İnsanın asıl vazifesi dünyayı güzelleştirmektir

2009 yılında aramızdan ayrılan Turgut Cansever, Mimar Sinan ruhuyla şehirler inşa etmek isteyen bir ustaydı. İslâm estetiğini ve bakış açısını kendine rehber edinen büyük ustaya bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz. Mustafa Uçurum yazdı.

İnsanın asıl vazifesi dünyayı güzelleştirmektir

Ülke gündeminde şehircilik konularının ve şehir planlarının en çok konuşulduğu zamanlardayız. Seçim yaklaştıkça yeni projelerle adaylar her yerde arz-ı endam edecekler ve şehirlere kuracakları yeni yerleşim alanlarının boy boy tanıtımını yapacaklar. Neredeyse bütün projelerde göreceğiz ki estetik kaygıların yerine daha çok modern yaşam alanlarının yer aldığı projeler süsleyecek.

Turgut Cansever, son dönem Türk mimarisinin tartışmasız en önemli ismidir. Daha yaşadığı dönemde de yaptığı çalışmalarıyla anılan, şükür ki hayattayken de yaşadığı topraklarda önemi bilinen bir değerimizdi. Biz de öldükten sonra kıymet bilme gibi bir acı gerçek vardır ama Turgut Cansever hem sözüne itibar edilmesiyle, hem de aldığı çok önemli ödüllerle yaşarken onurlandırılmış önemli bir isimdir.

En çok, İslam’da şehir ve mimari üzerine eğilmişti

Şehirlerin de bir kalbi olduğuna inanırdı Cansever. Şehri yaşanır hale getirerek kalbin damarları açılacak ve şehir daha derin soluklar alabilecek. Turgut Cansever’in mimarideki temel kaynağı geçmiştir. İslam medeniyetiyle yoğrulmuş Osmanlı mimarisini baş tacı eder kendine. Çünkü Osmanlı’da mimari çalışmaların merkezinde insan vardır.

Osmanlı döneminde yapılan camilere bakacak olursak, sadece ibadethane olarak imar edilmemiştir hiçbiri. İnsan ihtiyacı neye ise o da vardır bu yapıların içinde. Turgut Cansever de “İslam’da Şehir ve Mimari” adlı kitabında, kendi hayat çizgisinin de bir yapıtaşı olan İslam ile mimari ilişkini işlemiş.

Şehirler inşa ederken en önemli faktör çoğu zaman gözden kaçırılıyor. Şehirler insanlar için inşa edilir ve insanın ihya olması için taş üstüne taş konur. Turgut Cansever, “İslam’da Şehir ve Mimari” kitabının girişine bu vurguyla başlıyor. İslam’dan uzaklaşan toplulukların bütün değerlerden de uzaklaştığını, kültürel bir kirlenmeye doğru sürüklendiğini belirterek, Batı’nın örnek alınmasıyla birlikte insan merkezli değil teknoloji merkezli şehirler kurulduğuna dikkat çekiyor.

“İslam varsa her şey vardır.” düsturuyla hareket etmek. İşte tam da Turgut Cansever’in işaret ettiği nokta budur. Eğer yaptığımız her işte İslam’ı rehber olarak alırsak her işimiz Hak üzerine olur. Turgut Cansever mesleğini icra ederken kendisine neyin rehberlik ettiğini kitabında şu şekilde ifade ediyor: “Mimarlığın, 'İnsanın dünyadaki esas vazifesi dünyayı güzelleştirmektir.’ hadis-i şerifinde tarif edilmiş çerçeve içinde oluşmasını sağlamak, sosyal, ruhî ve inanca taalluk eden meselelerini doğru olarak ortaya koymak ve yanılgıları bertaraf etmek uğrunda çaba sarf etmek benim için kaçınılmaz görev olmuştur.”

Peygamber Efendimizin sözünü kendine rehber aldığı için bizler Turgut Cansever’in ortaya koyduğu her esere sonsuz bir sevgiyle bağlıyız. O, eserlerinde İslam düşünce yapısını uygulamak istediği için çağımızın Mimar Sinan’ı olarak anılmayı hak etmektedir. “İslam’da Şehir ve Mimari” kitabında önemli bir hastalık olarak gördüğü Batı’yı taklit etmenin bizi özümüzden uzaklaştırdığına vurgu yaparak, tarihini unutarak başka kaynaklara yönelenlerin ortaya koyacakları eserlerin içlerinin boş olacağına dikkat çekiyor. İnsan inançlarının eserlere yansıtılması gerektiğini geçmişten ve günümüzden örneklerle kitabında veren Cansever, İslam algısının her taşa nakış nakış işlenmesi gerektiğini savunmaktadır.

İslam her şeye değer katar

Teknolojiye karşı değildir Turgut Cansever. Mimarinin dayandığı en büyük dayanak kuşkusuz teknolojidir. Onun dikkat çekmek istediği nokta, teknoloji sonuna kadar kullanılacak fakat insanın hizmetine ve İslam ışığı altında. Kur’an’da emredildiği gibi insan, dünyayı imar etmekle görevlidir. Bu görev yerine getirilirken esas olan, Turgut Cansever’in deyimiyle, İslam çizgisinden ayrılmamak.

Günümüzde bile içine tarihi doku sinmiş eserlere olan yakınlığımız aşikârdır. İnsanlar yüzyıllara meydan okuyarak günümüze kadar ulaşmış eserlere daha bir yakın hissederler kendilerini. Çünkü onların kıyısında, köşesinde İslam damgası vardır. Ecdat eserlere vurulacak en güzel mührün İslam mührü olduğunu göstermek için, eserlerin dışa açılan yüzlerini İslam etkisiyle aydınlatmıştır.

Belediyelerde imar işleriyle meşgul olanların ve başta belediye başkanlarının başuçlarında Turgut Cansever kitapları yer alsa, daha yaşanır ve daha bizden olan şehirlere ulaşmamız mümkün olabilecektir.

Turgut Cansever, şehirlerin insana yakışır halde imar edilmesi için ömrü boyunca çaba göstermiş çok önemli bir değerimizdir. Yapılacak her eserin insan merkezli olmasına önem vermiştir. O, “şehre, toprağa, dünyaya Allah’ın azametinin ve cemâl sıfatının tecelli ettiği yerler” olarak bakmıştır. Sadece eserleriyle değil fikirleriyle de kurduğu gönül yapıları sayesinde unutulmayacak ve dualarla anılacaktır Turgut Cansever. Rahmetle…

Mustafa Uçurum 

YORUM EKLE

banner36