İncelikleri fark ettiren bir şair: Ali K. Metin

Ali K. Metin şair ve deneme yazarı, bir şiir eleştirmeni, şiir düşünürü. Öte yandan saygının ve olgunluğun Ali K. Metin’de en güzel örneklerine rastlanır. Ömer Yalçınova yazdı.

İncelikleri fark ettiren bir şair: Ali K. Metin

Ali K. Metin şair ve deneme yazarı. Deneme yazarı diyerek olayı geniş tuttuğumuzun farkındayız, aslında o bir şiir eleştirmeni, şiir düşünürü. Eleştiri yazıları kadar, şiir eleştirisi üzerine yazdıkları da önemlidir. Tabii bir de bizatihi şiir üzerine yazdıkları var. Şiir nedir, şiirin nasıl bir işlevi vardır, hangi dönem ne tür şiirler neden yazılmıştır, şiiri şiir yapan etkenler nelerdir… Bunlar, Ali K. Metin’in derinliğine düşünüp, sırası geldikçe yazdığı konulardır.

2000’lerden bu yana karşılaştığım Ali K. Metin imzası taşıyan her metni dikkatlice okumuşumdur. Tabii bir de 2000 öncesi var. O yılları pek bilemiyorum. Fakat Dergâh, Hece, Atlılar ve Kökler’deki yazıları, o yılların hareketli ortamında etkileyici ve besleyiciydi. Hepsinden de önemlisi düşündürücüydü. Ortamın hareketine hareket katıyordu. Sonra onlar kitap olarak da yayımlandı: Yazıyla Solumak (2002, Dergâh y.), Şiir Harmanı (2007, Ebabil y.) ve Şiirin Adaleti (Okur Kitaplığı, 2015).

Eleştirinin görevi öncelikle şiiri daha anlaşılır kılmak

2000’lerdeki hareketlilik maalesef günümüzde yok. Yeni dönem şairler, daha doğrusu genç şairler eleştirel ve teorik yazılara pek iltifat etmiyorlar. Ya ihtiyaç duymuyorlar ya da zevk almıyorlar. Oysa şiir okumak kadar önemlidir teori yazıları, ondan da önemlisi eleştiri yazılarını takip etmek. Günümüzde şiirin tartışıldığını görmüyoruz. Birkaç dergide eleştiri yazılarına rastlıyoruz, onlar da derinliğine değiller, değini şeklinde yazılmışlar. O birkaçın dışında, ele aldıkları şiiri doğru düzgün anlamadan eleştirmeye kalkışan eleştirmenler var. Bu vahim bir şeydir. Çünkü eleştirinin görevi öncelikle şiiri daha anlaşılır kılmaktır. Oysa birçok şiirden ve edebiyattan anlamaz insan eleştiriyi, karşı tarafı yok etmek şeklinde anlar. Güya karşı tarafın canını acıtma derdindedir. Oysa eleştiri, şairin daha iyi şiirler yazması yolunda atılmış bir adımdır. Karşı tarafın zaaflarını ve zayıflıklarını gösterip, onu rencide etmek veya yazmasına engel olmaya çalışmak değildir. Ali K. Metin’in eleştirilerinden öğrendiğim ilk şey bu olmuştu. O, hiçbir şiir ve yazara düşmanca yaklaşmıyordu. Her şeyden önce anlamaya çalışıyor ve anladıkça, onun eksiklerini fark ediyordu. Eksikleri fark ettiği ve çözümleyebildiği için yazıyordu. Yoksa iyice okuyup anlamadan, masanın başına ben bunu eleştireceğim diyerek geçtiğini zannetmem ki bu affedilmez bir çiğliktir. Ali K. Metin’de ise bu tür çiğliklerin esamisine rastlamak mümkün değildir.

Olgunluk, herkesin aldığı yerden vermek anlamına gelmez. Ali K. Metin’in doğru bildiği konularda her yerde ve her tür ortamda usulünce fikirlerini nasıl savunduğuna şahit olmuştum. Konu '80 Kuşağı şairleriydi. Tartışmayı açan, bir dergi editörüydü. Dergi editörünün neden bu tartışmayı açtığı belliydi. Derginin o ayki sayısında '80 Kuşağı şairlerinden biriyle ilgili detaylı bir yazı çıkmıştı. O yazıyla ilgili konuşmak istiyordu editör. Editörün konuyla ilgili konuşmak istediği kişileri makul bulmuştum. Orada en genç kişi bendim, kalabalığın içinde Ali K. Metin de vardı. Ve Ali K. Metin o kadar güler yüzlü, esprili biri olmasına rağmen, konu açıldığında gayet ciddileşmiş, herkesi dikkatlice dinlemeye başlamıştı. Sonra da kendisi konuşmuştu. Ama ne konuşma! Tartışmaya yeni birkaç boyut daha katmış, kimsenin girmek istemediği konulara girmiş, atlanılan, görülmek istenmeyen birçok ismi anmış ve söylediklerine ayrıntılı deliller getirmişti. Konuya gayet hakimdi Ali K. Metin. Konunun dikkat çekilmesi gereken, can damarı diyebileceğimiz noktalarını belirtmiş ve tartışmanın yürütülmesi gereken çerçevesini on beş dakikayı bulmayan konuşmasıyla çizmişti. Bu şekilde tartışma asıl o zaman başlamış oldu.

Düşmanlık beslemeden edebiyatla ilgili her konuyu tartışabilmeliyiz

Ortamda Ali K. Metin’in söylediklerine kısmen katılanlar vardı, onun söylediklerini tamamıyla benimseyenler yoktu. Sanırım bazıları editörden çekiniyordu. Ya da konuya yeterince hakim kimseler değillerdi. O yüzden Ali K. Metin’in söylediklerine bir sürü insan birçok açıdan karşı çıktı. Onları teker teker cevapladı Ali K. Metin. Hafızası kuvvetliydi. Şairleri ve şiir kitaplarını sayıyor, onların hangi yönden 80 Kuşağı’na ait olduklarını ve o kuşağa neler kattıklarını anlatıyordu. Söyledikleri eleştirel bir süzgeçten geçmişti, belli. Ne gereğinden fazla övüyordu ne de gereğinden fazla eleştiriyordu. Ali K. Metin’in tartışmasına bu şekilde şahit olduğum için, kendimi şanslı hissediyordum. Çok şey öğrenmiştim sohbetten. Konuşmamış, her söyleneni kaçırmamak için dikkat kesilmiştim. Tartışmada kimsenin kalbi kırılmamıştı. Sonra çaylar geldi, hatta bir şair ağabeyimiz sazı eline alıp tıngırdatmaya başlamıştı.

Olması gereken budur diye düşünmüştüm. Düşmanlık beslemeden veya nefret tohumları ekmeden edebiyatla ilgili her konuyu tartışabilmeliyiz. Bunun için de herkesin birbirine saygı göstermesi gerekir, olgunluk bunu gerektirir. Saygının ve olgunluğun Ali K. Metin’de en güzel örneklerine rastlanır.

Çevresine incelikleri fark ettiren, düşündüren bir isim Ali K. Metin

Başka bir rastlaşmamızda Ali K. Metin’in şöyle bir inceliğiyle karşılaşmıştım. Yine birçok ağabeyden oluşan bir toplulukta dergiler, kitaplar konuşulmuş, akşam olmuş, herkes evine gidecek. Ben 22 yaşlarındayım. Ankara’yı bildiğim söylenemez. Bir ağabey dağılacağımız esnada “Nerede kalacaksın, kalacak bir yerin yoksa sana temiz ve uygun bir pansiyon önerebilirim.” demişti. Ağabeyin düşünceli haline sevinmiştim, garip karşılamadım, sonuçta beni bugün tanımıştı, evine davet etmesi beklenemezdi. O gün tanıştığım Ali K. Metin ise bu diyalogu duymadığı halde çıkış kapısında beni beklemiş ve yanına çağırarak, sessizce kalabileceğim bir yerin olup olmadığını, misafir edebileceğini söylemişti. Tabii Ali K. Metin’in önerisiyle diğer ağabeyin tavsiyesi arasında dağlar kadar fark vardı. Bu farkı da Ali K. Metin’in teklifi üzerine düşünmüş ve anlamıştım. Kendisine teşekkür etmiştim, çünkü evinde kalabileceğim öğrenci bir arkadaşım vardı.

Ali K. Metin bu şekilde çevresine incelikleri fark ettiren, düşündüren bir isimdir. Yıllardır görüşemediği ama bununla birlikte sevdiği Maraşlı bir dostundan söz etmişti bana. “Hastanede çalışıyor olmalı, memur” diye de eklemişti. “O kişiyi bulabilir misin, bulursan telefonunu öğrenebilir misin?” demişti. Maraş’a döndüğümde merakla Ali K. Metin’in dostunu buldum. İsmi Mustafa Mızrak’tı. Aslında Mustafa Mızrak’ı bulmam kolay oldu. Kendisi Maraş’taki şairlerce tanınan biriydi. Zamanında şiirler yazmış, birçok dergide yayımlamıştı. Mustafa Mızrak da aynı Ali K. Metin gibi mütevazı, candan, sakin, güler yüzlü ve anlayışlı biriydi. Birkaç saatlik sohbetimizde kaç tane kitap isminin geçtiğini hatırlamıyorum bile.

Ali K. Metin’in şiirindeki dinamizm

Ali K. Metin’in şiirlerinden söz etmeye yerimiz kalmadı. Zaten bunu ayrı bir yazı olarak hazırlamak lazım. Birkaç cümle veya paragrafla geçiştiremeyeceğimiz kadar önemli bir şiiri vardır Ali K. Metin’in. Bizce en önemli ve örnek diye gösterilmesi gereken yönü ise, yeniliğe açık olmasıdır. Ali K. Metin’in her yeni şiir kitabı, belki söylem olarak o sağlam, sarsılmaz ve güçlü duruşundan taviz vermez ama biçim, ses, ahenk olarak değişir, yenilenir. Ali K. Metin gençleri, yeni dergileri yorulmak bilmez şekilde takip eder, şiirle ilgili her hareketlilikle ilgilenir. Ve oradan alacağını alır. Alırken kesinlikle herhangi bir kompleks belirtisi göstermez. Şiirin durağan bir şey olmadığını bilir. Şiir her dönem değişik biçimde ifadesini bulmuştur, o ifadeyi yakalamadan, anlamadan ve anlamlandırmadan, yeni bir şiirin kapısını zorlayamayız. Şiir kendini sürekli yenilemektedir. Hele ki modern çağda, hele ki postmodern diye nitelendirilen günümüzde. Her şey hızla değişmektedir. İnsan da bu değişimden kendine düşen payı almaktadır. İnsan değişiyorsa, şiir de değişecektir. Ali K. Metin’in şiirindeki dinamizm, bu şekilde çağın yol açtığı değişimleri aktif olarak kollamasından kaynaklanmaktadır.

Şimdilerde Ankara denilince aklıma gelen birkaç isimden biridir Ali K. Metin. Onunla tanışmayı ve görüşmeyi çok istemiş olduğumdan sanırım, Ankara’ya her gittiğimde bir şekilde karşılaşmış, sohbet etmişizdir. Öyle bir an'ı yine kolluyor ve özlüyorum.

 

Ömer Yalçınova yazdı

Güncelleme Tarihi: 14 Ocak 2016, 16:21
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13