İmanla yumuşayan kalbin sahibi: Hint binti Utbe

"İmanla şereflenmeden önce kalbinde kin ve intikam duyguları hâkim olan ve kendi cahiliye dönemini zirvede yaşamış, intikam duygusu ile tanınan bir hanım. Dönemin ileri gelen ailelerinden, şairlerinden ve güçlü karakterlerinden arasında Hint binti Utbe." Esma Nur Altan yazdı.

İmanla yumuşayan kalbin sahibi: Hint binti Utbe

Hint binti Utbe, Mekke’nin ileri gelen ailelerinden birinde doğmuştur. Babası azılı müşriklerden Utbe İbni Rebia, annesi Safiyye binti Ümeyye’dir. Babası Utbe döneminde şair bir kişilik, cömert ve saygıdeğer bir şahsiyet olarak tanınmıştır. Hint binti Utbe de babasının bu özelliklerini taşıyan bir hanımdır. İlk olarak Fâkıh İbni Muğire ile evlenmiştir ve bu evlilikten Eban adında bir oğlu olmuştur. Eşinden uğradığı bir iftira sonucu boşanmış ve ailesinin yanına geri dönmüştür. Hint, döneminde beğenilen bir hanımdır ve yaşanılan bu olaya rağmen başka talipleri olmuştur. Bulunduğu yeri dolduran, zeki ve ne istediğini çok iyi bilen bir hanım olan Hint, kendisine gelen taliplerin makam ve şöhretlerinden önce vasıflarını öğrenmek istemiş ve kararını da ona göre vermiştir. Vahyin ilk günlerinde İslâm’a düşmanı olan Hint, eş seçiminde de bu konuyu ön planda tutmuştur. Uzun yıllar İslâm’a karşı nefret dolu olan Hint, dönemin azılı müşriklerinden Ebu Süfyan ile evlenmeyi kabul etmiş ve bu evlilikten Muaviye ve Utbe adlı oğulları ile Cüveyriye ve Ümmü’l Hakem adlı kızları dünyaya gelmiştir.1

Kültürlü bir ailede yetişmiş, dönemin okuma yazma bilen sayılı hanımlarından olan Hint, fasih bir dil konuşmaktadır, zamanında iyi bir şair, söz ustasıdır. Zeki ve sözü dinlenilen, sert mizaçlı ve güçlü bir karakterdir. Tüm bu özelliklerini cahiliye döneminde İslâm’a karşı bir araç olarak kullanmıştır.

Sıra Uhud Gazvesi’nde

Hint binti Utbe, Resulullah’ın  ve vahyin ilk günden itibaren baş düşmanlarından olmuştur. Bu düşmanlığın zirveye ulaştığı zaman ise Bedir Gazvesi’dir. Bedir Gazvesi’nde babası Utbe, amcası Şeybe, kardeşi Velid ve üvey oğlu Hanzala başta olmak üzere birçok yakınını kaybeden Hint’in hayatını düşmanlık, intikam ve kin duyguları kaplamıştır. Yaşadığı acı dinmesin, intikam duygusu gözyaşlarıyla sönmesin diye hiç ağlamamıştır. Bedir’de öldürülenlerin öcü alınmadıkça gülmeyeceğine, koku sürünmeyeceğine, eşiyle beraber olmayacağına dair yemin etmiş, günlerini alacağı intikamın hayallerini kurarak geçirmiştir.

Sürekli intikamını almak için planlar yapmakta, eşini ve diğer müşrikleri güçlü hitabetiyle yeni bir savaşa hazırlamaktır. İntikam için en önemli fırsat yeni bir savaşın olmasıdır ve Uhud Gazvesi, Hint için önemli bir fırsattır. Uhud Gazvesi’nde müşrik ordusunun başı ve eşi olan Ebu Süfyan’ın yanında yer almış ve Kureyşli diğer kadınlarla birlikte def çalıp şiir okuyarak orduyu savaşa teşvik etmiştir. Bunların yanında yakınlarını öldüren Hamza’yı  şehid etmesi için Vahşi bin Harb’i görevlendirmiştir. Onu azat edeceğine ve malından vereceğine dair vaatlerde bulunmuştur. Uhud Gazvesi’nde Hint, amacına ulaşmış Hamza  şehid olmuştur. İslâm’a karşı olan düşmanlığı bunlarla sınırla kalmamış, Mekke’nin fethine kadar elindeki her fırsatı düşmanlık için kullanmıştır.

Perde açılıyor

Mekke’nin fethi, Hint için tahammül edilemez ve içindeki intikam duygularını harekete geçiren bir durumdur. Allah Resulü İslâm ordusuyla birlikte Mekke’ye yaklaşırken elçi olarak seçilen Ebu Süfyan ile görüşmüştür. Ebu Süfyan, Kureyş müşriklerine gelerek: “O, sizin karşı koyamayacağınız bir ordu ile başucunuza gelmiş bulunuyor. Ben sizin görmediklerinizi gördüm. Sayısız erler, atlar ve silahlar gördüm ki onlara hiç kimsenin gücü yetmez. Kim Ebu Süfyan’ın evine girerse, kim kendi evine kapanırsa, kim Mescid-i Haram’a sığınırsa ona eman verilmiştir.” dedi. Kocasının bu sözlerine çok sinirlenen ve ondaki değişimi anlayan Hint, sakalından tutarak ona hakaretler etmeye başlamıştır ve “Ey Galib Hanedanı! Şu kocamış hayırsız adamı, şu elçinizi öldürünüz! Çünkü o dininden dönmüştür.” diye tepkisini göstermiştir. Yaşanılan bu durumu kabullenemeyen Hint; eşini ve çocuklarını bu orduyu engellemeleri için etkilemeye çalışmıştır. İstediği dönüşleri alamayan Hint çaresiz bir şekilde evinin camından Kâbe’yi ve gelen orduyu izlemeye başlamıştır.

Allah Resulü ve 10 binden fazla ashabı, eziyetlerle çıkarıldıkları yurtlarına tevazu içinde ve kan akıtmadan girmişlerdir. Kâbe’deki putları kırdıktan sonra Bilal  ezan okumuş ve namaz kılınmıştır. O gece Müslümanlar gecenin tamamını tekbir, namaz, dua ve niyaz hâlinde geçirmişlerdir. Hint hiç konuşmadan bütün gece onları izlemiştir. Ebu Süfyan eşinin yanına geldiğinde onun kendi kendine “Muhammed’in İlâhı, Kureyş’in ilahlarından büyükmüş…”  dediğini duymuştur. Ebu Süfyan eşinin bu hâline anlam veremediğinden onunla konuşmaya çalışmış ama cevap alamamıştır. Hint yıllarca kin ve intikam ile doldurmuş olduğu kalbini belki de ilk defa o gece hissetmiştir. Nefsiyle ve kalbiyle yaptığı savaşın sonunda kocasına dönerek şöyle demiştir: “Ben Muhammed’e biat etmek istiyorum. Şuna kesinlikle inanıyorum ki bu geceden önce Kâbe’de Allah’a hakkıyla kulluk edilmemiştir. Yemin ederim ki Müslümanlar, bütün geceyi namaz kılarak, ayakta, rükûda ve secdede geçirdiler.” Ebu Süfyan bu duruma şaşırır ve emin olmak için tekrar sorar. Eşinin kararının kesin olduğunu anlayınca geçmişte yaptıklarından dolayı Resulullah’ın  yanına güvenilir biriyle birlikte gitmesini tavsiye eder. Hint binti Utbe geçmişinden dolayı kabul edilip edilmeme, öldürülebilme ihtimallerinden korktuğundan yüzünü kapatarak Resulullah’ın  yanına bir grup hanım ile birlikte gitmiştir.2

“Ey Peygamber! Mümin kadınlar Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacakları, hırsızlık yapmayacakları, zina etmeyecekleri, çocuklarını öldürmeyecekleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira düzüp getirmeyecekleri, dine ve akla uygun hiçbir konuda Sana karşı gelmeyecekleri hususunda Sana biat etmeye geldiklerinde onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. Kuşkusuz Allah bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.”3 Ayet-i Kerimesi ile biatlarını etmişlerdir. Biat sırasında verdiği cevaplardan dolayı Resulullah  onu tanımış, “Demek sen Hint binti Utbe’sin?” diye sormuştur. Hint yüzünü açarak “Kendisi için seçtiği dini muzaffer kılan Allah’a sonsuz hamd ederim. Senin de affını istirham ederim ey Muhammed! Ben, Allah’a inanan, senin getirdiklerini tasdik eden bir kadınım. Ben Hint binti Utbe’yim. Allah geçmişleri bağışlar! Sen benim geçmişlerimi bağışla ki Allah da Seni bağışlasın!” demiştir. Hint yaptıklarından dolayı alacağı tepkiden tedirgindir ama Allah Resulü’nün, “Sen de hoş geldin! Müslümanlığın mübarek olsun.” buyurması ile kalbi rahatlamıştır. Ardından “Vallahi ya Resulullah! Dün, yeryüzünde senin aile efradının perişanlığını istediğim kadar özlemini çektiğim hiçbir şey yoktu. Bugün ise senin aile efradının izzet ve şerefe ermesi kadar özlem duyduğum bir şey yoktur. Gözümde bu aile fertlerinden daha değerli hiç kimse bulunmamaktadır.” dedi. Bunun üzerine Resulullah , “Öyledir vallahi, Ben sizlere çocuklarınızdan, ana ve babalarınızdan daha sevgili olmadıkça imanınız kemal bulmaz.”4  buyurmuştur. Hint  iman ettikten sonra Yermük Savaşı’na Ebu Süfyan’la birlikte katılmış, orduyu şiirleri ve konuşmalarıyla teşvik etmiştir.

İşte İslâm budur. Nasuh bir tövbe ile öncesinin hesabını sormaz, kin dolu bir kalbi iman ile iyileştirir. Hint  ile insan fıtratının iman nuru ile nasıl şekillendiğine şahid olduk. Zamanının etkin ve güçlü karakterinden biri olmasının yanı sıra dönemin en iyi şairlerinden de olan Hint’in kesin olmamakla birlikte Osman’ın  halifelik döneminde vefat ettiği rivayet edilmektedir.

Allah onlardan razı olsun.

Esma Nur Altan

Kaynakça:

1  Mehmet Yaşar Kandemir “Hind binti Utbe”, TDV İslâm Ansiklopedisi

2 “Hint binti Utbe (Radıyallahu anha) Saliha Hanımlar” https://www.youtube.com/watch?v=lh8WODX2ahE

3  Mümtehine Suresi, 12

4 Buharî, İman, 8; Müslim, İman, 69,70

Yayın Tarihi: 29 Aralık 2021 Çarşamba 10:00
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26