İmam Ca'fer dünyayı ilimle dolduran kişidir

Eimme-i isnâ aşer diye tabir olunan on iki imamın altıncısı halkası, Hz. İmam Câfer-i Sâdık'tır. Ahmed Sadreddin yazdı.

İmam Ca'fer dünyayı ilimle dolduran kişidir

 

 

On iki imam hazerâtının altıncısı Hz. İmam-ı Câfer-i Sâdık, hicretin seksen üçüncü yılında Rebi'ül-evvel ayının on yedinci gecesi, Medine'de dünyayı teşif etmiş. İmam Muhammed Bâkır Hazretleri’nin oğlu ve İmam Zeynelâbidin Efendimizin de torunudur. Muhterem valideleri de, Hazret-i Ebu Bekir Efendimizin torunu Hazreti Kâsım'ın kızıdır.

Câfer-i Sâdık Efendimiz, "Hz. Ebu Bekir-i Sıddık, benim iki kere babamdır" buyurmuş. Bu söz kendisinin hem neseben, hem de manen pak silsilesinin Ebu Bekir-i Sıddık Efendimize dayandığını ifade etmişler. İmam Câfer-i Sâdık Efendimiz, velayet yönünden Hz. İmam Ali'nin, nübüvvet yönünden de Hazreti Ebu Bekir'in (r.a) feyz-i akdeslerinin vârisidir.

Size kimse benim gibi anlatamaz

Âlimler ve büyük sûfilerin, ilminin ve feyzinin genişliğinin, aklın ihatasından uzak olduğunu söylediği, on iki imam hazerâtının altıncısı İmam Câfer-i Sâdık, "Bana, benden evvelki şeyleri de sorunuz. Zira benden sonra size hiç kimse benim gibi anlatamaz" buyurmuştur.

İmam Ebû Hanîfe, İmam Mâlik b. Enes, Süfyân b. Uyeyne ve Süfyân es-Sevrî gibi devâsâ şahsiyetler, sahili olmayan bu ilim ummanından istifâde etmişler. İmam Ebû Hanîfe, "Vallahi İmam Ca'fer'den daha fakîh birini görmedim!" diyerek, Hz. İmam'ı överken; İmam Mâlik b. Enes de, "İbadet, ilim ve takvâ bakımından İmam Ca'fer'den daha faziletlisini ne göz görmüş, ne de kulak işitmiştir!" diyerek kadrini ifade etmiş.

İmam Ca'fer, dünyayı ilim ve fıkıhla doldurdu

Kendisinden yaklaşık bir asır sonra gelen Câhız, "İmam Ca'fer, dünyayı ilim ve fıkıhla dolduran kişidir. Ebû Hanîfe ve Süfyân es-Sevrî'nin O'nun öğrencileri olması, bu meyanda yeterli huccettir" diyerek, İmam Câfer Efendimizin, asırlar geçtikten sonra bile yaşayan hatırasını vurgu yapmış.

İmam Cafer-i Sadık Efendimizin, irfan ve marifet pınarından süzülen latif sözleri ve nükteleri, ulemâ ve evliyaullah arasında pek meşhur olmuş, sohbet meclislerinde menâkıb-ı âlileri anlatıla gelmiş ve kitaplara yazılmış. Tasavvuf büyüklerinin izinden yürüdüğü İmam Ali (k.v), evladından olan Hazret-i İmam'ın dünyayı teşriflerini yetmiş beş yıl evvelden haber vermiş.

İmâm-ı Âzâm'a nazar etmişti

Câfer-i Sâdık Hazretleri, on iki imam hazerâtının dördüncüsü ve dedesi İmam Zeynelâbidin Efendimize birçok konuda benzermiş.

Dedesi İmam Zeynelâbidin gibi nazarı pek kuvvetli olan İmam Câfer-i Sadık'ın bu husûsiyeti İmam-ı Âzam Ebû Hanife Efendimizin de üzerinde tecelli etmiş.

İmâm-ı Âzâm, Câfer-i Sâdık Efendimizin meclislerinde pek bulunmamakla birlikte, kendisine derin bir saygı duyar ve rastladığı vakit, saygı ve hürmetle selam verir, hatırını sorarmış. Ebu Hanife Efendimiz, dünyadan göçmeden iki sene evvel yine İmam Câfer-i Sâdık ile rastlaşır.

O iki yıl olmasaydı, Nu'man helak olmuştu

“Sen, İslâmiyet’e çok hizmet ettin, çok büyük de gayret sahibisin ama bilmen lâzım gelen başka şeyler de var!” diyerek elini İmâm-ı Âzâm'ın yüzünü sürmüş ve kendisini mübarek nazarlarını atfetmişler. Olayı yaşayanların iki büyük zâtın bilebildiği bir sebeble, İmam-ı Âzâm koşarak eve gider ve bu nazara tahammül etmede zorlanır. Bu olayın akabinde, ömrünün son demlerinde, İslâm'ın muhabbetle yorumu olan tasavvuf neşvesini bürünen İmâm-ı Âzâm Ebu Hanîfe, bereketli hayatının bu dönemine işaret ederek, "O iki yıl olmasaydı, Nu'man helak olmuştu!" dediği rivayet olunur.  

Câfer-i Sâdık Hazretleri’nin sahip olduğu bu yüce hususiyeti, kendisinden ilim talim eden talebelerinde de görülürmüş. Diğer müderrislerin altı ay kadar bir sürede vereceği dersi, Hz. İmam Câfer-i Sadık, yarım saatte öğretirmiş. Kendisinden ders alan talebeler, diğer öğrencilerin üç yılda elde ettiği ilmi dereceye, iki günde rahatlıkla gelirlermiş.

İlmin intikâli hususundaki bu özelliğini, kendisinin İmam Ali Efendimizin vârisi olmaklığına bağlayan İmam-ı Câfer Efendimiz, ilmin kapısı Hayder-i Kerrar Efendimizden aldığı mirası, yaşadığı müddet içinde cömertce neşretmiş.

Tefsirde de yektâ idi

Câfer-i Sâdık Hazretlerinin mümeyyiz vasıflarından bir tanesi de müfessirliğidir. Kur'an-ı Kerim ayetlerini yorumlamadaki üstünlüğü, kendisinin büyüklüğünü gösteren bir diğer hususiyetidir. İmam Câfer-i Sâdık'ın Kur'an-ı Kerim yorumları, yakın zamanlarda Yunus Emre Gördük tarafından hazırlanan, "İmam Cafer Es-Sadık ve O'na İsnad Edilen İşari Tefsir" isimli kitapta yakın toplandı.

Hz. İmam Câfer, madde ve mana ilimlerinde yekta bir zât-ı şerif ve evlâd-ı Rasûl'ün çok kıymetli bir ferdidir. Hz. İmam'ın hikmetli sözleri ve yetiştirdiği büyük zâtlar, yüce dinimizin yaşanması hususunda çok büyük hizmetlerde bulunmşlar.

Hicretin yüz kırk sekizinci yılında Recep ayının on beşinde âlem-i ahirete intikal eden Hz. İmam Câfer-i Sâdık, babası Muhammed Bâkır Hazretleri, dedesi Hz. İmam Zeynelâbidin ve büyük amcası Hazret-i Hasan Efendimizin yanı başında, baki kabristanlığındadır. Himem-i aliyyelerine ve şefaatlerine mazhar olmak devletine ermeyi Allah nasib eylesin.

 

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2017, 14:08
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13