İslam'ın ve Kur'an'ın bülbüllerini yazmıştı Hafız Zeki Altun

Allah'ın, bir insana nasip edeceği en güzel hasletlerden biri hafız olmak. Bunun yanında bir de güzel ses verirse, o nimetin şükrü ödenmez. Hafız Zeki Altun'a ikisini de vermişti Allah. Ahmed Sadreddin yazdı.

İslam'ın ve Kur'an'ın bülbüllerini yazmıştı Hafız Zeki Altun

 

 

Yol varisleri, erkân sahipleri, gönül erleri, ruh mimarları, kalp tabibleri usanmadan aşka çağırırlar. Her biri bir yandan bağırırlar. Bir köşe tutmuş, elindeki marifetiyle, kendilerine verilen güzel hasletlerle gel demektedirler. Nefislere tuzak kurarlar. Tuzak kuranların en hayırlısıdırlar.

Ali Ulvî Kurucu Hazretleri şiirle davet etmişti aşka. "Aşk bağına girsen eğer/ derdin sana derman olur/ güllerini dersen eğer/ bir katre bin umman olur" demişti. Onun bu sözlerini gönül yakalayan sabâ makamında bir ezgiye dizerek, nefisleri Allah'a çekecek bir beste inşa eden Hafız Zeki Altun, bu nutkun üzerine saf altından bir cila atmıştı. Hafız Zeki Altun, böylesi gönül zapteden bir çok beste yapmış büyük bir sanatkârdır.

Aşk bağına doğar

1920 yılında İstanbul'un, ismini toprağında istirahat eden velisinden alan Vefa'da doğar. Yani Muslihuddin Mustafa Ebu'l Vefâ Konevî'nin yanı başında dünyaya gelir, aşk bağına doğar. Eminönü Yeni Cami müezzinlerinden âmâ Hâfız Necâti Efendi'den hafızlık talimine başlar. Allah'ın ayetlerinin muhafaza edildiği bir bedene kavuşmak, yürüyen Kur'an olabilmek için çıktığı bu yolu, Nuruosmaniye Camii baş imam-hatibi Hafız Hasan Akkuş'un riyasetinde ikmal eyler.

Hafızlık taliminin ardından, İstanbul'un iki nadide bülbülü, Hafız Kemal ve Hafız Sadeddin Kaynak'tan, Müslüman estetiğinin mümtaz numûneleri olan cami musikîsi ve ilahiler meşk eder Hafız Zeki Altun. Musikî ile geçen günlerin ardından 1938 senesinde, doğduğu semtin mabedlerinden biri olan Kalenderhâne Camii'nde müezzinlik görevi ile taltif edilir.

Radyoda mevlidler okudu, hafızları yazdı

Kısa sürede mevlid-i şerif cemiyetlerinin aranan hafızları arasına giren Hafız Zeki Altun, TRT radyolarından birçok kereler Nusret Yeşilçay, Ali Gülses ve Mecid Sesigür'le mevlidler okumuş. Yaşadığı dönemin zorlukları içinde Müslümanlıkla ilişkisi bulunduğu halde, keyfi uygulamalarla yasak getirilmeyen tek değerimiz mevlid-i şerifi güzel sesiyle icra etmiş.

Hafız Zeki Altun'un musikiye hizmetleri yalnızca bununla sınırlı değil. Bir dönem Tercüman ve Son Havadis gazetelerinde kendi zamanındaki büyük hafızları, “İslam Bülbülleri” ve “Kur'ân Bülbülleri” başlıkları altında hal tercümelerini yazarak tanıtmış.

Tasavvufi neşvenin sinesinde yer ettiği hafızlardan olan Zeki Altun, bestelerine de bu hasletini aksettirmiş. Evliyaullah hazeratının birçoğunun nutk-u şeriflerini besteleyen Altun'un en bilinen bestesi, ilk mısrası "ateş-i aşkınla yandır kalbimi subh-u mesa" olan ilahidir. Benim en beğendiğim bestesi ise "oldum elemi cürm ile biçare ilahi" diye başlayan eviç bestesidir. Kendimi günahın dibinde bulduğum bir zamanda denk gelmiş ve Gafur'ur Rahîm'e münacaat sadedinde kendi kendime çok kereler okumuştum.

Muhabbetullah ve muhabbet-i Rasulullah ile çarpan bir yürek...

Türk musikîsinin az rastlanan örneklerinden olan suğl, Türk bestekârlar tarafından Türk musikîsi makam ve usullerine göre bestelenen Arapça güfteli ilahilere denir. Şuğl'ün güftesi de, yine bir Türk'e ait olur. Pek tesadüf edilmeyen ve derin bir müzik bilgisi gerektiren Türk mûsikîsinin bu türünde de 3 eser verir Hafız Zeki Altun.

Gönlünün muhabbetullah ve muhabbet-i Rasullullah ile çarptığına yaptığı bestelerden şahit olduğum Hafız Zeki Altun, sesiyle Osmanlı hafızlarını anımsatan bir güzel mü'min. Gönlümü toz dumanlı dünya meydanından alıp, yükseklere çıkaran ve musikînin asıl gayesi olan Allah'ı hatırlatma ameliyesini tastamam yerine getiren bir ses. Fıtratın perdeler ardında gizlenmiş sûretiyle tekrar baş başa bırakan, bir iç hesaplaşmaya kapı açan, ruhumu yeniden hissettiren özenle dizilmiş, nakış nakış işlenmiş ilahî nağmelerin kendisinden zuhur ettiği gürül gürül çağlayan bir pınar Hafız Zeki Altun.

Cumhur Enes Ergür hayatını yazmıştı

Hafız Zeki Altun, 1999 yılında dünyadan âlem-i cemâle göçene kadar muhtelif meclislerde, televizyonlarda ve radyolarda mevlid-i şerif okumuş, musiki meşk etmiş, talebeler yetiştirmiştir. İlahi tecellilerin, rahmâni ilhamların mazharı olan gönlü ile ilahi, şuğul, şarkı formunda 77 eser bestelemiş Hafız Zeki Altun. Hayatı ve eserleri hakkında İstanbul Tarihî Türk Müziği Topluluğu Üyesi Cumhur Enes Ergür güzel bir çalışma kaleme almıştı. Daha ayrıntılı malumat için bu esere başvurulabilir.

Dünya hayatı süresince gayreti elden bırakmamış, ardında güzel eserler bırakmış olan Hafız Zeki Altun'un, Allah ruh-u şeriflerini mele-i âlâda ferahnâk buyursun. Amin.

 

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 12 Eylül 2017, 11:20
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13