Kahle, onun çevirilerinin, günündeki olayları da yansıttığını dile getirmektedir. Örneğin, Hitler karşıtlığı gibi. Önemli bir bilgi olarak, Kahle ayrıca belirtmektedir ki bu yoğun tercümeler sayesinde henüz 1940’lara gelinmişken bir çok Farsça eser, herhangi bir Avrupa dilinden önce İsveççe’ye tercüme edilmiştir.

Zeynep Hafsa Aström yazdı

Güncelleme Tarihi: 12 Aralık 2018, 18:12
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Nihal
Nihal - 4 yıl Önce

Eric hermelinin isvecce cevirilerini okudum, biraz eski bir isvecce ama yinede anlasiliyor.. hatta bazi cevirilerini blogumda kullanmistim.. http://sufismen.blogspot.se/Eric Hermelin iyiki bu cevirileri yapmis, isvecli sufi arkadaslarimda okuyor

banner19

banner13